İnsan geçmişi silebilir mi, yoksa onu dönüştürür mü? Zihnimiz, geçmişteki olayları değil, o olayların bize hissettirdiği duyguları anımsar ve saklar. İnsan geçmişte olanları değil, geçmişte nasıl hissettiğini hatırlar, hatta çoğu zaman hatırlamak istemez. İnsan hafızası geçmişte ve şu an da ona eşlik eden duyguları kodlar. Üzüntü, keder, kırgınlık, acı, suçluluk ya da pişmanlık… Bu duygular zihnimizde güçlü izler bırakır ve yaşar!
Duyguların Dönüşümü ve Bilinçli Yüzleşme
Geçmişteki bir anı, bir kişiyi silmiş gibi davranırsınız, belki de kendinizi öyle inandırırsınız. Ama o an hissettiğiniz duyguları yok sayamazsınız, belki dönüştürmeyi zamanla başarırsınız. Burada aslında en önemli farkındalık, bilinçli bir yüzleşmedir. Geçmiş, ancak böyle anlamlandırılır ve dönüştürülür. Yaşamlarımızın karanlık köşelerindeki tüm örümcek ağları ve tozlar, artık bize hizmet etmeyen ve temizlenmesi gereken duygularla doludur. Geçmişteki temizlenmesi gereken duyguları dönüştürdüğünüzde kendinizle kurduğunuz ilişkide değişmeye başlar.
Aslında, zihnimiz geçmişteki yaşadığımız olayları değil, onlara yüklediğimiz anlamları taşır. İyileşmek, geçmişi silmek ya da hatırlamayı bırakmak değildir. Hatırladığımızda kendimize nasıl davrandığımızdır. Geçmişin güzel ve tebessüm ettiren anları yanında, yaraya dönüşmüş anıları da vardır. Şimdi de! Yani “an” da artık bunları değiştiremeyiz ama o yaralarla kurduğumuz dili değiştirebiliriz. Kendimize ve anılarımıza daha şefkatli, kabul ederek ve yüzleşerek baktığımızda, yüklerimizde hafiflemeye başlar.
Bırakabilme Cesareti ve Kabul
Olgunlaşmak, belki de o sandığımız geçmişin ağırlığını taşımak değil de, o anıların bıraktığı duyguları usulca bırakabilme cesaretidir. Burada bırakabilme cesaretimiz öncesinde, sergilememiz gereken yaklaşım, kabul ve kararlılıktır! Bu yaklaşım bize acı veren geçmişi, silmek, yok etmek yerine onlara artık dışarıdan gelecekteki şimdiden bakmayı öğrenmektir. Ve daha sonra usulca bırakabilmek! Artık anıların ağırlığını, acısını taşımak yerine, o anların bir “anı” olduğunu ve yaşanıp, bittiğini fark etmek gerektiğini. Bir diğer edinmemiz gereken önemli tutum ise “kabul etmek”.
Geçmişi artık değiştiremeyiz. Yaşanan ya da yaşanmasını istediğiniz yaşayamadığınız anlar, keşkeler artık o anlar üzerinde bir sorumluluğumuz yok. O zaman neden hâlâ tüm duygusal yüklerimiz o anda. Tam da burada bu duygusal yüklerinizi serbest bırakmalısınız. Bu yükleri bırakmak bir eksilme değildir! Aksine yeni bir benliğe yer açmaktır. Geçmişi hayatınızdaki merdivenlerin basamağı gibi düşünün, artık o merdivenleri çıktınız, geri inmek ister misiniz?
Geleceği İnşa eden Deneyimler
Önünüzdeki merdivenlere sağlam adımlarla basın ve bırakın geçmişin basamakları bugünkü sizi inşa eden bir anı olarak kalsın. Geçmişi silmek ve sildiğimizi düşünmek mümkün değildir ama onu dönüştürebilmek kesinlikle mümkündür. Geçmiş artık sizin sadece yaşadığınız bazı anlar için çıkarmanız gereken ders, bazı anlar için edinmeniz gereken güç ve sonunda hatırlanıp artık serbest bırakılması gereken izlerdir.
Ve şunu unutmamanızı isterim, bugünkü sizi inşa eden geçmişte yaşadıklarınız değil, o yaşadıklarınızdan çıkardığınız dersler ve anlamlardır. Yaşadığınız tüm olumsuz bazen de olumlu deneyimler, kırgınlıklarınız, yaralarınız, bugünkü sizi inşa eden tuğla taşlarıdır. Geçmişi silmeyi ve inkar etmeyi değil, onu hayatınızın geri kalanında güç almak için dönüştürdüğünüzde, yollarınız aydınlanacak, yükleriniz birer birer sizi hafifletecek. Ve o zaman gerçekten yürümeye başlayacaksınız.
Psycholog Times Okurlarına Sevgilerimle…


