Siz de ilişkilerde hep kendinden ödün veren taraf olduğunuzu, çok fazla fedakarlık yaptığınızı düşünüyor musunuz? Romantik ilişkiler de ya da yakın arkadaşlık ilişkilerinde sıkça duyulan bir cümle vardır; “Hep veren taraf benim.” Bu cümle çoğu zaman bireyin kendisini ilişkide görünmezlik hissettiğinin en basit yansımasıdır. Duygusal ihtiyaçlarının fark edilmediği, duygularının onaylanmadığı ve varlığının yeterince değer görmediği durumlarda kişi, fiziksel olarak ilişkide olsa da duygusal olarak yok sayılmış hissetmektedir. Bu durum, literatürde psikolojik görünmezlik ya da duygusal ihmal kavramlarıyla ilişkilidir (Cassidy, 2016; Webb, 2017). Görünmezlik çoğunlukla iki ana kaynaktan beslenir; erken dönem bağlanma deneyimleri ve ilişki içi iletişim dinamikleri. Erken dönem bakım verenlerin tutarsızlığı, duyarsızlığı veya duygusal ihmali çocuğun duygularını ifade etmesini zorlaştırır ve yetişkinlikte ya “hep verip karşılık beklemeyen” ya da “ihtiyaçlarını gizleyen” profiller ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca duygusal ihmal kavramı, kişinin rutin olarak duygusal ihtiyaçlarına karşılık verilmemesiyle de ilgilidir. Yıllar içinde bunun kişideki yansımaları; duygularını tanımada güçlük, boşluk hissi, düşük öz benlik algısı ve ilişkilerde görünmezlik hissini hissetmeye başlamasıyla sonuçlanabilmektedir.
Görünmezlik Algısında Erken Dönem Bağlanma Deneyimlerinin Etkisi
Bireyin ilişkilerdeki görünürlük algısı büyük ölçüde erken dönem bağlanma deneyimlerinin bir yansımasıdır. Bağlanma kuramı, çocuğun bakım verenle kurduğu ilişkinin, ileriki dönemlerde başkalarıyla kurduğu ilişkinin temelini oluşturduğunu öne sürmektedir (Bowlby, 1988). Bakım verenlerin duygusal olarak tutarsızlığı, duyarsız olması ya da mesafeli olması çocukta “duygularımı paylaşmak işe yaramaz” inancının gelişmesine neden olabilir. Bu inanç, yetişkinlikte kişinin ihtiyaçlarını dile getirmekte zorlanması, ilişkilerde hep uyum sağlayan taraf olması veya karşısındakini memnun etmeye çalışan partner yaklaşımları ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak kişi, kendi duygusal gereksinimlerini bastırırken karşısındakinin ihtiyaçlarına odaklanır. Bu durum dışarıdan fedakarlık olarak görünse de iç dünyada derin bir yalnızlık duygusunun yansımasıdır. Kişi sevilmek ister ama bu isteğini doğrudan ifade etmekten kaçınır çünkü geçmişte bunu yaptığında reddedilme veya görmezden gelinme deneyimleri yaşamıştır.
Duygusal İhmal ve Görünmezlik Döngüsü
Duygusal ihmal, fiziksel şiddet ya da sözel istismar kadar belirgin olmayabilir ancak bireyin benlik algısı üzerinde sessiz ama güçlü etkiler bırakır (Webb, 2017). Çocuklukta, bakım verenin çocuğun duygularını fark edip adlandırmaması, bireyin ilerleyen yaşlarda kendi duygularını tanıma becerisini zayıflatmaktadır. Bu kişiler yetişkinlikte sıklıkla boşluk hissi, anlaşılmama veya duygusal yorgunluk hissettiklerini belirtmektedirler. Romantik ilişkilerde ise görünmezlik, genellikle duygusal yakınlık sinyallerinin karşılıksız kalmasıyla başlamaktadır.
Kişi ilgi göstermek, paylaşımda bulunmak veya destek aramak gibi yollarla bağ kurmak ister ancak bu girişimler partneri tarafından fark edilmez ya da küçümsenir. Zamanla birey, duygularını paylaşmanın bir anlamı olmadığına inanır ve duygusal olarak ilişkiden geri çekilir. İlişki devam etse de bağın niteliği zayıflar ve kişi ilişki içinde yalnızlık yaşamaya başlar (Girme vd., 2015). Bu görünmezlik döngüsü, karşılıklı farkındalığın azalmasıyla ve bağların kopmasıyla daha çok pekişir. Bir taraf duygusal geri çekilme yaşarken diğer taraf da bunu ilgisizlik olarak yorumlayabilir. Böylece her iki birey de birbirinin ihtiyaçlarını göremez hale gelir.
Sınırlar, İfade ve Görünürlük
İlişkilerde görünür olmanın temel koşulu duygusal farkındalık ve sağlıklı sınır koyma becerilerinin güçlü olmasıdır. Duygusal farkındalık, bireyin kendi iç dünyasında olup biteni tanıma, duygularını anlamlandırabilme ve bunları uygun biçimde ifade edebilme yetisidir (Greenberg, 2015). Bu yeti gelişmediğinde, kişi duygularını bastırır veya dolaylı şekillerde partnerine yansıtır. Sınır koyma ise “nerede ben başlıyorum, nerede sen başlıyorsun?” sorusunun yanıtıdır. İlişki içerisinde sınırlar netleştiğinde kişi hem kendi ihtiyaçlarını fark edebilir hem de partnerinin ihtiyaçlarını görebilir hale gelir.
Araştırmalar ilişkilerde görünmezlik yaşayan bireylerin sıklıkla ben dili yerine sen dili kullandıklarını göstermektedir (Buluş ve Bağcı, 2016). “Sen beni hiç anlamıyorsun.” yerine “Anlaşılmadığımı hissettiğimde kendimi uzaklaşmak isterken buluyorum.” ifadesi hem duygusal farkındalığı hem de görünürlük isteğini artırır. Bu yaklaşım partneri suçlamadan iletişimi yeniden yapılandırmanın ilk adımıdır.
Görünmezlikten Görünürlüğe: İlişkileri Yeniden Görmek
İlişkilerde görünmez hissetmek çoğu zaman partnerin ilgisizliğinden çok, iki tarafın da birbirini farklı biçimlerde görmeye çalışmasından kaynaklanır. Kimi duygularını gizleyerek kendisini korumaya çalışır, kimi sessizliğini bir anlayış göstergesi sanır. Ancak duygusal bağ yalnızca söylenenlerle değil, fark edilenlerle de güçlenmektedir. Bu nedenle ilişkilerde görünürlüğü yeniden kurmak çoğu zaman “karşımdaki beni görsün” demekten çok, “ben kendimi nasıl görünür kılabilirim?” sorusunu fark etmeyle başlar.
Birey, kendi duygularını tanımaya ve ifade etmeye başladığında, ilişkideki dinamikler de yavaş yavaş değişir. Aslında görünürlük, karşı tarafın bizi onaylamasından çok, bizim kendimizi ilişki içerisinde var kılabilme becerimizle ilgilidir. Bu farkındalık, ilişkilerde bir dönüşüm alanı yaratmaktadır. Partnerlerden biri duygusal olarak daha açık hale geldiğinde diğerinin de ona yanıt verme ihtimali artmaktadır.
Son olarak görünürlük, bir sonuca değil bir sürece işaret etmektedir. Aslında her ilişkide yeniden inşa edilen, zaman zaman zayıflayan ama farkındalıkla güçlenebilen bir denge hâlidir. Görülmek, yalnızca gözle değil; niyetle, dikkatle ve anlayışla mümkündür.
Kaynakça
Buluş, M., & Bağcı, B. (2016). Evlilik doyumu: Aile yılmazlığı ve etkili iletişim becerilerinin rolü. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1(40).
Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.
Webb, J. T. (2017). Running on empty: Overcome your childhood emotional neglect. Morgan James Publishing.
Cassidy, J. (2016). Emotional regulation: Influence of attachment relationships. Current Opinion in Psychology, 17, 1–6.
Girme, Y. U., Overall, N. C., & Simpson, J. A. (2015). When visibility matters: Perceived partner responsiveness mediates the association between attachment insecurity and relationship satisfaction. Journal of Personality and Social Psychology, 108(3), 450–475.
Greenberg, L. S. (2015). Emotion-focused therapy: Coaching clients to work through their feelings. American Psychological Association.


