Tarihin bütün zamanlarında kulaktan kulağa dolaşan bir sır vardı. Bugün hâlâ kimileri için mahremiyetini koruyan bir gerçek… Hayalleri gerçeğe dönüştüren ve pek azımızın bilgisine sahip olduğu bir sır.
İnsanoğlunun doğuşundan beri anlatılan bütün görkemli hikâyelerin bir çocuk kahramanı vardır yahut içindeki çocukla yan yana, kol kola durabilen bir karakter. Bu karakterlerin ortak özelliği nedir dersiniz? Çok güçlü olmaları mı, çok korkusuz olmaları mı, yoksa seçilmiş kişi olmaları mı? Pek çoğumuzun zihninde bu karakterlerin ortak ve en güçlü yanları, okuyucu ya da dinleyicinin kendi en zayıf yanı olsa da asıl gerçek şudur ki bu karakterlerin en güçlü ve ortak özelliği, hayal kuran taraflarına, yani içlerindeki çocuğa henüz sırtlarını dönmemiş olmalarıdır.
Büyük işlerin, büyük kurtuluşların, büyük hikâyelerin mimarı olan; gerek çocuk yaştaki Hz. Yusuf gibi niceleri gerekse içindeki çocuğa kol kanat germiş pek çok büyük insan, geleceği tasarlama, elindekinden daha fazlasını düşünme, hayal etme ve bu hayalin peşinden somut dayanakları olmamasına rağmen gitme cesaretini göstermiştir. Buradan sonra okuyacaklarınız, bu hikâyeleri doğuran bilimsel gerçekleri, insan zihninin nörolojisini içermektedir. Bu hikâyenin nörolojisini anlamak için hayal, niyet ve içsel çocuk kavramlarını bilmek gerekir.
Zihnin Yaratıcı Mutfağı: Varsayılan Mod Ağı
Hayal kurmak, beynin Varsayılan Mod Ağı (DMN) denilen sistemi ile ilişkilidir ve en saf versiyonu, yani kaynak taşı, bu makalenin hipotezince içsel çocuktur. Varsayılan Mod Ağı (DMN), hayallerin, olasılıkların ve yaratıcılığın mutfağıdır. Bu mutfaktan çıkan “ürünler”, zihinde harekete geçirici duygular yaratır. İşte niyet bu noktada başlar.
Varsayılan Mod Ağı (DMN) tarafından oluşturulan duygular, zihnin seçici dikkatini kurulan hayale ve onun gerçekleşmesi için gereken olasılıklara yönlendirir. Böylece kurulan hayal, insan zihni için artık bir hedefe dönüşmüştür; fakat bu bir “to do list” hedefi değil, daha çok bir “to be list” hedefidir. Çünkü bu hedef, benliğimizi besleyen; ne olacağımızı, nasıl biri olacağımızı belirleyen bir pozisyondadır ve beyin her hedefte bu soruların cevabını önceden hesaplar. Bu aşamada Prefrontal Korteks (bilinçli beyin) devreye girer.
Modern Çağın Kayıp Anahtarı
Şimdi hayal–niyet bağlantısında içsel çocuğun rolünü netleştirebiliriz. Hayal kurmak, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biridir. Bunu, duvarlara çizilen en eski resimlerden itibaren gözlemleyebiliriz. Fakat modern çağın sosyolojik ve ideolojik yapısı, buna ek olarak bu makalede sınıflandırılmamış başka faktörlerle birlikte, hayal kurmayı zaman kaybı olarak görmeye başlamıştır.
Hayalin yerini “gerçekçi” ve “mantıklı” olma idealleri almıştır. İnsanın ruhuyla bağlantı kurmasının ve kendini gerçekleştirebilmesinin anahtarı olan hayal kurma kapasitesi, içsel çocuğa ait insani özelliklerin modern çağda reddedilmesiyle birçoklarımız için kaybolmuştur. Bugün, tekrar bu kadim anahtara erişmek; kendini gerçekleştirme, büyük işler ve büyük hayaller başarma yolunda ilerlemek isteyenlerin bakacakları ilk yer, içlerinde yerin yedi kat altına gömdükleri çocuk yanlarıdır. Şefkate, alana ve koşulsuz olumlu kabule ihtiyaç duyan bu çocuk taraf, zamanla bugüne adapte olacak ve arayış içerisinde olanlara yol gösterecektir.


