Cuma, Ocak 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sınırlar ve Suçluluk Arasındaki İnce Çizgi

“Hayır” Dediğinde İçin Sızlıyorsa,

Sınır koymak… Basit bir kelime ama uygulaması çoğu kişi için hiç kolay değil. Çünkü sınır koyduğunda yalnızca “hayır” demiyorsun; aynı zamanda “artık benden bu kadar”, “bu bana iyi gelmiyor”, “benim de bir alanım var” demiş oluyorsun. Ve işte tam o anda, içinden yükselen tanıdık bir his yakalıyor seni: suçluluk.

Birine kırıcı olmamak için ses etmediğin anlar, aslında kendine kırıldığın anlardır. Belki defalarca yardım ettiğin biri, bir kez yardım edemediğinde yüzünü asıyor. Ya da ailene, partnerine, eşine, arkadaşına “şimdi konuşmak istemiyorum ya da sonra konuşalım” dediğinde içini bir huzursuzluk sarıyor. Çünkü çocukluğundan beri “iyi insan” olmak, genellikle “kendini unutan insan” olmakla karıştırıldı.

Suçluluğun Kökleri ve Günlük Hayattaki Yansımaları

Birçok kişi için sınır koymak, “karşı tarafı üzmek, dışlamak ya da sevgisizlik göstermek” gibi algılanır. Oysa bu hislerin çoğu, geçmişten taşınan inançların izidir:

  • “Ben kendi ihtiyaçlarımı öne koyarsam bencil olurum.”

  • “Hayır dersem insanlar beni yalnız bırakır.”

  • “İyi biri olmanın yolu, her şeye razı olmaktan geçer.”

Bu inançlar çoğunlukla çocukken yerleşir. Duyguların bastırıldıysa, isteklerin göz ardı edildiyse ya da “başkası ne der” baskısıyla büyüdüysen, büyüdüğünde kendini korumaya çalışırken bile suçlu hissedersin.

Peki sınır nedir, ne değildir?

Sınır koymak duvar örmek değil, bir denge kurmaktır. Ne kadarına evet diyorsun, nerede artık durman gerekiyor, ne seni yoruyor? İşte bu soruların cevabını vermek, sınırın kendisidir. Ama suçluluk, özellikle “kendinden vazgeçmeye alışmış” kişilerde hemen devreye girer. Bu da çok tanıdık örneklerle karşımıza çıkar:

  • Bir arkadaşın sürekli senden destek istiyor ama enerjin bitmiş. “Bugün ilgilenemem” demek istiyorsun ama diyemiyorsun. İç ses fısıldıyor: “Kötü biri mi oldum?” “Ya bana kırılırsa?” “Kötü bir arkadaş mıyım?” “Ya aramız bozulursa?”

  • Ailen senin yerine karar veriyor. İçin itiraz ediyor ama hemen ardından suçluluk geliyor: “Onlar benim iyiliğimi istiyor, itiraz edemem…”

  • Bir danışanım şöyle demişti: “Kendimi biraz dinlemek istiyorum ama herkes benden bir şey bekliyor. Hayır dediğimde, içim eziliyor.”

Bu örneklerin hepsinde suçluluk, seni yeniden “verici, anlayışlı, kendinden fedakâr” olmaya zorlar. Ama unutma: Senin de tükenebileceğin, yorulabileceğin, “bugünlük bu kadar” diyebileceğin bir sınırın var. Ve bu hakkı kullanmak bencillik değil; kendine saygıdır.

Sınır Koymak Karşı Tarafı Sevmediğin Anlamına Gelmez

İnsanlar çoğu zaman şunu karıştırır: “Seni seviyorum” demek “Senin her istediğini yaparım.” anlamına gelmez. Gerçek sevgi, karşılıklı saygıyla büyür. Ve saygı, sınırlarla mümkün olur. Eğer birine sınır çizdiğinde senden uzaklaşıyorsa, bu uzaklaşmanın sebebi senin sınırın değil, onun senin sınırına tahammülsüzlüğüdür. Belki de o kişi sadece senin “evet”lerini seviyordur, seni değil.

Gerçek bağ, sadece “uyum sağladığında” değil, kendin kaldığında da seni kabul eden bağlardır. Bir ilişkinin kalitesi, sen sınır koyduğunda ne olduğunu gösterir.

  • Eğer sadece sen verirken güzelse, o ilişki adil değildir.

  • Eğer sadece sen susarken huzurluysa, o ilişki gerçek değildir.

  • Eğer sadece sen razı olduğunda sürüyorsa, o sevgi değil, dengesiz bir alışveriştir.

Oysa sağlıklı bir ilişkide “hayır” demek uzaklaştırmaz, yakınlaştırır. Çünkü orada samimiyet vardır. Gerçeklik vardır. Kendini gizlemeden sevilmek vardır. Ve en önemlisi, o ilişkide sadece senin “vermen” değil, var olman da kıymetlidir.

Peki, Sınır Koyduktan Sonra Suçluluk Kapını Çalarsa?

Olabilir. Hatta büyük ihtimalle olacak. Sınır koyduktan sonra kendini suçlu hissetmen, aslında kötü bir şey yaptığın anlamına gelmez. Sadece “öğrenilmemiş bir beceriyi” uyguluyorsun demektir. İlk defa “ben de varım” dediğinde için sızlayabilir. Ama o sızı geçicidir; kendini yok saymanın yorgunluğu gibi yıllar sürmez.

Belki birine “hayır” dedin ve sonra saatlerce bunu düşündün. “Acaba kaba mı davrandım? Kırıldılar mı? Beni bencil mi sandılar?” diye zihninde senaryolar döndü. Oysa o sırada birinin sana yaptığı talep, çok net şekilde senin sınırını aşıyordu. Bunu biliyordun. Ama yine de suçluluk geldi. Çünkü yıllarca şöyle öğrendin: “İyi insan, her şeye razı olur. Karşısındakini kırmaz.”

İşte şimdi o inançla yeni bir bakış açısı çatışıyor içinde. Ve bu çatışma değişimin doğal bir parçası. Bu noktada kendine şunu hatırlatabilirsin:

  • “Benim ihtiyaçlarım da en az karşımdakinin ihtiyaçları kadar önemli.”

  • “Birine sınır çizmek, onu sevmiyorum demek değildir.”

  • “Hayır diyebildiğim yer, ‘evet’imin kıymetini artırır.”

Sınır koyarken suçluluk hissedebilirsin ama bu, yolun yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu, daha önce hep “vermekle” tanımlandığın için “kendini seçmenin” sende yeni bir duygu yaratmasıdır. Tıpkı ilk defa kendin için ayağa kalkmak gibi… Biraz tuhaf, biraz sarsıcı ama çok dönüştürücü.

Sınır Koymak Öğrenilen Bir Beceridir

Sınır koymak da, hayır demek de aslında bir beceridir. Kimileri bu beceriyi çocukken öğrenir, kimileri ise hiç öğrenemez. Ama iyi haber şu: Bu beceri sonradan da gelişebilir. Ve bu noktada terapi, çok kıymetli bir alan sunar.

Terapi odasında sık sık çalıştığımız şeylerden biri, kişinin ilk defa kendi tarafında durabilmesidir. İlk “hayır”ını söyleyen bir danışanın gözlerindeki şaşkınlık ve ardından gelen rahatlık, bazen aylarca süren yorgunluktan daha derin konuşur. Çünkü o “hayır”, sadece bir başkasına değil, yıllardır susturulmuş kendine söylenmiş bir cümledir:

“Ben de varım.”

Ebru Göç
Ebru Göç
Ebru Göç Dinler, psikolojik danışman ve yazar olarak geniş bir deneyime sahiptir. Lisans eğitimini Ege Üniversitesinde tamamlamıştır. Özellikle Bilişsel ve Davranışçı Terapi ve Cinsel Terapi alanlarında uzmanlaşmıştır. Çocuk, yetişkin ve ergen bireyler ile çalışmaktadır. Aynı zamanda dijital mecralarda bireylerin yaşam içerisindeki farkındalığını arttırmak ve var olan sorunlara bakış açılarının değişmesine yardımcı olacak içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar