Pazartesi, Mart 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukluk Çağı Anksiyete Bozukluklarında BDT

Gelişim süreci 20. Yüzyıl ile birlikte çocukları ve ergenleri ele alıp değerlendirmeye başlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımı ile çalışılması ise 1990’lı yıllardan sonraya kalmıştır. Bu uygulamanın çocuk ve ergenlerde daha sonradan uygulanmaya başlanması temel olarak düşüncenin üzerinden ve farkında olma gibi akıl kullanılarak analiz yeteneğine sahip olunma gerekliliğindendir. Terapide bu kavramların soyutlaştırılması ve günlük örneklerle bağdaştırılmasıyla terapiye dahil olabildikleri gözlemlenmiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi bilişlerin duygu ve davranışları etkilediği ana temasıyla başlar. Bu noktada çocuk ve ergenlerde görülen gelişimsel süreçleri yakından takip eder. Duygu ve davranışlarımızın üzerinde bilişlerimizin etkisinin olduğu kanısı olayların kendisinin değil zihnimizde oluşturduğu temsilinin tepkisinin verilmesi olarak özetlenebilir. Kısacası bu görüş duygu ve düşünce değişikliği açısından önemlidir çünkü değiştirilmesi istenen davranış ve duygu için bilişsel bir değişiklikle sorunu çözmek mümkün olur. Fakat bunun nedenini bilişsel etkilerdir diyerek genellemek de mümkün değildir. Çocuklarda gözlemlenen sorunlar farklı faktörlerle birçok etkileşim sonucu oluşur. Travmatik olarak önümüze çıkan olayların tepkileri de kişiden kişiye görecelidir. Bazı çocuklarda hafif olarak gözlemlenen sıkıntılar bazı çocuklarda ağır uyum sorunlarıyla açığa çıkabilir. Bilişsel terapinin çocuklarda kullanım şekli şu an var olan ve uyumu etkileyen yahut yanlış olan tutumların ve inançların düzeltilmesi üzerine ilerler. Çocuk bir tepki veriyorsa olaylar örgüsü içerisinde ona atfettiği anlama bağlı tutulmalıdır ve altta yatan inanç faktörlerinden etkilendiği unutulmamalıdır.

Çocuklarda Anksiyete Bozuklukları

Çocuklarda korku ve kaygının hayata kalma mekanizmasında önemli bir yer edinmesi kaygının düzeyinin önemini belirlemek için gereklidir. Kaygının düzeyi çocuğun sosyal ve akademik gibi alanlarda işlevselliğini bozmaya başladığında bu durumu ele almak gerekir. Bilişsel Davranışçı Terapi bu noktada çocuklarda kaygı bozukluğu tedavisi için güçlü bir yöntemdir. Çocuğun düşünce kalıpları, tepkileri ve kaçındığı davranışları ele alınarak kalıcı iyileşme hedeflenir. Tedaviye başlamadan önce değerlendirme aşamasında kapsamlı olunması gerekir. Kaygının tetiklenmesine sebep olan şeyi, bu durum içerisinde zihinde beliren otomatik düşünceleri iyi anlaması ve bunlardan kaçınmak için geliştirdiği davranışları detaylı bir şekilde anlaması ve analiz etmesi gerekir. Çocuklarda sıklıkla karşımıza çıkan felaketleştirme eğilimi yani en kötüsünün olacağına inanma ve zihninden geçenleri okuma gibi düşünce çarpıtmaları görülür. Önemli olan bu anlarda çocuğun hangi davranışlarda bulunduğunu analiz etmektir. Okuldan kaçınma davranışı, ebeveynle sürekli birlikte olma isteği gibi davranışlarla kendisini kısa vadede rahatlatarak uzun vadeli bir kaygının güçlü bir pekiştiricisi olmaya başlayacaktır.

Öncelikli olarak burada yapılması gereken çocuk ve aile için psikoeğitim farkındalığı oluşturmaktır. Kaygının biyolojik olarak temellerinden bahsedilmeli kaygının vücudumuzda savaş ya da kaç tepkisi olduğu detaylandırılmalıdır. Vücut taraması ile bir resim üzerinde işaretletilerek kaygı açığa çıktığı zaman vücudunun nasıl tepkiler verdiğini ve hangi alanlarda hissedildiğini anlamlandırmaya çalışmalıdır. Bir sonraki adım ise bilişsel müdahalelerdir. Çocuk kaygılandığında ‘’bu düşüncenin doğruluğuna dair bir kanıtın var mı?’’ şeklinde aktif olan düşünceyi ele alarak yahut ‘’en yakın arkadaşın böyle hissetse ona ne söylerdin?’’ gibi sorular sorarak ele alınan kaygıyı daha gerçekçi olan düşünceler geliştirerek alternatifler üretmek bu düşüncelerin birer mutlak gerçek olmadığını çocuğa öğretmek gerekir. Aynı zamanda çocuğun kendiyle olumlu geri dönüş konuşmaları yapması da bu noktada kaygıyı azaltıcı olacaktır.

Maruz Bırakma (Exposure) Davranışsal Müdahaleler

Bilişsel davranışçı terapide kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Çocuğun korktuğu durum ele alınarak güvenli bir ortamda kademeli olacak şekilde yüzleştirmeler yapılır. Cesaret merdiveni çalışması ile örneğin çocuğun en az korktuğundan en çok korkutana doğru kademeli bir liste yapılarak bu müdahaleler doğrultusunda alıştırma süreçlerini deneyimlemek gerekir. Kedi korkusu olan bir çocuk için önce kedinin resimlerine bakmak, bir sonraki adımda kediyi uzaktan izlemek ve en sonda ise kediye kontrollü olacak şekilde yaklaşmak bu davranışsal müdahale için adım adım bir basamak olacaktır. Bu basamakların her birinde kademeli olarak çocuk alışma sürecini deneyimlemiş olur.

Bir sonraki önemli unsurlardan diğeri ise ailenin terapideki yeridir. Destekleyici ebeveyn tutumu önemlidir. Fakat destekleyiciliği burada yanlış anlamamak gerekir. Çocukların yaşadıkları kaygı durumlarında olayı ele almaya çalışıp mevcut kaygıyı çocuk yerine çözmeye çalışılması çocukta kaygıyı ve ben başa çıkamam inancını daha da fazla besler. Bu sebeple kaygıyı çocuktan almayı değil kaygı unsurları belirdiğinde çocuğa karşı nasıl bir davranış sergilenmesi gerektiğini ve bu kaygıyı yönetmek için nasıl rehberlik edeceklerinin öğretilmesi gerekir.

Sonuç olarak çocukluk çağı anksiyete bozukluklarında tedavinin es geçilmesi durumu gelecek açısından bireylerde ileriye dönük olarak psikososyal uyum, meslek başarısı ve yaşamın kalitesini etkileyecek kronik bir seyrin oluşması eğilimini üstün konuma getirecektir. Bilişsel Davranışçı Terapi sadece semptomatik bir iyileşmeyi değil aynı zamanda çocuğun gelişim dönemi içerisinde zihinsel olarak dönüşümünü de sağlamaya sebep olur. Bilişsel yeniden yapılandırma, maruz bırakma gibi ele aldığımız psikoeğitim serüveni ise çocuğun öz yeterlilik algısını olumlu şekilde güçlendireceklerdir. Bilişsel davranışçı terapinin sunduğu kanıta dayalı, ölçülebilir ve yapılandırılmış olarak çizilen yol haritası çocukları kaygının içerisinden kurtararak başa çıkmayı öğreten sağlam bir dayanak olarak var olmaya devam edecektir.

Kaynakça

Öner, P., Türkçapar, H., & Özden, Ş. Ü. (2008). Çocuk ve ergenlerde bilişsel davranışcı terapi: anksiyete bozuklukları. Kriz Dergisi, 16(1), 11-18.

Hiranur Avşar
Hiranur Avşar
Hiranur Avşar, psikolojinin hem teknik hem de gelişimsel alanlarında iz bırakan genç bir kalemdir. Akademik yolculuğuna havacılık psikolojisi üzerine yazdığı kitap bölümüyle profesyonel bir imza atan Avşar, psikolojinin farklı katmanlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla geniş bir araştırma yelpazesine sahiptir. Şu anki çalışmalarının merkezine çocuk ve ergen ruh sağlığını koyarak, bu alandaki gelişimsel süreçleri ve modern terapi yaklaşımlarını yazılarına taşımaktadır. Karmaşık bilimsel gerçekleri hayatın içinden bir dille harmanlayan Avşar; çocukların ve gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olacak içerikler üretmekte ve akademik disiplini herkes için erişilebilir kılmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar