Pazartesi, Şubat 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Can Yakan Tanıdıklık: Neden Hep Benzer İlişkileri Yaşıyoruz?

İnsanlar neden kendilerine iyi gelmeyen ilişkileri tekrar tekrar seçer? Neden bazı bireyler, acı verici deneyimlere rağmen aynı duygusal döngülerin içinde kalır? Benzer zorlukları yaşar? Psikoterapi kuramları bu soruya farklı kavramsal çerçevelerle yanıt verse de, Freud’un tekrar zorlantısı kavramı ile Şema Terapisinde yer alan şema kimyası, bizlere bu duruma dair insanın geçmişte çözülmemiş deneyimlerini bugün de yeniden sahneleme eğilimini açıklayan iki güçlü yaklaşım sunmaktadır. Bu yazıda, bu iki kuram arasındaki kavramsal köprüyü ve özellikle ilişkiler üzerindeki etkilerini ele alacağız.

Freud ve Tekrar Zorlantısı

Freud, bu durumu Haz İlkesinin Ötesinde (1920) adlı kitabında açıklar. İnsan davranışının yalnızca haz arayışıyla açıklanamayacağını ileri sürer. Travmatik deneyimler yaşayan bireylerin, bu deneyimleri bilinçli olarak istemedikleri hâlde tekrar tekrar yaşadıklarını gözlemler ve bu durumu tekrar zorlantısı (Wiederholungszwang) olarak adlandırır.

Tekrar zorlantısında birey, geçmişte yaşadığı travmayı hatırlamak yerine farkında olmadan yaşar. Bunu pasif kaldığı bir deneyimi yeniden canlandırarak kontrol duygusu kazanmaya çalışarak yapar ancak çoğu zaman benzer düşünce ve davranış dinamikleri nedeniyle benzer hayal kırıklıklarını yeniden üretir. Bu durumu bireyin gündelik hayatında ya da ilişkilerinde gözlemleyebiliriz. Örneğin eleştirel ebeveynle büyüyüp takdir alamayan ve öfkesini ifade edemeyen çocuğun, yetişkinliğinde iş yerindeki eleştirel, mesafeli patronuna öfkesini ifade etmeden daha çok çalışarak kendini kanıtlamaya çalışması ve en sonunda bu durumla baş edemeyip işten ayrılması geçmişten gelen “ne yaparsam yapayım yetemiyorum” düşüncesini sürdürmesine ve zihninin bunu kapatamamasına neden olmuştur.

Freud’a göre bu tekrar, geçmişte bastırmış olduğu duygularının geri dönüşüdür ve çoğu zaman bireyin bilinçli niyetlerinin tersine işler. Birey hatırlamak yerine tekrar eder bu sebeple benzer sonuçlarla karşı karşıya kalır. Çocukluğunda sevgi için beklemeyi öğrenen, duygusal olarak ulaşılması zor ebeveyne sahip olan bireyin yetişkin olduğunda da duygusal olarak mesafeli partnerleri çekici bulması, ulaşılabilir olanları heyecansız hissetmesini de bu duruma örnek verebiliriz.

Şema Terapisi ve Şema Kimyası

Jeffrey Young tarafından geliştirilen Şema Terapisi, erken çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçların erken dönem uyumsuz şemalar oluşturduğunu ileri sürer. Bu şemalar, bireyin kendisi, diğerleri ve dünya hakkındaki temel inanç sistemlerini şekillendirir. Belirli şema alanlarında bireyin karşılanmamış ihtiyaçları, bireyin hayatında bu alanda zorlanmasına neden olmaktadır. Örneğin çocukluğunda ebeveyninden çok az takdir alan, eleştirel bir ebeveyne sahip olan çocuğun geliştirmiş olduğu yüksek standartlar şeması yetişkinliğinde kendine karşı acımasızca eleştirilerde bulunmasına, iyi olmak için aşırı çalışmasına ve hayatında tükenmişlik hissetmesine neden olabilir. Çünkü birey “değerli olmak için kusursuz olmalıyım” düşüncesini geliştirmiştir. Bu nedenle yaşadığı zorlanmalara rağmen çalışmaya devam eder. Çünkü ona bilindik gelen ve güvende hissettiren bu davranışlar ve geçmişten gelen karşılanmamış ihtiyaçlarını karşılama isteğidir.

Freud’un tekrar zorlantısına benzer şekilde; şema terapi bu durumu şema kimyası olarak açıklamaktadır. Şema kimyası, bireyin bu şemalarla uyumlu kişilere ya da ilişki örüntülerine karşı yoğun bir çekim hissetmesi durumunu ifade eder. Bu çekim çoğu zaman mantıksal değerlendirmelerden bağımsız olarak duygusal hafıza tarafından yönlendirilir. Bu durumun örneklerini terk edilme şeması olan bir bireyin, duygusal olarak tutarsız partnerlere çekilmesi veya duygusal yoksunluk şeması olan bireyin, mesafeli ve ulaşılması zor kişileri daha çekici bulması olarak görebiliriz. Bu ilişkiler bireyin şemasını doğrular ve tanıdık bir duygusal atmosfer yarattığı için kişiye başta güvenilir hissettirebilir; ancak uzun vadede benzer döngüler nedeniyle geçmiş ilişkilerde yaşanan benzer problemler yaşanabilir ve bireyin yaşadığı psikolojik zorlanmayı sürdürebilir.

Tekrar Zorlantısı ve Şema Kimyasının Yakın İlişkilere Etkisi

Tekrar zorlantısı ve şema kimyasının en görünür etkileri romantik ve yakın ilişkilerde ortaya çıkar. Partner seçimi, ilişkinin sürdürülme biçimi ve ilişki içindeki çatışma döngüleri çoğu zaman bireyin erken dönem deneyimlerinin güncel bir tekrarına dönüşür.

Freud’a göre birey, çocuklukta yaşadığı ilişkisel örüntüleri yetişkinlikteki ilişkilerinde bilinçdışı olarak yeniden sahneler. Partner, psikolojik düzeyde erken dönem bakım verenlerin yerine geçer ve geçmişte çözülememiş duygusal çatışmalar ilişki içinde tekrar canlanır. Şema Terapisi ise bu durumu, bireyin erken dönem uyumsuz şemalarının romantik ilişkilerde şema kimyası yoluyla aktive olması şeklinde açıklar. Birey, çocuklukta karşılanmayan ihtiyaçlarının izini taşıyan kişilere yoğun bir çekim hisseder. Hissettiği bu çekim güvenli olmaktan çok tanıdık ve iyileştirici olmaktan çok doğrulayıcıdır. Bu nedenle birey, “daha sağlıklı” görünen bir ilişkiden ziyade, şemasını besleyen ilişkilere yönelme eğilimi gösterebilir. Böylece ilişkiler, geçmişte çözülememiş duygusal deneyimlerin bugünde tekrarlandığı bir sahneye dönüşür.

Freud’un tekrar zorlantısı ile Şema Terapide kullanılan şema kimyası kavramı benzer şekilde kişinin geçmişte yaşadığı zorlu duygusal deneyimlerinin benzerlerini bugün de yeniden kurduğunu vurgular. Her iki yaklaşım da aynı şekilde bireyin acıyı sevdiği için değil, tanıdığı için tekrar ettiğini ileri sürer.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak Freud’un tekrar zorlantısı ile Şema Terapisinde yer alan şema kimyası kavramı, insanın geçmişle bugün arasında kurduğu görünmez köprüleri anlamamıza yardımcı olur. Bu iki yaklaşım birlikte ele alındığında, bireyin neden değişmekte zorlandığı kadar, nasıl değişebileceğine dair de güçlü bir perspektif sunar. İnsan, acıyı sevdiği için değil; tanıdığı için tekrar eder. İyileşme ise tanıdık olanı sorgulamaya cesaret etmekle başlar. Böyle bir durumda sağlıklı olan ilk başta doğru ya da tanıdık değil, yabancı hissettirir.

Kaynakça

  • Arntz, A., & Jacob, G. (2013). Schema therapy in practice. Wiley-Blackwell.

  • Freud, S. (1914). Remembering, repeating and working-through.

  • Freud, S. (1920). Beyond the pleasure principle. International Psycho-Analytical Press.

  • Van der Kolk, B. (2014). The body keeps the score. Penguin Books.

  • Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

melis aytekin
melis aytekin
Melis Aytekin, lisans eğitimini ODTÜ, yüksek lisans eğitimini İstanbul Kent Üniversitesi’nde onur derecesi ile tamamlamıştır. Aynı zamanda EABCT terapistidir. Çeşitli psikoterapi derneklerinden eğitimlerini ve süpervizyonlarını tamamlamıştır. Klinik psikolog olarak, kurucusu olduğu danışmanlık merkezinde BDT ve şema terapi odaklı çalışmalarını sürdürmektedir. Psikoloji alanında araştırmaya ve kendini geliştirmeye oldukça önem vermekte olup, eğitim ve konferanslara aktif olarak katılmaktadır. Temel amacı akademik bilgisini ve klinik deneyimini bireylerin ruh sağlığını destekleyecek şekilde, psikoloji alanına katkıda bulunmaktır. Bu anlayışla, makaleler yayınlayıp seminerler düzenlemektedir. Yazılarıyla psikolojik bilgiyi ve farkındalığı sade, bilimsel ve anlaşılır şekilde daha geniş bir kitlelere ulaştırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar