İşe ilk başladığınız günü hatırlayın. Giydiğiniz kıyafeti, aynada kendinize verdiğiniz “her şey güzel olacak” telkinini, iş yerinin kapısından girerken duyduğunuz o heyecanı… Çoğu insan için yeni bir iş; umut, kendini kanıtlama isteği ve “nihayet” duygusuyla başlar. İlk günler genellikle sıcak geçer. Gülümseyen yüzler, hoş geldin kahveleri, “bir şeye ihtiyacın olursa söyle” cümleleri… Ancak zaman geçtikçe bazı iş yerlerinde görünmeyen bir yüz ortaya çıkar. Sessiz, belirsiz ve insanın zihnini yavaş yavaş kemiren bir yüz. Bu noktada çoğu kişi yaşadığı şeyi hemen fark etmez. Çünkü mobbing, genellikle bağırarak ya da açıkça saldırarak ortaya çıkmaz; daha çok küçük dokunuşlarla, ince mesajlarla ve örtük davranışlarla ilerler (Einarsen et al., 2020).
Mobbing Nedir ve Neden Bu Kadar Geç Fark Edilir?
Mobbing; bir çalışanın sistematik biçimde psikolojik baskıya maruz kalmasıdır (Leymann, 1996). Burada “sistematik” kavramı belirleyicidir. Tek bir kötü gün ya da tek bir sert eleştiri mobbing olarak değerlendirilmez. Mobbing; tekrar eden, süreklilik gösteren ve bireyin kendilik algısını zedeleyen bir süreçtir.
Bu sürecin en tehlikeli yönlerinden biri, bireyi kendine döndürmesidir. Kişi çoğu zaman önce şu düşüncelerle baş başa kalır: “Belki ben yanlış anladım.” “Belki daha dikkatli olmalıyım.” “Belki yeterince iyi değilim.”
Oysa araştırmalar, mobbingin temelinde çoğunlukla güç kurma ve kontrol etme ihtiyacının yer aldığını göstermektedir (Zapf & Einarsen, 2011). Karşı taraf kendi gücünü inşa ederken, maruz kalan kişi fark etmeden sorumluluğu kendi üzerine almaya başlar.
Sahte Gülümsemeler ve iş Yerindeki Rol Oyunları
İş yerlerinde herkesin güler yüzlü olması, herkesin iyi niyetli olduğu anlamına gelmez. Profesyonel ortamlar aynı zamanda rol yapılan alanlardır. Gülümseme bazen samimiyet değil, stratejidir; çatışmadan kaçma, kontrol etme ya da karşısındakini yumuşatma işlevi görebilir (Kahn, 1990).
Özellikle genç çalışanlar ve yeni mezunlar bu noktada zorlanır. Üniversite ortamından sonra iş yaşamı çok daha farklı bir dinamikle işler. Burada duygusal yakınlıktan çok işlevsellik ön plandadır. Bu farkındalık kişiyi soğuk değil, psikolojik olarak daha korunaklı hâle getirir.
Bu nedenle iş ortamında şunu net biçimde söylemek gerekir: İş yerinde herkesle her şeyi paylaşmak zorunda değilsiniz. Samimi olmak başka, sınırları korumak başkadır.
“Sorun Bende mi?” Düşüncesi Neden Bu Kadar Yaygındır?
Mobbinge maruz kalan bireylerin önemli bir kısmı yaşadığı durumu öncelikle kendisiyle açıklama eğilimindedir. Bunun altında yatan nedenlerden biri, bireyin kontrol duygusunu kaybetmek istememesidir. “Sorun bende” düşüncesi, durumu değiştirilebilir gibi algılamaya hizmet eder (Janoff-Bulman, 1992).
Ayrıca otorite figürlerine karşı çıkmanın zorluğu, genç yaşta “tecrübesizim” inancı ve işini kaybetme korkusu, bireyin gerçekliği çarpıtmasına neden olabilir (Branch et al., 2013). Bu nedenle mobbing, özgüveni bir anda değil; damla damla aşındırır. Zamanla kişi işten çok kendini sorgular hâle gelir.
Psikolojik Olarak Mobbingle Baş Etme Yolları
Mobbingle başa çıkmanın ilk adımı, yaşanan durumu doğru biçimde adlandırmaktır. “Bu sadece benim alınganlığım değil” diyebilmek, suçluluk duygusunu azaltır (Einarsen & Nielsen, 2015).
Sürekli hissedilen huzursuzluk, kaygı ve değersizlik duyguları göz ardı edilmemelidir. Duygusal tepkilerle değil, netlik ve sınırlarla ilerlemek önemlidir. Yaşananların kayıt altına alınması hem psikolojik gerçekliği korur hem de bireye güven hissi sağlar. Araştırmalar, sosyal destek almanın mobbingin psikolojik etkilerini azaltmada önemli bir koruyucu faktör olduğunu göstermektedir (Hershcovis et al., 2007).
Yeni İşe Başlayacak Üniversite Mezunlarına Gerçekçi Tavsiyeler
İlk aylarda herkesi tanımaya çalışmak doğal olmakla birlikte, herkesle her şeyi paylaşmak zorunlu değildir. İş arkadaşlığı ile kişisel arkadaşlık arasındaki farkın korunması, psikolojik dayanıklılık açısından önemlidir. Sürekli uyum sağlama çabası çoğu zaman daha fazla yük getirebilir. Sınır koymak saygısızlık değil, profesyonel bir beceridir.
Bir iş ortamı bireyi sürekli yetersiz, suçlu ve değersiz hissettiriyorsa; bu durum gelişimden çok psikolojik baskının göstergesi olabilir. Bu noktada bireyin kendi algısına güvenmesi kritik öneme sahiptir.
Sonuç
İş yerleri yalnızca maaş kazanılan alanlar değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılığın sınandığı ortamlardır. Orada kalabilmek için herkesi memnun etmeye değil, bireyin kendini koruyabilmesine ihtiyaç vardır. İşe gitmek, kişiliği geride bırakmak anlamına gelmemelidir. Güler yüz bir gereklilik olabilir; ancak kendinden vazgeçmek zorunlu değildir.
Kaynakça
Branch, S., Ramsay, S., & Barker, M. (2013). Workplace bullying, mobbing and general harassment: A review. International Journal of Management Reviews, 15(3), 280–299. https://doi.org/10.1111/j.1468-2370.2012.00339.x
Einarsen, S. V., Hoel, H., Zapf, D., & Cooper, C. L. (2020). Bullying and harassment in the workplace: Theory, research and practice (3rd ed.). CRC Press.
Einarsen, S., & Nielsen, M. B. (2015). Workplace bullying as an antecedent of mental health problems. International Archives of Occupational and Environmental Health, 88(2), 131–142. https://doi.org/10.1007/s00420-014-0944-7
Hershcovis, M. S., et al. (2007). Predicting workplace aggression. Journal of Applied Psychology, 92(1), 228–238.
Janoff-Bulman, R. (1992). Shattered assumptions: Towards a new psychology of trauma. Free Press.
Kahn, W. A. (1990). Psychological conditions of personal engagement and disengagement at work. Academy of Management Journal, 33(4), 692–724.
Leymann, H. (1996). The content and development of mobbing at work. European Journal of Work and Organizational Psychology, 5(2), 165–184.
Zapf, D., & Einarsen, S. (2011). Individual antecedents of bullying. In S. Einarsen et al. (Eds.), Bullying and harassment in the workplace (pp. 177–200). CRC Press.


