Pazartesi, Ocak 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sosyal Medyadan Kopamıyorum: FOMO

Sosyal medyaya bakmadığınız her an bir şeyleri kaçırdığınızı mı hissediyorsunuz? Bir arkadaşınızın tatil paylaşımını, o çok merak ettiğiniz ülkenin tanıtım videolarını, işinizle ilgili önünüze çıkabilecek bir fırsatı… Bu nedenle sık sık sosyal medyaya girip saatlerinizi bu platformlarda mı geçiriyorsunuz? Yalnız değilsiniz! Bu durumun literatürde tanınmış olan bir ismi var: FOMO.

Türkçeye “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu” olarak çevrilmiş olan “Fear of Missing Out” yani FOMO, kişinin çevresinde olup biten olaylardan, başkalarının yaşadığı deneyimlerden ya da sunulan fırsatlardan haberdar olamama ihtimali karşısında kaygı hissetmesi durumudur. Bu durumu yaşayan kişi, sürekli olarak bir şeyleri kontrol etme ihtiyacı duyar, kendini diğer kişilerle kıyaslar, “geri kalıyorum” düşüncesi sürekli kafasında döner, yeni gelişmelerden haberdar olmak istediğinden saatlerini harcar…

Beyinde bu gibi düşüncelerin yoğun olması da bireyin anda kalma becerisini yavaşlatır, aklı o anda yaptığı şeylerde değil de neler kaçırdığında olur. Bu da sosyal ilişkilerinde yeterince var olmasını güçleştirebilir, içinde bulunduğu andan aldığı keyif seviyesini azaltabilir. Zamanla kişinin kendine olan özgüveni zedelenebilir ve genel psikolojik iyi oluş hali bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

FOMO’nun Belirtileri Nelerdir?

FOMO’nun çeşitli belirtileri vardır ancak yaygın olan belirtileri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Sık sık sosyal medya hesaplarını kontrol etme,

  • Anksiyete ve kaygı durumunda belirgin artış,

  • Odak ve konsantrasyon güçlüğü,

  • Kendini diğer insanlarla kıyaslama,

  • Uyku süresi ve kalitesinde düşüş,

  • Sadece zihinsel değil fiziksel olarak da yorgun hissetme.

Bu belirtiler daha çok 15-30 yaş arasındaki gençler ve genç yetişkinlerde görülür. Çünkü bu yaş grubu, diğer yaş grubundaki bireylere kıyasla sosyal medyayı sosyalleşme, iş, bilgi edinme ve bilgilendirme gibi çeşitli nedenlerle daha aktif bir şekilde kullanmaktadır.

Hayatımız Üzerinde Nasıl Bir Etkisi Vardır?

Yaşanan bir gelişmeyi kaçıracağınıza dair korkuyu hayatınızın her alanında hissedebilirsiniz. Bu, dozunda olduğunda size zarar vermez, hatta bazen bir işe başlamak için sizi motive etmesi açısından fayda bile sağlayabilir. Ancak burada dikkat etmeniz gereken nokta: sıklık ve süre. Bu korkuyu ne kadar sık yaşıyorsunuz? Korkunun geçmesi ne kadar zaman alıyor? Korkunun geçmesi için ne yapıyorsunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar yaşadığınız süreci aydınlatmada önemli ipuçları sağlayacaktır. Bu aydınlanma sırasında aslında FOMO’nun hayatınızı sosyal, psikolojik, fiziksel ve akademik yönden ne kadar etkilediğinin de farkında varacaksınızdır.

Özellikle ergenlik döneminde sosyal ilişkiler oldukça önemli bir yer kaplar. Arkadaşlarla iletişimin güçlü olması, ortak ilgi alanlarının bulunması, sosyal medyada görülen bir video, yazı, görsel üzerinden sohbet etmek arkadaş grubunuz içerisinde bir konuma sahip olmanızda ve bu konum sayesinde onlar tarafından sosyal onay görmenizde yardımcı olur. Bir yandan da birey, sahip olunan arkadaş grubundan dışlanmamak ve onay görmeye devam edebilmek için katılmak ya da gitmek istemediği etkinliklere katılmak zorunda hissedebilir, arkadaş baskısına maruz kalabilir. Onay ve kabul görme amacıyla istenmeden de olsa yapılan bu davranışlar, kurulan ilişkilerin değerini yüzeyselleşebilir.

Benzer bir durum yetişkinler için de geçerlidir. Bir kişi, iş arkadaşlarıyla güçlü bağlar kurmak için normalde ilgi alanına girmeyen konularda sırf iş ortamında diğer arkadaşlarıyla uyumlanabilmek adına o konu ilgisini çekiyormuş gibi davranabilir, konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek için çeşitli videolar izleyip yazılar okuyabilir. Bunları ilgisi olduğu için değil de arkadaşlarıyla “ortak bir paydada buluşmak” için yapar.

Sosyal onay ve kabul görmek için yapılan bu gibi davranışlar bireyin ilişkilerini zamanla yüzeyselleştirebilir ve bu yüzeyselleşmeye rağmen kişi o ilişki içerisinde kalmaya devam edebilir. Zamanla yaşanan bu durumun getirdiği bir rahatsızlık hissi, psikolojik bir yük oluşabilir. Beyniniz bu çelişkili durumdan kurtulmak ister ama bunu nasıl yapacağını bilemez de. Bilinmezlik sürecinin uzaması psikolojik yorgunluğunuzun yanına fiziksel yorgunluk da ekler. Artık kendinizi çalışma ortamınızdan yeterince keyif alamayan, yorgun hisseden, düşüncelere dalıp giden biri olarak bulabilirsiniz.

“Yok mu bunun bir çözümü?” dediğinizi duyar gibiyim. Gelin beraber ne yapılabileceğine bir bakalım.

FOMO İle Başa Çıkma İpuçları

  • Farkındalık, kilit noktalardan ilkidir. Sosyal medyada gördüğünüz her içeriğin insanlarda ilgi uyandıracak şekilde tasarlandığının ve paylaşıldığının, bunun için özenli seçimler yapıldığının farkında olunmalıdır. Dolayısıyla gördüğünüz pek çok şey gerçeği değil, gerçeğin çarpıtılmış olan daha göz alıcı halini yansıtmaktadır.

  • Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanın farkında olun. Artık her telefonda hangi uygulamada kaç saat geçirdiğinizi gösteren ekran süresi bulunmakta. Buradan uygulamalarda geçirdiğiniz zamanı detaylıca görebilirsiniz. Bir uygulamada geçirdiğiniz zaman 2 saatten fazlaysa bu demektir ki kendinize vakit ayırmanızın ve bir dijital detoks planı yapmanızın zamanı geldi! Bunun için sosyal medya platformlarında geçirdiğiniz zamanı sınırlayacak bir uygulamayı telefonunuza indirip o uygulamada ne kadar kalacağınızı belirleyebilirsiniz. Süreniz dolduğunda bu uygulama size hatırlatma yapar ve siz de geçirdiğiniz zamanın farkına varmış olursunuz. Bu, zamanınızın farkında olmanızı, zaman yönetimi yapmanızı ve kendinize daha fazla vakit ayırmanızı sağlayacaktır.

  • Her saat başı kendinize 10 dakika ayırın. Sosyal medyada sürekli olarak bulunmanız gereken bir iş yapıyorsanız her saat başında kendinize en azından bir 10 dakika zaman ayırın ve bu süre boyunca hiçbir şeyle ilgilenmeyin. Bu 10 dakika, beyninizin dinlenmesinde ve düşüncelerinizin tazelenmesinde fark edilebilir bir değişim oluşturacaktır.

  • Nefes egzersizleri yapın. Günün belirli bir saatini belirleyin. Bu saatte hiçbir şeyle ilgilenmeden kendinize 10-15 dakika zaman ayırın. Ayıracağınız bu süreyi ister güne başlarken, ister gün ortasında, isterseniz de yatmadan önceki bir zaman dilimi olarak belirleyebilirsiniz. 10-15 dakika boyunca sadece nefesinize odaklanın, nefesinizi dinleyin, elinizi göğsünüze koyun ve nefes alıp verirken oluşan ritmi hissedin. Süreyi tamamladığınızda kendinizle baş başa kalmanın fiziksel ve zihinsel dinginliğini hissedeceksiniz.

  • Teknolojisiz buluşmalar yapın. Arkadaşlarınızla buluştuğunuzda onlarla geçirdiğiniz süre boyunca telefona bakmayın. Bunu arkadaşlarınızla aranızda bir oyuna çevirerek birbirinizi motive edebilirsiniz. Mesela, gün sonunda en uzun süre telefonuna bakmayan kişiye o gün bir kahve ısmarlayabilirsiniz! Bu hem birlikte geçirdiğiniz zamanda birbirinize ayıracağınız süreyi hem de sohbet kalitenizi arttıracaktır.

  • Bir uzmandan destek alın. “Ne yaparsam yapayım FOMO’mu yenemiyorum, bu durum beni rahatsız ediyor.” diyorsanız bir ruh sağlığı çalışanından yardım almanız faydalı olacaktır.

Ebru Günay
Ebru Günay
Ebru Günay, Ege Üniversitesi Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Psikolojiye olan ilgisini keşfettiğinden beri bu alanda kendini geliştirmeyi amaç haline getirmiştir. Bunun için öğrencilik zamanı boyunca birçok toplulukta gönüllü faaliyetlerde bulunmuş, içerik üretmiş ve çeşitli konularda yazılar yayımlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünde eğitimini tamamlamıştır. Alanında çeşitli eğitimler almaya devam ederek kendini geliştirmektedir. Sürekli olarak yeni şeyler öğrenmeyi, öğrendiği bilgileri başkalarıyla paylaşmayı sevmesi yazı yazma motivasyonunun temelidir. Psikolojinin herkes için ulaşılabilir olmasını amaçlayan Günay, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik çeşitli yazılar kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar