Çocukların sosyal, duygusal ve kişilik gelişimini en çok etkileyen ailesidir. Ancak geniş aile, öğretmenler, yaşanılan çevrenin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını göz ardı edemeyiz. Çocuklar hayata dair ilk bilgileri, sosyal kuralları ve sınırları bu ortamlarda öğrenir; arkadaşları ve diğer sosyal çevreleriyle kurdukları ilişkiler de bu temeller üzerinde şekillenir. Dolayısıyla bugün görülen davranış sorunları aslında geçmiş öğretilerin bir yansımasıdır.
Son zamanlarda özellikle ergenlik dönemindeki erkeklerde gerekçesi oldukça basit nedenlerle ölümle sonuçlanan şiddet davranışlarına sık rastlıyoruz. Bu durum yalnızca adli bir mesele değil; aynı zamanda son derece ciddi bir ruh sağlığı dolayısıyla toplum sağlığı sorunudur. Bu yazıda, bu davranışların olası nedenlerini ve çocuğumuzda gördüğümüzde göz ardı etmememiz gereken uyarı işaretlerini ele alacağız.
Benlik Algısı ve Beyin Gelişimi
Psikolojik açıdan bu dönem, çocuğun kimliğini ve değerini sorguladığı bir dönemdir. ‘Ben kimim?’, ‘Neler yapabilirim?’, ‘Değer yargılarım nelerdir?’ gibi sorularla kendini tanımaya çalışır. Kendi değerini büyük ölçüde aldığı geri bildirimlerle inşa eder. Çocuğa söylenen hitaplar, verilen tepkiler benlik algısını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu süreçte ‘değersizim’, ‘beni kimse önemsemez’, ‘ciddiye alınmayan biriyim’ gibi düşünceler geliştiren çocuk en ufak bir davranış, eleştiri veya bakışla tetiklenip orantısız tepkiler verebilir. Dolayısıyla bu sağlıksız davranışlar aslında kırılgan olan benliği koruma çabasından kaynaklanır.
Ayrıca ergenlik dönemi; planlama, muhakeme, dürtü kontrolü ve sonuçları öngörme gibi yürütücü işlevlerden sorumlu olan prefrontal korteks henüz tam gelişmediği bir dönemdir. Bu yüzden ergenler olayları değerlendirirken zorlanabilir ve sonucunu düşünmeden hareket edebilir. Bu gelişimsel süreç ergenin olaylara uygun olmayan tepkiler vermesine zemin hazırlar.
Bastırılmış Öfke
Sürekli eleştiren, küçümseyen, ihmal eden ya da cezalandıran ebeveyn tutumları çocuklarda bastırılmış öfkenin gelişmesine neden olur. Bastırılan öfke, dışa vurulması mümkün ortamlarda ani ve orantısız bir şekilde açığa çıkabilir. Ergen, öfkesini yönetmeyi öğrenemediğinde, bu duygu saldırganlık, kendine ya da başkasına zarar verme gibi sağlıksız yollarla kendini gösterir.
Kültürel Etkiler ve Sosyal Medya
‘Erkek adam ağlamaz’, ‘Erkek adam kendini savunmasını bilir, kendini ezdirmez’, ‘Korkak adamı ortama almazlar’ gibi kültürel söylemler güç kavramını; duyguları göstermemek, sert olmak ve karşısındakini ezmek üzerinden öğrenilmesine yol açabilir. Bazı diziler, sosyal medya içerikleri, oyunlar bu öğretileri destekler. Sertliği ve şiddeti yücelten bu içerikler kimlik gelişimi sürecinde olan ergenlerin örnek alabileceği modeller oluşturur.
Oyunlar da ‘en çok öldüren kazanır’; dizilerde ise, mafyatik tavırları olan, bir grubun başı, sert, sözü geçen, müdahaleci ve şiddet uygulayan karakterlere saygı duyulur. Kızlar bu adamlara aşık olur. Bu algılar özellikle ergenlerin zihninde, şiddetin istenen, kabul edilen ve güçlü kılınan bir davranış biçimi olarak değerlendirmesine yol açabilir. Etkilenmeye açık olan benlik algısını şekillendiren çevresel uyarıcılar oldukça önemlidir.
Travma, Şiddet ve İhmal
Travma, şiddet ve ihmal ortamında büyüyen çocuk bunu normalleştirir. Gördüğü davranış örüntüsünü içselleştirmiştir. Yanlış yaptığını düşünmez, yapılması gerekeni yapmıştır. Sorun çözme, kendi itibarını koruma, sınır koyma ancak sert tavırlarla ve şiddetle mümkünmüş gibi algılar. Bu yolda karşı tarafın canının yanması çoğu zaman onda bir şey hissetmez. Bu örüntüye sahip çocuklar kendileri gibi olanı hemen bulur ve birlikte oluşturdukları gruplar daha fazla risk taşır. Çünkü grup dinamiklerinde hırsızlık, tehdit, kavga, başkalarına zarar verme gibi olumsuz davranışlar normalleşmiştir.
Risk Sinyalleri: Ne Zaman Dikkate Almalıyız?
-
Sıklıkla öfkeli olma, çabuk kırılma, alınma, öfke patlamaları
-
Oyunlarda istedikleri olmayınca saldırganlaşma
-
Kurallara uymama, öğretmen, anne, babayla sürekli tartışmaya girme
-
Bilerek kızdırma, tahrik etme
-
Yaptıkları hataların suçlusunu hep dışarda arama
-
Sıklıkla kavga başlatma, gözdağı verme
-
Başkalarını yaralayabilecek suç aletleri bulundurma
-
İnsanlara ve hayvanlara acımasızca davranma
-
Eşyalara zarar verme
-
Çalma davranışları
-
Okuldan kaçma ya da eve gelmeme gibi problemler
Bu belirtiler göz ardı edilmeyecek kadar önemlidir. Ergenlik öncesi dönemde benzer tutumlara büyük oranda rastlanılır. Bu nedenle fark edilen ilk anda bir psikolog veya psikiyatristten destek alınmalıdır. Bu çocuklarla ne kadar erken çalışılmaya başlanırsa; dürtü kontrol becerileri, iletişim becerileri, sosyal beceri geliştirme, duyguları anlamaya yönelik çalışmalar o kadar etkili olur. Aileye de tutum ve sağlıklı iletişim kurma konusunda psikoeğitim sağlanmalıdır. Erken müdahale, hem çocuğun ruh sağlığını korumak hem de olası ciddi sonuçların önüne geçmek açısından hayati önem taşır.


