Büyükannemden sıkça işittiğim ve şimdilerde sıkça kulaklarımda çınlayan bir sözdür bu: “Senin elin seni sevindirir” Geriye dönüp baktığımda bu cümlenin, hayatımın en zor anlarına dair çok sade ancak güçlü bir gerçeği bizlere anlattığını fark ediyorum. Üstelik yalnızca kişisel dünyalarımızda değil iş hayatında, çalışan deneyimine dair güçlü bir anlam barındırdığını da gözlemliyorum. Modern ve rekabetçi iş dünyası, çalışanların sürekli üretken, dayanıklı ve motivasyon sahibi olmalarını bekliyor. Bu motivasyonu sürdürülebilir hale getirmekte ise hem kurumlar hem de çalışanlar zorlanabiliyor. Kurumsal hayatta genellikle hedef sistemleri, performans değerlendirmeleri, primler gibi dışsal araçlarla sağlanan motivasyon, güvenilir bir itici güç kaynağı olmadığı gibi sürdürülebilir bir güç de sağlamayabilir. Güvenilir değildir çünkü dalgalıdır. Bir gelir bir gider. Sürdürülebilir olması ise sadece dışsal kaynaklarla sağlanamaz çünkü bireylerin içsel kaynakları da en az dışsal destekler kadar önemlidir. Peki dış destekler azaldığında ve motivasyon dalgalandığında elimizde ne kalır?
İçsel Motivasyon: Şartlar Değiştiğinde Geriye Kalan Güç
Yaptığımız işe yüklediğimiz anlam, gelişim hedeflerimize dair duyduğumuz heyecan ve inşa ettiğimiz bireysel değerlerle uyumlu yaşayabilme kararlılığı içsel motivasyonumuzu etkileyen en önemli faktörlerden birkaçıdır. Bu kıymetli süreçte ise ödül, takdir ve somut çıktılarla beslenen dışsal motivasyon kaynakları kimi zaman kalıcı ve tatmin edici olmayabilir. Kurumsal dünyada bu iki motivasyon türünün birlikte var olması beklenir ancak zor zamanlarda hangisinin kalıcı ve güçlü olduğunu tahmin edebileceğinizi umuyorum. Organizasyonel değişimler, ekonomik zorluklar, hedef baskıları dışsal motivasyon kaynaklarını kimi zaman zayıflatabilir. Hızla değişen günümüz iş dünyasında özellikle belirsizlik arttığında ve güven duygusu sarsıldığında ayakta kalabilen çalışanlar, daha çok motive edilenler değil içsel motivasyonunu sağlam tutabilenler olacaktır. Öz-yeterlilik ve duygusal dayanıklılıkla yakından ilişkili olan içsel motivasyon, çalışanın kendi emeğine verdiği değerle doğrudan ilişkilidir. Dışsal kaynaklara kontrolü tamamen bırakmadan zor koşullarda da kendi değerleri doğrultusunda harekete geçebilen çalışanlar, iş dünyasında sağlam adımlarla ilerleyebilir. “Senin elin seni sevindirir” sözü ise tam da bu noktaya temas ederek, koşulları ve durumları zor zamanlarda arka plana koyabilmeyi hatırlatır. Aynı zamanda bireyin kendi hedefleri ve değerleri için verdiği emeklerin karşılığının yine kendi yolculuğuna katkı olarak döneceğini hatırlatır.
İç Motivasyonun Sessiz Kaynağı
Motivasyon güvenilir bir itici güç kaynağı değildir. Çünkü dalgalıdır. Bir gelir bir gider. Bir sabah uyandığınızda her şeyi başarabilecek tüm gücü kendinizde bulabilirken başka bir gün belki de birkaç saat sonra bile bu şişirilmiş enerjiyi kaybedebilirsiniz. Bu yüzden içsel motivasyon da çoğu zaman büyük dönüşüm ve kırılma anlarında değil küçük adımlarla yürünülen gündelik emeklerle şekillenir. Yeni bir yetkinlik kazanmak için harcanan çaba, kendini tanımak ve değerlerini inşa etmek için çekilen sancılar, başkalarının sesine kulak asmadan anlamlı bulduğu bir yönde ilerleyebilir… Dışarıdan her zaman herkesin görebileceği değerler olmasa da bireyin kendisiyle yarattığı ilişkiyi derinden etkiler ve dönüştürür. Kısa vadede ölçülmesi zor olsa da uzun vadede kalıcı kazanımlar elde etmemizi sağlayacak en önemli faktörlerden biri de içsel motivasyonumuzdur. Bu motivasyon özsaygıyı artırarak, karar alma becerilerini güçlendirir. Bireyin kendi hayatına hakim olduğunu, aktif şekilde kontrol sahibi olduğunu hatırlatır. Durumlar özelinde değil bütün kariyer yolculuğuna yayılan büyük bir güç sağlar. Kendi gelişimine yatırım yapmayı öğrenen bireyler dışsal kaynaklara ve koşullara da daha az bağımlı hale gelir. Yol boyunca motivasyon kaynakları, kişinin kendi emeğine verdiği değer ve gösterdiği saygıdan beslenir. Bu bağlamda sevgili büyükannemin sözü yeni bir anlam kazanıyor ve bizlere başkalarının yönlendirmesi olmadan kendi çabasıyla yürüyebileceği eşsiz yolculuğu anımsatıyor.
Kurumsal Dünyada Bireysel Kazançlarla Ortak Değerler İnşası
Kendi değerleri ve hedefleri için emek veren çalışanlar kurumlar için de yükselen ve dönüşen başarı inşası için önemli ve anlamlıdır. Çünkü bu tür bir motivasyonla hareket eden bireyler daha üretken, daha esnek ve bilinçli tutumlar geliştirerek çalışmalarını sürdürebilirler. Gelişimini sahiplenmekte ipleri eline almaktan geri durmayan çalışanlar, dayanıklılık ve değişime açıklık anlamında da dışsal baskılardan çok içsel dinamiklerle yolculuklarını sürdürür. Bu aşamada kurumlara düşen en büyük rol ise bu motivasyonu yaratmaktan ziyade çalışanların kendi emeklerini anlamlandırabilecekleri bir zemin sağlamak olacaktır. Uygun sınırlar çerçevesinde çalışanların özerkliğini desteklemekten çekinmeyen profesyonel yöneticiler, çalışanların kendileri için yaptığı her tür yatırımın zaman içinde kuruma fayda sağladığını da bilmektedir. Karşılıklı kazancın esas alındığı bu dinamik ilişkinin merkezinde yine birey yer alır. Kurumun desteği yön gösterici ve bağlayıcı olsa da en kalıcı bağlılık bireyin kendi çabasıyla kurduğu bağlardan doğacaktır. En nihayetinde insanlar değer verdiği emekler ve değerler için koruyucu olurlar ve anlam inşa edebildikleri yerde kalmayı tercih ederler.
Görüldüğü üzere, kişinin kendi yolculuğu için attığı adımlar yalnızca kariyerini değil kendi yaşamıyla kurduğu bağı, özdeğeri ve saygısını, dayanıklılığını da besleyerek sağlamlaştırır. Kurumlar bu emekleri destekleyebilir, çalışanlara yön verebilir ancak hiçbir dışsal destek ve itki kişinin kendisiyle kurduğu bağın ve emeğin yerine geçemeyecektir. En kalıcı motivasyon kaynağı da kendi çabalarımıza duyduğumuz güvenle çıktığımız yollarda bizim en önemli destekçimiz olacaktır.
Rahmetli büyükannemin hatırasına, sevgiyle…


