Bu makale, empati ile psikolojik sınır koyma arasındaki dengenin bozulmasının, bireylerde ilişkisel yorgunluk ve duygusal tükenmişlik deneyimlerine nasıl zemin hazırladığını psikodinamik bir çerçevede incelemektedir. Yüksek empatik eğilim ile yetersiz sınır koyma becerilerinin birleşimi, bireyin karşısındakinin duygusal yükünü üstlenmesine ve kendi ihtiyaçlarını bastırmasına yol açabilmektedir. Çalışmada, nesne ilişkileri kuramı, benlik sınırları ve duygusal emek kavramları birlikte ele alınmakta; ayrıca ilişkisel yorgunlukla başa çıkmada kullanılabilecek psikolojik müdahale ve öz-düzenleme stratejileri tartışılmaktadır. Literatür bulguları, sağlıklı sınır koyma becerilerinin psikolojik iyi oluşu koruyucu bir rol oynadığını göstermektedir.
Empati, bireyin başkasının duygusal durumunu anlama ve buna duygusal düzeyde eşlik etme kapasitesi olarak tanımlanır (Decety & Jackson, 2004). Ancak empati her zaman koruyucu bir faktör değildir. Özellikle psikolojik sınır koyma becerilerinin yetersiz olduğu durumlarda, empatik eğilimler bireyin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine ve kronik duygusal yüklenmeye yol açabilmektedir.
Türkçe literatürde empati, kişilerarası ilişkilerin niteliğini artıran bir beceri olarak ele alınırken (Dökmen, 2010), sınır koyma becerilerinin zayıflığı ile tükenmişlik arasındaki ilişkiye de dikkat çekilmektedir (Budak, 2017). Bu bağlamda, empati ile sınır koyma arasındaki gerilimin ilişkisel yorgunluğa nasıl dönüştüğü önemli bir tartışma alanı sunmaktadır.
2. Kavramsal ve Kuramsal Çerçeve
2.1. Empati, Duygusal Emek ve İlişkisel Yük
Hochschild’in (1983) “duygusal emek” kavramı, bireyin başkalarının duygularını düzenlemek amacıyla kendi duygularını bastırmasını ifade eder. Yakın ilişkilerde bu süreç çoğu zaman görünmez bir emek biçiminde ortaya çıkar. Dökmen (2010), empatik dinlemenin ilişkisel bağları güçlendirdiğini vurgularken; empatik kapasitenin aşırı kullanımı durumunda bireyin psikolojik kaynaklarının tükenebileceğine de işaret etmektedir.
2.2. Psikolojik Sınırlar ve Benlik
Psikodinamik kuramda sınırlar, benliğin bütünlüğünü koruyan yapılar olarak değerlendirilir (Kohut, 1977). Türkçe kaynaklarda benlik sınırlarının sağlıklı gelişimi, bireyin “hayır” diyebilme ve kendilik değerini koruyabilme kapasitesiyle ilişkilendirilmiştir (Cüceloğlu, 2018). Sınır koyamama, bireyin başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymasına ve ilişkisel yorgunluğa zemin hazırlamasına neden olabilir.
2.3. İlişkisel Yorgunluk
İlişkisel yorgunluk, bireyin yakın ilişkilerde sürekli “taşıyıcı” rolünde kalması sonucunda yaşadığı kronik duygusal tükenmişlik hâlidir. Maslach ve Leiter (2016), tükenmişliğin yalnızca iş bağlamında değil, kişilerarası ilişkilerde de ortaya çıkabileceğini vurgulamaktadır. Türkçe literatürde tükenmişlik, uzun süreli duygusal yüklenmenin bir sonucu olarak ele alınmakta ve psikolojik iyi oluşla ters yönde ilişkilendirilmektedir (Budak, 2017).
3. Psikodinamik Bakış Açısıyla Empati–Sınır Gerilimi
Psikodinamik yaklaşıma göre, erken dönem ilişkilerde onaylanma ve kabul görmenin koşullu olduğu deneyimlerde birey, yetişkinlikte “anlayıcı olma” rolünü sevilebilirliğin temel koşulu olarak içselleştirebilir. Bu durum, empatiyi bir savunma mekanizmasına dönüştürebilir.
Winnicott’un (1960) “sahte benlik” kavramı, bireyin ilişkide kabul görmek adına kendi ihtiyaçlarını geri plana itmesini açıklamak için işlevsel bir çerçeve sunar. Empati burada gerçek temasın değil, ilişkide kalabilmenin aracı hâline gelir. Uzun vadede bu örüntü, benlik sınırlarının silikleşmesine ve ilişkisel yorgunluğa yol açabilir.
4. Başa Çıkma Yöntemleri ve Klinik Çıkarımlar
Empati–sınır gerilimiyle başa çıkmada aşağıdaki yöntemler klinik ve psiko-eğitsel bağlamda işlevsel olabilir:
4.1. Psikolojik Sınır Farkındalığı Geliştirme
Bireyin hangi duygunun kendisine, hangisinin karşı tarafa ait olduğunu ayırt edebilmesi temel bir adımdır. Cüceloğlu (2018), sağlıklı sınırların fark edilmesini psikolojik dayanıklılığın ön koşulu olarak ele alır.
4.2. “Hayır” Diyebilme Becerisinin Güçlendirilmesi
Sınır koyma, kişilerarası ilişkilerde çatışma yaratma korkusuyla ertelenebilir. Ancak sınır koyma becerilerinin öğrenilebilir olduğu ve psikolojik iyi oluşu desteklediği vurgulanmaktadır (Budak, 2017).
4.3. Duygusal Yükün Paylaştırılması
İlişkilerde tek taraflı duygusal taşıyıcılık yerine, yükün karşılıklı paylaşılması teşvik edilmelidir. Bu, bireyin sürekli “düzenleyici” rolünde kalmasını önler.
4.4. Psikodinamik Yönelimli Terapi
Erken dönem ilişki örüntülerinin fark edilmesi, empatik aşırı yüklenmenin kökenlerini anlamaya yardımcı olabilir. Bu süreç, bireyin ilişkisel rollerini yeniden yapılandırmasını destekler (Kernberg, 1975).
4.5. Öz-Şefkat ve Kendilik Bakımı
Öz-şefkat, bireyin kendi ihtiyaçlarını meşru görmesini sağlar. Bu, empati ile sınır koyma arasındaki dengeyi yeniden kurmada koruyucu bir faktör olarak değerlendirilebilir.
5. Sonuç
Bu çalışma, empati ile sınır koyma arasındaki dengenin bozulmasının ilişkisel yorgunluk için önemli bir risk faktörü oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Psikodinamik perspektif, bu gerilimin kökenlerini erken dönem ilişki örüntüleri bağlamında anlamaya olanak tanımaktadır. Başa çıkma stratejileri, bireyin empatiyi korurken benlik sınırlarını güçlendirmesini mümkün kılar. Gelecek çalışmaların, bu değişkenleri nicel yöntemlerle incelemesi ve müdahale programlarının etkililiğini değerlendirmesi önerilmektedir.
Kaynakça
-
Budak, S. (2017). Psikoloji sözlüğü (Gözden geçirilmiş baskı). Bilim ve Sanat Yayınları.
-
Cüceloğlu, D. (2018). İnsan ve davranışı (31. baskı). Remzi Kitabevi.
-
Decety, J., & Jackson, P. L. (2004). The functional architecture of human empathy. Behavioral and Cognitive Neuroscience Reviews, 3(2), 71–100.
-
Dökmen, Ü. (2010). İletişim çatışmaları ve empati (22. baskı). Remzi Kitabevi.
-
Hochschild, A. R. (1983). The managed heart: Commercialization of human feeling. University of California Press.
-
Kernberg, O. F. (1975). Borderline conditions and pathological narcissism. Jason Aronson.
-
Kohut, H. (1977). The restoration of the self. International Universities Press.
-
Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Understanding the burnout experience. World Psychiatry, 15(2), 103–111.
-
Winnicott, D. W. (1960). Ego distortion in terms of true and false self. In The maturational processes and the facilitating environment.

