Gitmek mi Zor, Kalmak mi?
Vedalar, yarım kalan sevdalar, parçalanan benlik ve yitip giden hatıralar… Kalan mı alır en çok hasarı, yoksa gidene mi zordur? Birçok yazar ve kıymetli şairler bu husus üzerine epeyi düşünüp birçok satır süzmüştür kaleminden; ancak pek azı kalana vah etmiştir. Elbetteki gitmek zordur: Bir bavula sığdırmak koca bir ömrü, gençliği, sevdayı, çocukluğu, hüzünleri ve mutlulukları. Peki ya kalanlar; gidenlerin bavula sığdıramayıp bıraktığı bir avuç hasret kırıntısıyla avunurken daha mı az yıpranır?
Psikoloji Perspektifinde Gitmek: Konfor Alanından Belirsizliğe
Gitmek, bazen bir kentten, bazen de bir insandan… Vedalar zordur. Alıştığın simalar, müdavini olduğun yerler ve ezbere bildiğin sokaklardan; bilmediğin ve bilinmediğin bir yere göçmek, insan ruhunda acı yaratan ve örseleyici olaylardan/durumlardan bir tanesidir. Göç durumlarında (zorunlu ya da istekli) fark etmeksizin insan ruhu yıpranır; çünkü konfor alanı terk edilmiş ve bilinmezlik ile baş başa kalınmıştır. Göç sadece mekân değişimi değil, aynı zamanda bir kayıptır; aynı şekilde vedalar da sadece gitme meselesi değil, veda edilende alışılmış her şeyden vazgeçiş hikayesidir. Artık o kişi yoktur ve onunla olan anılar, ezbere bilinen suretler ve sesler de kaybolmuştur. Bir göze alma hikayesidir; her bir zerreye arkanı dönebilme cüreti ve elinde kalan geçmişle idare edebilme yeteneğidir. Beraberinde birçok psikolojik aşamayı gerektiren süreçtir. Ayrılık, insan psikolojisinde (şehir, kişi, aile, ev, ölüm) herhangi bir fark yaratmaksızın birer yas sürecidir. Ölüm vasıtasıyla yaşanan ayrılıkta bir zorunluluk vardır. Yası tutan kişi gerçek bir sevgi nesnesini yitirmiştir (Öztürk ve Uluşahin, 2023). Dolayısıyla bir süre sonra yaşama uyum sağlamak, insanlığın ortak becerisi olan adaptasyon yeteneğinin avantajlarından birisidir. Bir süreç olmakla beraber içerisinde çeşitli ivmeler, iniş çıkışlar barındırır.
Terk Edenin Cüreti, Terk Edilenin Ağıtı
Kişi ya da mekân ayrılığında daha farklı bir yas süreci yaşanır; çünkü içinde, bedensel bir yok oluş barındırmazlar, sadece değişim ya da yitim söz konusudur. Mekân ayrılıklarında konfor alanı terk edilmiş ve kişi büyük bir belirsizlik ile karşı karşıya kalmıştır. Bundan farklı olarak, terk edilişlerde ya da terk edişlerde vazgeçme ve vazgeçilme söz konusudur. Vazgeçenin geçerli sebepleri, kendince makul arzuları ve yeni beklentileri vardır; dolayısıyla umudu da vardır: Yeni bir başlangıca, yeni bir kişiye, yeni bir sevdaya, belki de içinde taşıdığı başka bir sevdaya karşı umudu… Ama terk edilen, kendisini vazgeçilmiş, ilk gözden çıkartılan olarak görür, kimi zaman da sevilişini sorgular. Bir yas vardır; ama öfke kendi benliğindedir. Kişi bilinçdışı imgesel bir yitim duygusu içerisindedir bunun getirisi olarak; özdeğer duygusunu da yitirir ve benlik saygısını sorgular bütün öfke, kırgınlık ve duyguları kişi kendisine yönlendirmiştir ve somut bir ivmeden söz edilmez (Öztürk ve Uluşahin, 2023). Yas süreci çoğu zaman uzun süre devam eder; veda gerçekleşemez. Yasın aşamaları; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir (Kübler-Ross, 2010). Ancak imgesel yitim söz konusu olduğunda kişi yasın aşamalarını yerine getiremeyebilir. Bazen birey zaten vedalaşmak istemez; çünkü gidenden kalan tek şey, acı bile verse ayrılıktır.
Bavula Sığmayan Hatıralar
Birey ayrılığı öyle bir sarıp sarmalar ki adeta onu kendi parçası haline getirir. Ayrılık, kendi benliğiyle özdeşleşmiştir; ağırlığını hissetmez ve bir yük olarak görmez. Bir parçası olarak yanında taşır, bedeninin bir uzvu gibi bütünleşir. Sancılı da olsa sevdiği kişiden yadigâr, bavula sığmayan ve arta kalan anılar; onun için dikkatlice tüketmesi gereken ve çabucak tükenmemesi gereken birer besin gibidir. Hepsini aynı anda düşünürse, o kişiyle hatırlanacak pek az şeyi kalacağından, sınırlı sayıda hatırlar ve yad eder; yeni ve yeniden tekrar yaşanıyormuş ve o anlar bir ömür kendisine yettirmesi gereken sevgi kırıntılarıdır. Giden için cüret ve göze alış iken, kalan için yettirme mücadelesidir artık.
İmgesel Yitimin Psikolojik Etkileri ve Sağaltımı
Bireylerin ayrılık ve yas ile mücadele etme yetisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı bireyler için hayatın doğal akışı olsa da, bazı bireyler için özdeğer yitimine bağlı olarak birçok psikolojik problemi de beraberinde getirebilir. Çünkü ayrılık, herkes için örseleyici bir olay olmasına karşın, bazı bireyler imgesel yitim karşısında özdeğer kaybına bağlı olarak çökkün duygudurum yaşayabilir. Sağaltımında duyguları bastırmamak, olduğu gibi kabul etmek, yas sürecinin aşamalarını gerçekleştirmek oldukça kıymetli olmakla beraber, kişinin doğru bir sosyal desteğe sahip olması da önemli bir yerde bulunur. Yüzeysel cümlelerden ziyade, kişinin duygularını gerçekten önemsemek; bu duyguların bastırılması ya da yok sayılmasından ziyade, duyguların yaşanmasına izin verecek yargılamayan, önemseyen sosyal desteğin varlığı; benlik saygısının ve yiten özdeğer duygusunun telafi edilişinde yadsınamayacak bir yere sahiptir. Profesyonel destek almaya teşvik etmek, uzman birinden destek almak, kimi zaman hiç bilinmeyen ancak farkında olmadan mevcut durumu daha çok etkileyen duyguların da yüzeye çıkmasına yardımcı olarak kişinin benlik kabulü sürecini daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır.
Kaynakça
-
Kübler-Ross, E. (2010). Ölüm ve ölme üzerine (E. Uşşaklı, Çev.). April Yayıncılık.
-
Öztürk, M. O. ve Uluşahin, N. A. (2023). Ruh sağlığı ve bozuklukları (güncellenmiş 18. baskı). BAYT Yayın Hizmetleri.


