Çarşamba, Mart 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kleptomani ve Masumiyet Müzesi

Yakın bir zamanda yayınlanan ve popülerliği artan Masumiyet Müzesi dizisi ile ilgili muhtemelen çok fazla içeriğe maruz kalmışsınızdır. Ancak bu yazıda sevilen dizinin başrolü Kemal’in dürtüsel çalma alışkanlığından veya tıbbi söylemiyle kleptomaniden bahsedeceğiz.

Masumiyet Müzesi

Bilmeyenler için kısa bir özet geçecek olursak bu dizi, 80’ler Türkiye’sinde yaşayan varlıklı bir ailenin oğlu Kemal’in nişanlanmak üzereyken uzak bir akrabası Füsun’a karşı bir obsesyon geliştirmesi hikâyesi etrafında döner. Kemal, süregelen zaman boyunca Füsun’un hem kişisel hem de evindeki eşyalarını kimseye fark ettirmediğini düşünüp çalarak işi dizinin sonuna doğru bu eşyalarla bir müze oluşturmaya kadar ilerletir. Küpe, şemsiye, sigara izmariti diye başlayan bu takıntı evlerindeki mutfak rendelerine kadar uzanır.

Kleptomani

Psikiyatrik terminolojide bir dürtü bozukluğu olarak geçen, nesneleri çalma içgüdüsüne karşı koyamama hali genelde düzgün bir şekilde teşhis edilmemektedir. Çoğunlukla başka psikiyatrik tanılarla, en çok da anksiyete ve yeme bozuklukları ile alkol ve madde bağımlılığıyla beraber görülmektedir. Buna ek olarak, sıklıkla devam eden rahatsız edici düşünceler, hırsızlık dürtüsüne direnememe ve hırsızlık gerçekleştikten sonra rahatlamanın artması gibi kleptomaninin bazı temel özellikleri, bunun obsesif-kompulsif spektrum bozukluğu olabileceği fikrinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Tanı

Bu bozukluğun belli başlı kriterleri vardır. Bunlardan ilki, maddi değere sahip olmayan veya kişisel bir gereklilik arz etmeyen nesneleri çalma dürtüsüne engel olamamaktır. Kişi, arzuladığı nesnenin maddiyat ya da gereklilik sağlayan özelliklerine odaklanmadan dürtüsel olarak bu hırsızlık eylemini gerçekleştirir. Çoğu zaman eylem gerçekleşmeden önce yükselerek artan bir kaygı ve panik hali de kleptomanik bireye eşlik eder. Ancak bu zorlayıcı duygu durumu eylem gerçekleştikten sonra yerini rahatlamaya bırakır. Bir başka kriter ise hırsızlığın belli bir kin duygusuyla ya da intikam amacı güderek yapılmamasıdır. Ayrıca bu eylem herhangi bir halüsinasyon ya da sanrıya yanıt değildir. Son olarak hırsızlığın bir davranış bozukluğu ya da antisosyal kişilik bozukluğundan kaynaklı olmaması gerekmektedir.

Kleptomani ve Aile

Kleptomaninin aile ile ilişkisi ve muhtemel genetik bağlantılarıyla alakalı bilgiler kısıtlı sayıda olmasına rağmen kleptomaninin genetikle ilişkisi üzerine yapılan bir araştırmada, kleptomani hastalarının birinci derece akrabalarında çalışmadaki kontrol grubuna göre önemli derecede daha yüksek oranda alkol kullanım bozukluğu olduğu görülmüştür. Kleptomani hastalarının birinci derece akrabalarında yüksek oranlarda duygu durum bozuklukları, alkol kullanım bozuklukları ve kleptomani görüldüğü başka çalışmalarda da ortaya çıkmıştır.

Tedavi

Başlangıçta farmakoterapi ve psikoterapi kleptomani tedavisinde faydalı olabilecek gibi gözükse de bu konuyla alakalı oldukça az sayıda vaka incelenmiştir. Ayrıca elimizdeki tedavi verilerinin çoğunluğunu küçük vaka serileri ve vaka raporları oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze kleptomani için farmakoterapinin etkinliğini inceleyen vaka raporlarında paroksetin, fluvoksamin, escitalopram, sertralin ve uyarıcı metilfenidat kombinasyonu ve valproik asit gibi maddelerin adı geçmiştir. Her ne kadar çeşitli umut vadeden tedaviler bulunmuş olsa da adı geçen her ilacın kleptomani üzerindeki etkileri hakkında olumsuz veriler de vardır.

Belirli sınırlarla tanımlanması zor bir bozukluk olan kleptomani, çoğu kişide kronik bir hastalık olarak belirir ve kişinin hayatında önemli psikolojik, sosyal ve yasal sonuçlara yol açar. Klinisyenlerin bu bozukluğu doğru bir biçimde tanımaları ve hastaların tedavi sürecini uygun şekilde yönetmeleri önemlidir; çünkü kleptomani sebebiyle özel tedavi arayışı oldukça nadirdir.

Çalışma

Çoklu bozuklukları olan hastanede yatan psikiyatrik hastalar üzerinde yapılan yakın tarihli bir çalışma, hastaların %7,8’inin kleptomani tanısıyla mevcut semptomlara sahip olduğunu ve %9,3’ünün ömrünün bir döneminde kleptomani tanısı aldığını ortaya koymuştur. Çeşitli psikiyatrik bozukluklar nedeniyle hastaneye yatırılan 102 ergen üzerinde yapılan bir çalışma ise %8,8’inin kleptomaniden muzdarip olduğunu bulmuştur. Bu oranların ergenlerde ve yetişkinlerde birbirine yakın olması, kleptomaninin tedavi edilmediği durumlarda kronik bir bozukluk olabileceği teorisini ortaya koymaktadır.

Nasıl Yaklaşılmalı?

Toplum içinde suçlayıcı ya da aşağılayıcı bir tavır almamak oldukça önemlidir. Bu eylem hâlinin bir davranış bozukluğu olduğu unutulmadan ve her kişinin bundan muzdarip olabileceği göz önünde bulundurularak davranılmalıdır.

Neden Oluşur?

Ana sebeplerden biri beyin kimyasındaki farklılıklardır. Nörotransmitter adıyla geçen kimyasallar insan beyninde belirli süreçleri yönetmeye yarar ve kimi bireylerde bu maddelerin yapısını değiştiren ilaçlar almaya başladıktan sonra ortaya çıkan kleptomani belirtileri görülür. Bir başka sebep ise beynin yapısındaki, özellikle dürtü kontrolü mekanizmalarını yöneten kısımlardaki, farklılıklardır. Çoğunlukla bu kişilerin beynindeki engelleme ve dürtü mekanizmalarının yönetiminden sorumlu bölgelerde daha az sayıda veya daha zayıf bağlantıların olduğu görülmüştür.

Peki Kemal?

Dizinin başrolü Kemal’in sahip olduğu takıntı kleptomaninin bazı belirtilerini açıkça gösterse de karakterin sahip olduğu bu saplantı tam olarak kleptomaniye indirgenemez. Çalınan eşyaların maddi değer taşımaması, hırsızlık öncesi giderek artan kaygı ve eylemin bir halüsinasyondan kaynaklanmaması kriterlerini karşılayan bu davranış ilk bakışta basit bir kleptomani vakası gibi algılanabilir. Fakat işin temelinde bir arzu ve saplantı hâli yatmaktadır. Füsun artık bir insan olarak değil, bir arzu nesnesi olarak Kemal’in gözünde yaşamaktadır. Ona ait eşyaları saklaması, hatta çalınan eşya sayısının bir müzeyi en baştan oluşturabilecek raddeye gelmesi bunun artık bir saplantı olduğunu gösterir. Kemal ve Füsun’un ilişkisinin bir güvencesi olmadan yaşanması Kemal’in yükselen kıskançlığını besleyerek onun bu insana adeta bir eşyaya sahip olur gibi bir sahip olma hissiyatına ihtiyaç duymasına sebep olur. Çalınan eşyaların saklanması da buna bağlanabilir; her an elinden kayıp gidebilecek bir insanı anılarında ve evinde yaşatma içgüdüsüyle yapılan bu eylemde, çalınan her parçada kişinin ruhunu sahiplenme hissiyatı artar. Belki de bu sadece obsesif ve takıntılı, hasta bir adamın karşısındaki insanın özgür olmasına duyduğu endişeyle yaptığı bilinçsiz bir aidiyet arama içgüdüsüdür.

Kaynakça

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/11463127/ 

https://www.scielo.br/j/rbp/a/wZ4Lq3zQbM4N5ccsb4QYBms/?lang=pt

https://www.psychiatrist.com/pdf/overview-of-kleptomania-and-phenomenological-description-of-40-patients-pdf/

https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC535651/

https://www.psychiatrist.com/pdf/overview-of-kleptomania-and-phenomenological-description-of-40-patients-pdf/

 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15614312/

McElroy SL, Keck PL, Pope HG, et al. Kleptomania: clinical characteristics and associated psychopathology. Psychol Med 1991; 21: 93–108

Janet P. La kleptomanie et la depression mentale. J de Psychologie Normale et Pathologique 1911; 8: 97–103

Deniz CANKURTARAN
Deniz CANKURTARAN
Deniz Cankurtaran 2007 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesinde eğitimini tamamladıktan sonra Bilkent Üniversitesinde Psikoloji okumaya başladı. Çocukluğundan beri okumaya ve yazmaya karşı merakı onu edebiyat alanında araştırmalar ve düzenli okumalar yapmaya teşvik etti. İnsan zihninin işleyişi, insan ilişkileri ve insan davranışlarının arkasındaki nedenler hakkındaki okumalarını ve düşüncelerini psikolojiye duyduğu ilgi ve yazmaya olan merakıyla ifade etmeye çalıştı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar