Sosyal medya söylemiyle vision board, Türkçe söylemiyle hayal panosu… Peki bu sadece dayatılan popüler bir kültür mü, yoksa gerçekten bir etkisi var mı? Ben astrolog değilim ya da evren ve enerji teorileri üzerine araştırmalar yapan bir uzman da değilim. Bugün sizlerle bu konuyu psikolog kimliğimle ele alacağım ve psikolojik etkileri üzerine bir perspektif sunmaya çalışacağım.
Yeni Yıl Geçti, Panolara ne Oldu? Peki Ya Hayallere?
Son yıllarda sosyal medyada aralık ayının gelmesiyle birlikte hayal pano tasarımları üzerine pek çok içerik üretiliyor. Nasıl yapılması gerektiğinden, hangi görsellerin seçileceğine; panodaki görsellerin gerçekleşeceği inancına kadar geniş bir yelpaze mevcut. Ancak yeni yıl geçtikten sonra bu konu adeta yok olur. Bir görev gibi yalnızca aralık ayında gündeme gelir ve bir sonraki aralığa kadar rafa kaldırılır.
Peki ben neden bugün bu konuyu ele alıyorum? Çünkü hayal panosunu yapanlar için yeniden, o panolara farklı bir bakış sunmak; yapmayanlar için aslında geç kalmadıklarını hatırlatmak ve bir sonraki aralık ayında yapmak isteyenler için mini bir rehberlik sağlamak istiyorum.
Neden Hayal Panosu?
Bu soruya kesin bir yanıt vermek mümkün değildir. Her bireyin farklı bir ihtiyacı ve motivasyon kaynağı vardır — tıpkı diğer konularda olduğu gibi. Ancak genel bir değerlendirme yapmak gerekirse birkaç temel neden öne çıkar:
1. Hayallerin Gerçekleşme İsteği Doğamız gereği hayal kurma ihtiyacımız vardır. Evet, bir ihtiyaç… Çünkü yarınlara duyduğumuz beklenti büyük bir motivasyon kaynağıdır. “Yarın başaracağım.” “Yarın güzel bir iş teklifi alacağım.” Ama bu “yarın” cümleleri olumsuzlaştığında psikolojik zorlanmalar da beraberinde gelir: “Yarın hiçbir şey olmayacak.” “Yarın bir şey değişmeyecek.” Bu fark oluştuğunda hayal kurma isteği giderek azalır. Çünkü yarınlardan kesilen umut, kurulan hayallerin gerçekleşeceği inancını da baltalar. Bu konu psikolojik danışmanlık süreçlerinde sıkça ele alınan bir semptomdur.
Burada önemli bir ayrım vardır: Hayallerin gerçekleşmesini istemek ile eyleme geçmek arasında. Hayal panosu oluştururken seçtiğiniz resimler sadece kendiliğinden —şans, tesadüf, kısmet, enerji— gerçekleşmesini beklediğiniz şeylerden mi oluşuyor? Yoksa bu görselleri hayatınızda “gerçek kılmak” için kendinize şu soruları soruyor musunuz?
-
Motivasyonum ne kadar yüksek?
-
Planlarım net mi?
-
Hedef listem var mı?
Hayallerin gerçeğe dönüşmesinde elbette sizin çabanız dışında olan koşullar da vardır. Ancak sorumluluğun tamamen sizde olmadığı gibi, tümünü dış etkenlere atfetmek de doğru değildir. Panonuza bakarken kendinize şunu sorun: ‘Bu hayalin gerçek olması için nasıl adımlar atabilirim?’ Bu sorunun ardından küçük bir oranlama yapmak da farkındalık yaratır: Bu hayalin gerçekleşmesi % kaç bana, % kaç dış etkenlere bağlı? Bu net ayırım, sizi hayalden koparmaz ama gerçekliğe yaklaştırır.
2. Popüler Kültürün Etkisi Bazen bir eylemin ardındaki temel neden, popüler kültürün dayatması olabilir. Bir içeriğe çok fazla maruz kalmak, sanki herkes tarafından yapılması gereken “mecburi bir zorunlulukmuş” gibi hissettirebilir. Yapmadığınızda eksik, yetersiz ya da dışlanmış hissedebilirsiniz. Bu duygular çok gerçektir. Birbirinden renkli masalarda, sevgililerin ya da arkadaş gruplarının yaptığı hayal panolarına sıkça denk gelirsiniz.
Peki bu size nasıl hissettiriyor? Bu hissin üzerine hiç yoğunlaştınız mı? Gerçeği söyleyelim: Hayal panonuzu oluştururken gösterişli masalarınız, kalabalık arkadaş gruplarınız ya da sevgiliniz olmak zorunda değil. Elbette yapılabilir ama yalnızca gerçekten bunu istiyorsanız. Popüler kültürün etkisini bütünüyle olumsuz görmek gerekmez. Önemli olan, neyi neden yaptığınızı fark etmek ve duygularınızın farkında olmaktır. Popüler kültürle keyif alacağınız, iyi oluşunuzu destekleyecek bir ilişki kurabilirsiniz. Ancak bu ilişki sizi yoran, yetersiz hissettiren veya kaygılandıran bir hale bürünmemelidir.
3. Sadece Yapmak İstemek Bazen hiçbir neden olmadan sadece isteriz. Bu motivasyon da en az diğerleri kadar gerçektir. Bir beklentiniz olmayabilir, gerçekleşmeyeceğini düşündüğünüz görselleri bile panonuza koyabilirsiniz. Belki sadece zaman geçirmek ya da sosyalleşmek için yapmışsınızdır. Eğer motivasyonunuz “sadece yapmak için yapmak” ise bunun farkında olun. Çünkü zor bir dönemden geçerken, o dönemde “sadece eğlencelik” olarak yaptığınız bir pano bile moralinizi bozabilir. Depresif belirtiler gösterdiğiniz bir süreçte, hayal panonuz sizi yetersiz hissettirebilir. Zor günlerde kendimize şefkat göstermek kolay değildir.
Neden Hayal Panosu Yapmıyoruz?
Burada da tıpkı diğer uçta olduğu gibi, genel birkaç başlıktan söz edeceğim. Amacım “doğru yanıtı” bulmak değil; sizin kendi motivasyonunuzu ve duygularınızı keşfetmenizi sağlamak.
1. Anlamsız Bulmak Anlam bulamadığımız bir eylemde harekete geçmek zordur. Eyleme geçsek bile sürdürmekte zorlanırız. Dolayısıyla, yapmak isteyip bir türlü yapamadığınız bir şey varsa şu soruyu sorun: “Bu benim için ne anlama geliyor?” Bu sorunun yanıtı size yön gösterebilir.
2. Daha Az Güzel Olma Kaygısı Sosyal medyada gördüğünüz o süslü, renkli, ihtişamlı masalar… Bilinçli ya da bilinçsiz olarak sizde bir performans kaygısı yaratabilir. Ama unutmayın: Sizin sahip olduklarınız daha az kıymetli değil. Bunu kendinize sesli olarak tekrarlayın. Sosyal medyadaki her içeriğin farklı bir açısı vardır. Asıl gerçek, sizin yaşadığınız andır. Sizin olan, size ait olan.
3. İstememek İstemek kadar istememek de bir seçimdir. Hiçbir somut nedeni olmadan yapmamayı tercih edebilirsiniz. Önemli olan kendinize dürüst olmaktır: “Neden istemiyorum?” Bu yanıtın altında başka bir örüntü olabilir mi, düşünün.
4. Zaman Bulamamak Hayatın koşturmacası içinde bazen günlerin nasıl geçtiğini fark edemeyiz. “Yarın yaparım” derken haftalar geçer. Ama ertelemiş olmanız, fırsatı kaçırdığınız anlamına gelmez. Aralık 2025’te yapamamış olmanız, treni kaçırdığınız anlamına gelmiyor. Şimdi hayal panonuzu “renkli bir hedef panosuna” çevirebilirsiniz. İlk görseliniz, zaman planlamayla ilgili olabilir örneğin.
“İki Uç” Arasında: Yapanlar ve Yapmayanlar
Şimdi geldik yazının özüne… Bu yazıda ele aldığımız noktaları “iki uç” olarak tanımlıyorum. Bir uçta hayal panosu yapanlar, diğer uçta yapmayanlar var. Bu iki uç yaklaşımı, psikolojide davranışların genellikle yaklaşma (bir hedefe yönelme) ve kaçınma (bir durumdan uzak durma) motivasyonları arasında şekillendiğini öne süren görüşlerle uyumludur; yani bir şeyi yapma ya da yapmama eğilimimiz, çoğu zaman aynı psikolojik ihtiyaçlardan beslenir.
Her iki tarafta da aslında ortak bir şey bulunuyor: anlam arayışı. Bu yazı, hangi uçta olduğunuzdan bağımsız olarak kendinizi sorgulamanız için bir davet niteliğinde. Burada yazan maddelerin dışında pek çok gerekçeniz olabilir. Asıl amaç, sizin kendi motivasyonunuzu fark etmeniz ve duygularınıza yer açmanız. Önemli olan benim sizin motivasyonunuza bu yazıda yer vermem değil, sizin kendi motivasyonunuzu keşfetmenizdir.
Hayal Panosunun İşlevsel Yönleri
Hayal panolarının en işlevsel yönü, hayal dünyanızı somutlaştırmasıdır. Bir yıldan beklentiniz, o yıl içinde yaşamak istedikleriniz, kim olmak istediğiniz — tümü somut bir çıktıya dönüşür. Her bir görsel için şu soruları yanıtlayın (yazmanın gücü büyüktür):
-
Bu görselin gerçekleşmesine şu an ne kadar yakınım? (% ile belirtin)
-
Bu görselin gerçekleşmesi bana ne kazandıracak?
-
Bu görselin gerçekleşmesi için benim yapabileceğim neler var?
-
Gerçekleşmemesi için olası dış faktörler neler?
Ardından her bir görselin gerçekleştiğini zihninizde canlandırın. Gözlerinizi açtığınızda nasıl hissettiğinizi 1 ile 100 arasında puanlayın.
Son Söz
Hayal kurmak, yönünüzü ve motivasyonunuzu belirler. Bir anlamda hedeflerinizi hatırlatır. İlerde kim olmak ve nerede olmak istediğinize dair size rehberlik eder. Bazen ise gerçeklerin yoruculuğunda güvenli bir sığınak oluşturur. Çünkü hayaller bazen bir umuttur. Adım atmak ve çabalamak için bu umut, güdüleyici bir güçtür. Hayalleriniz için attığınız her adımı, gösterdiğiniz her çabayı takdir edin.
Unutmayın, büyük hayallere giden yollar çoğu zaman küçük adımlarla başlar. Tıpkı bir bebeğin ilk yürümeye başladığı an gibi… Ve eğer büyük çabalarınız sonuçsuz kaldıysa, yarınların belirsizliğinin her zaman kötü olmadığını hatırlayın. Belirsizlik bazen güzellikler için de geçerlidir. Bu süreçte psikolojik sağlığınızı korumayı, iyi oluşunuzu desteklemeyi ve ihtiyaç halinde uzman desteğine başvurmayı unutmayın.
Ve artık alışık olduğumuz şekilde, bu yazıyı bir şarkı sözüyle bitirmek istiyorum — her dinlediğinizde hayallerinizi ve umudu hatırlatsın.
“Gökyüzünde yeryüzünde Gün doğdu mu her gün ilk gün Her gün aydınlıktır Yoksa ümit her yer loş karanlıktır.” – Sezen Aksu & Zülfü Livaneli, Sürgün


