Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sülfatlı Şampuanın Sözde Faydaları

Tuzsuz Gerçekler Girişi

Su akıyor, şampuan köpürüyor. Belki arka fonda bir müzik, belki de komşuların hararetli bir kavga sesi. Ya da apartman kurallarına göre yaşayan saygılı komşular sayesinde 15 dakikalık bir dinginlik molası. Her şey yolunda görünüyor ancak zihin için durum pek de öyle değil. Zihin delirmiş, arka arkaya fikirler canlanıyor. Uzun zaman önce düşünülmüş bir proje yeniden beliriyor. Bu sefer daha sağlam bir zeminle, daha sorgulanabilir bir yerden ziyarete gelmiş. Ve hemen ardından bir başkası. Ve belki bir ilişkide yaşanan karmaşa tam o an, musluğun en doğru açısında bulunmuş ısı ile çözülüyor. “Ben aslında bu kadar katı bir insan değilim.” Ya da “bu işi gerçekten yapmak istemiyorum.” Evet, yine duşta hayatı kökten değiştiren kararlar alınıyor.

Peki neden beynin en iyi fikirleri, doğru zamanda değil de suyun altında bir başına beklerken çıkageliyor? Yıllar önce içinde bulunduğumuz bir tartışma anının en kaliteli, kurgulanmış cevaplarla dolu yeni bir versiyonunu aklımıza getiren şey tuzlu ve sülfatlı bir şampuanın saçımızla temas etmesi olamaz herhalde. Ya da doğru ısıdaki suyu ayarlayabildiğimizde bir evreka anı yaşamıyoruzdur, muhtemelen yani.

Bu farkındalıkların ve anlık berrak bir zihnin açıklaması elbette zihnin rahatlama anında berraklaşabilmesiyle ilgili. İnsanların önemli fikirleri ve yaratıcı düşünceleri genellikle rahatladıkları anlarda üretmeleri, psikolojide iyi bilinen bir olgudur (Kounios & Beeman, 2014). Beynin büyük bir bölümü gün içinde hedefe yönelik bir çalışma mekanizmasıyla ilerler. Sorumluluklar, yapılacaklar listesi, sosyal iletişimin gereklilikleri ve sürekli değişen uyaranlar, zihni görev odaklı bir modda tutar.

Bu hareketlilik halinde beyin yaratıcılık ve derin düşünme gibi becerileri geri planda bekletir. Ancak kişi yukarıda bahsettiğimiz gibi “rahatlama anları” olan duş almak, yürüyüş yapmak ya da gece yatağa uzanırken “keşke şunu da söyleseydim” gibi anlarda serbest kalır ve sakinleşir. Bu anlara Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network – DMN) adı verilir. DMN, dış dünyaya odaklanmadığımız anlarda aktifleşen ve içsel düşüncelerle ilişkili olan bir beyin ağıdır (Raichle et al., 2001). DMN aktif olduğunda beyin geçmiş deneyimleri, an ve anıları serbest bir şekilde birbirine bağlayabilir. Bu serbest dolaşım hali, içgörü ve yaratıcılık artırır (Beaty et al., 2016).

Duş Dahileri için Gelişme Bölümü

Bir tartışma esnasında söylenebilecek en iyi 10 iğneleme cümlesi ya da mükemmel gittiğini düşündüğümüz bir ilişkinin neden bittiğini aylarca anlayamadıktan sonra birden arka arkaya gelen o cevaplar…. Bunlar aslında duşta ya da yürüyüşte bir anda aklımıza geliveren dahiyane fikirler değildir. Bu fikirlerin büyük bir kısmı, aslında uzun süredir zihnin arka planında serbestçe dolaşan düşünceleri duyabildiğimiz anda olmamızla ilişkili olarak ortaya çıkar. Günlük olaylarla bastırılan ve dinamik kalmaya alıştırılan zihin kendine sesini duyurabilecek bir alan bulmuştur da diyebiliriz.

Bir diğer benzer faktör olarak bilişsel yük azalmasından da bahsedebiliriz. Gün içinde verilen yüzlerce küçük karar zihinsel enerjiyi sandığımızdan daha fazla tüketebilir. Öğle arasında ne yiyeceğimiz, ertesi gün ne giyeceğimiz, cevap vermeyi unuttuğumuz birine ne tür bir bahane bulacağımız, kaçıngan bağlandığımız kişiye bugün nasıl bir persona oluşturacağımız gibi sayısız yüzlerce fikir…. Bunların hepsi ve daha fazlası gün içinde zihinsel enerjiyi tüketirken, zihin duşta karar sayısının minimuma indiği anlarda, enerjisini farklı yönlere gönderebilir (Sweller, 1988).

Ayrıca suyun sesi ve sıcaklık gibi duyusal uyarıcılar, bedeni rahatlatır ve stres seviyesini düşürür. Stresin azalması ise bilişsel esnekliği arttırır (American Psychological Association [APA], 2022). Kısacası duş, beynin “Beni rahat bırak!” anlarından biridir. Ve beyin rahatladığında bazı gerçekliklere karşı oluşturulan filtre kalkar.

Kabak Lifi Tadında Bir Sonuç

Tüm bu yazılanların ışığında söyleyebiliriz ki, beynimizin sessizliğe ve biraz yavaşlamaya gerçekten ihtiyacı var. İşleyişi bazen yavaşlatmak gerekir ki duşta gelen kavgada söylenebilecek sözler ve evreka anları gün içinde bize kendini daha sık duyurabilsin. Zihin orada, zihin çalışıyor. Potansiyelimiz ve farkındalık arka planda biz fark etmeden işlemeye ve üretmeye devam ediyor. Ancak sahneyi biraz yavaşlatmak gerek. Oyunculara nefes alabileceği alanlar yaratmak gerek. Dizi sürelerinin kırk dakika olduğu yapımlar bugün hala tüm replikleriyle kitlesinin aklında gibi düşünebiliriz. Ayakta alkış için gerekli olan uzun ve karmaşık tiratlar değil, nefes alan ve özümseyen oyuncular. Bir sonraki duş, zihninizin oyuncuları için olsun.

Bir film önerisiyle bu ayın yazısını burada noktalamak istiyorum: Zuhal (2021) – Nazlı Elif Durlu.

Kaynakça

  • American Psychological Association. (2022). Stress in America 2022: Concerned for the future, beset by inflation. APA.

  • Beaty, R. E., Benedek, M., Silvia, P. J., & Schacter, D. L. (2016). Creative cognition and brain network dynamics. Trends in Cognitive Sciences, 20(2), 87–95. https://doi.org/10.1016/j.tics.2015.10.004

  • Kounios, J., & Beeman, M. (2014). The cognitive neuroscience of insight. Annual Review of Psychology, 65, 71–93. https://doi.org/10.1146/annurev-psych-010213-115154

  • Raichle, M. E., MacLeod, A. M., Snyder, A. Z., Powers, W. J., Gusnard, D. A., & Shulman, G. L. (2001). A default mode of brain function. Proceedings of the National Academy of Sciences, 98(2), 676–682. https://doi.org/10.1073/pnas.98.2.676

  • Sweller, J. (1988). Cognitive load during problem solving: Effects on learning. Cognitive Science, 12(2), 257–285.

Burcu Uğur
Burcu Uğur
Burcu Uğur, lisans eğitimini onur öğrencisi olarak tamamlamıştır. Klinik alanda çeşitli staj deneyimleri bulunmaktadır. Sinema ve psikolojiyi harmanlamayı ve bu alanda çalışmalar yapmayı oldukça sevdiği gibi, aynı zamanda çeşitli film festivallerinde yıllardır aktif olarak çalışmaktadır. Farklı internet sitelerinde yazıları bulunmakta; psikolojiyi, insanın özümsemek isteyeceği bir noktadan anlatmayı tercih etmektedir. Psychology Times Türkiye’de yazdığı yazılarında travma ve yas, çocuk ve ergen psikolojisi, erken yetişkinlik stresi ve sinemanın psikolojiyle kesişen kısımlarına yer vermektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar