Pazartesi, Şubat 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Artan Panik Atak Vakaları: Bireysel ve Toplumsal Dinamikler Üzerine

Özet

Son yıllarda panik atak ve panik bozukluk vakalarında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Bu artış, yalnızca bireysel psikopatoloji ile açıklanamayacak kadar çok katmanlıdır. Küresel belirsizlikler, dijitalleşme, afet deneyimleri, ekonomik stres ve performans odaklı yaşam biçimi gibi faktörler panik belirtilerinin yaygınlaşmasında rol oynamaktadır. Bu makalede panik atağın klinik çerçevesi ele alınmakta, artışın olası nedenleri biyopsikososyal model doğrultusunda tartışılmakta ve müdahale yaklaşımlarına değinilmektedir.

Giriş

Panik atak; ani başlayan, yoğun korku ya da rahatsızlık hissi ile birlikte çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, titreme, terleme ve kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtilerle seyreden akut bir anksiyete tablosudur (American Psychiatric Association [APA], 2013). Tekrarlayıcı ve beklenmedik panik atakların varlığı panik bozukluk tanısını gündeme getirir.

Son dönemde klinik başvurularda panik belirtilerinin artışı dikkat çekmektedir. Özellikle genç yetişkinlerde, ergenlerde ve travmatik yaşam olaylarına maruz kalan bireylerde bu artış daha belirgindir. Bu durum, panik atağın yalnızca bireysel bir kaygı bozukluğu değil, aynı zamanda çağın ruhsal yüküyle ilişkili bir fenomen olduğunu düşündürmektedir.

Panik Atağın Biyopsikososyal Temelleri

1. Biyolojik Yatkınlık

Panik bozuklukta genetik yatkınlık önemli bir faktördür. Birinci derece akrabalarda anksiyete bozukluğu öyküsü olan bireylerde risk artmaktadır (Craske & Barlow, 2008). Noradrenerjik sistem, amigdala aktivasyonu ve otonom sinir sistemi duyarlılığı panik atakların nörobiyolojik temelini oluşturmaktadır. Bedensel duyumlara karşı artmış hassasiyet (interoseptif duyarlılık) panik döngüsünü tetikleyebilmektedir.

2. Psikolojik Faktörler

Bilişsel modele göre panik atak, bedensel duyumların “felaketleştirilmesi” sonucunda ortaya çıkar (Clark, 1986). Örneğin çarpıntının “kalp krizi geçiriyorum” şeklinde yorumlanması kaygıyı artırır; artan kaygı fizyolojik belirtileri şiddetlendirir ve panik döngüsü oluşur.

Son yıllarda artan performans baskısı, mükemmeliyetçilik ve kontrol ihtiyacı bu felaketleştirme eğilimini güçlendirmektedir. Özellikle sosyal medya ile sürekli karşılaştırma, yetersizlik şemalarını aktive edebilmekte ve kaygı düzeyini artırmaktadır.

3. Toplumsal ve Çevresel Etkenler

Küresel salgınlar, doğal afetler, ekonomik krizler ve politik belirsizlikler kronik stres düzeyini yükseltmiştir. Travmatik deneyimler sonrası artan belirsizlik algısı, bireylerde “her an kötü bir şey olabilir” beklentisini pekiştirmektedir.

Özellikle deprem gibi doğal afetler sonrasında panik atak sıklığında artış bildirilmektedir. Travma sonrası dönemde bedensel duyumlara aşırı dikkat ve hipervijilans, panik belirtilerini tetikleyebilmektedir (Bryant, 2019). Dijital çağın bir diğer etkisi ise sağlık anksiyetesidir. İnternette semptom arama davranışı (“cyberchondria”), bedensel duyumların tehdit olarak algılanmasını kolaylaştırmaktadır. Bu durum panik atak sıklığını artıran bir faktör haline gelmiştir.

Klinik Gözlemler ve Artışın Olası Nedenleri

Son yıllarda klinik başvurularda gözlemlenen artışın birkaç temel nedeni olduğu düşünülmektedir:

  1. Belirsizlik toleransının azalması: Modern yaşamın hızlanması ve kontrol edilemeyen küresel olaylar, bireylerin belirsizliğe tahammülünü azaltmaktadır.

  2. Bedensel farkındalığın artışı fakat düzenleme becerisinin düşüklüğü: Mindfulness ve beden farkındalığı yaygınlaşmış olsa da, duygusal regülasyon becerileri yeterince gelişmemiş bireylerde bu farkındalık kaygıyı artırabilmektedir.

  3. Uyku bozuklukları ve yaşam tarzı faktörleri: Uyku düzensizlikleri, aşırı kafein tüketimi ve sedanter yaşam tarzı otonom sinir sistemi hassasiyetini artırarak panik eşiğini düşürmektedir (Barlow, 2002).

  4. Damgalanmanın azalması ve başvuru oranlarının artması: Ruh sağlığına yönelik farkındalığın artması, daha fazla bireyin yardım aramasına yol açmış olabilir. Bu durum gerçek artış ile başvuru artışını ayırt etmeyi zorlaştırmaktadır.

Müdahale ve Önleme

Panik bozukluk tedavisinde bilişsel davranışçı terapi (BDT) en etkili yöntemlerden biridir. Özellikle interoseptif maruziyet teknikleri, bedensel duyumların tehdit olmadığını deneyimsel olarak öğretir (Craske & Barlow, 2008). Farmakolojik tedavide seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) etkili bulunmuştur (APA, 2013).

Önleyici çalışmalar kapsamında:

  • Duygu düzenleme becerilerinin erken yaşta öğretilmesi

  • Travma sonrası psikoeğitim

  • Belirsizlik toleransını artırmaya yönelik müdahaleler

  • Uyku hijyeni ve yaşam tarzı düzenlemeleri

Sonuç

Panik atak vakalarındaki artış, yalnızca bireysel zayıflık ya da biyolojik yatkınlık ile açıklanamaz. Çağın belirsizlikleri, travmatik deneyimler, dijitalleşme ve performans baskısı bu artışı besleyen önemli faktörlerdir. Panik atağı yalnızca bir semptom olarak değil, bireyin içsel ve çevresel stres yüküne verdiği bir alarm yanıtı olarak değerlendirmek daha bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Artan vakalar, ruh sağlığı alanında koruyucu ve önleyici çalışmalara daha fazla yatırım yapılması gerektiğini göstermektedir.

Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Washington, DC: Author. Barlow, D. H. (2002). Anxiety and its disorders: The nature and treatment of anxiety and panic (2nd ed.). New York: Guilford Press. Bryant, R. A. (2019). Post-traumatic stress disorder: A state-of-the-art review. World Psychiatry, 18(3), 259–269. Clark, D. M. (1986). A cognitive approach to panic. Behaviour Research and Therapy, 24(4), 461–470. Craske, M. G., & Barlow, D. H. (2008). Panic disorder and agoraphobia. In D. H. Barlow (Ed.), Clinical handbook of psychological disorders (4th ed.). New York: Guilford Press.

Yağmur Karaağaç
Yağmur Karaağaç
Psikolog Yağmur Karaağaç, psikoterapi, özel eğitim ve bireysel danışmanlık alanlarında geniş bir deneyime sahiptir. Lisans eğitimini psikoloji alanında tamamladıktan sonra, iki yıl boyunca özel bir klinikte staj yaparak saha deneyimi kazanmıştır. Uzmanlık Alanları: Şu anda bireysel danışanlarla ve çocuklarla çalışmakta olup, özellikle özel eğitim ve gelişim alanlarında uzmanlaşmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi, Benlik Farklılaşması Terapisi, Oyun Terapisi ve Travma Temelli Yaklaşımlar başta olmak üzere birçok alanda uygulayıcı sertifikalarına sahiptir. Danışanlarına bilimsel ve bütüncül bir bakış açısıyla rehberlik etmektedir. Akademik ve Dijital Çalışmalar: Akademik gelişimini sürekli olarak sürdüren Yağmur Karaağaç, psikolojiyi herkes için anlaşılır ve ulaşılabilir hale getirme misyonu taşımaktadır. Ayrıca, psikoloji alanındaki bilgi ve deneyimlerini dijital platformlarda paylaşarak içerik üretmekte ve bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar