Salı, Şubat 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ekran Çağında Yalnızlık: Kalabalık içinde Sessizleşen Zihinler

Bir kafede otururken etrafınıza bakın: Aynı masada oturan iki insanların birbirine değil, ekranlarına baktığını göreceksiniz. Toplu taşımada yan yana dizilmiş bedenler, ama birbirinden kilometrelerce uzakta zihinler fark edeceksiniz… Dijital çağ, insanı hiç olmadığı kadar “bağlı (bağımlı)” kıldı; fakat aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnızlaştırdı. Peki bu nasıl mümkün oldu? Kalabalıklar içinde artan bu sessizlik hâlini psikoloji bilimi nasıl açıklıyor?

Sosyal Medya ve Sosyal Karşılaştırma Çıkmazı

Son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle genç yetişkinlerde ve ergenlerde yalnızlık algısının belirgin biçimde arttığını gösteriyor. İlginç olan şu: Sosyal medya kullanım süresi ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif bir ilişki bulunuyor. Yani çevrim içi etkileşim arttıkça, öznel yalnızlık hissi de artabiliyor. Bunun temel nedenlerinden biri, sosyal karşılaştırma mekanizması. İnsan zihni, kendini anlamlandırmak için başkalarıyla kıyas yapma eğilimindedir. Sosyal medya ise bu kıyası sürekli ve filtrelenmiş bir vitrin üzerinden yapmamıza neden olur. Başkalarının “en iyi anları” ile kendi sıradan günümüzü karşılaştırmak, yetersizlik ve dışlanmışlık hissini tetikleyebilir. Bu kıyas çevremizden geldiğinde ne kadar yıkıcı bir etki yaratıyorsa, içimizden geldiğinde de aynı şekilde benlik saygımıza ve özgüvenimize zarar verir. “Herkes geziyor, eğleniyor, hayatın tadını çıkarıyor. Benim dışımda herkes ne kadar mutlu. Bense oturmuş burda ekran kaydırıyorum.” düşüncesi kişide yıkıcı bir etki yaratmaya neden olur.

Bağlanma Kuramı ve Dijital İlişkilerin Anatomisi

Yalnızlık, sadece fiziksel olarak tek başına olmak değildir. Psikolojide yalnızlık, kişinin sosyal ilişkilerini nicelik ya da nitelik açısından yetersiz algılamasıdır. Bir insan çok sayıda arkadaşa sahip olabilir; ancak duygusal olarak anlaşılmadığını hissediyorsa yine de yalnızdır. Bu noktada bağlanma kuramı önemli bir çerçeve sunar. Güvenli bağlanma geliştirmiş bireyler, ilişkilerinde daha açık ve dengeli olurken; kaygılı ya da kaçıngan bağlanma stillerine sahip kişiler, ya aşırı onay arayışına girer ya da duygusal mesafeyi tercih eder. Dijital ortam, bu güvensiz bağlanma örüntülerini pekiştirebilir. “Görüldü” bilgisi, mavi tik, beğeni sayısı gibi mikro göstergeler, ilişkileri sayısallaştırarak kaygıyı artırabilir. Öte yandan, yalnızlığın biyolojik bir boyutu da vardır. Kronik yalnızlık, stres hormonlarının (özellikle kortizolün) uzun süreli yüksek seyretmesine yol açabilir. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatır, uyku düzenini bozar ve depresyon riskini artırır. Nörobilim araştırmaları, sosyal dışlanmanın beyinde fiziksel acıyla benzer bölgeleri aktive ettiğini göstermektedir. Yani “canım acıdı” derken abartmıyoruz; sosyal acı, biyolojik olarak da gerçektir.

Psikolojik Olgunluk Olarak Yalnız Kalabilme Becerisi

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Yalnızlık ile yalnız kalabilme becerisi aynı şey değildir. Yalnız kalabilmek, psikolojik olgunluğun göstergelerinden biridir. Kişinin kendi iç dünyasıyla temas edebilmesi, düşüncelerini düzenleyebilmesi ve kendisiyle barışık olması anlamına gelir. Oysa yalnızlık, istenmeyen ve çoğu zaman acı verici bir kopukluk hissidir. Modern yaşam, bizi sürekli uyarana maruz bırakarak kendi iç sesimizle baş başa kalma kapasitemizi azaltıyor olabilir. Sürekli bildirim alan bir zihin, derin bağ kurmakta zorlanabilir. Peki çözüm ne? Öncelikle, dijital araçları bütünüyle şeytanlaştırmak gerçekçi değildir. Sorun teknolojinin varlığı değil, kullanım biçimidir. Nitelikli sosyal temas, nicelikten daha değerlidir. Bir kişiyle yüz yüze yapılan derin bir sohbet, onlarca çevrim içi etkileşimden daha besleyici olabilir. Araştırmalar, anlamlı sosyal bağların psikolojik dayanıklılığı artırdığını ve depresyon belirtilerini azalttığını ortaya koyuyor.

Ayrıca, duygusal farkındalık becerilerinin geliştirilmesi büyük önem taşır. Kişi, “Yalnız hissediyorum” dediğinde bunun altında yatan ihtiyacı keşfetmelidir: Anlaşılma mı? Değer görme mı? Ait olma mı? Bu ihtiyaçları adlandırabilmek, onları sağlıklı yollarla karşılamanın ilk adımıdır. Psikoterapi süreçlerinde sıkça gördüğümüz gibi, birçok insan aslında kalabalıklar içinde değil; kendi duygularıyla temas edemediği için yalnızdır. Toplumsal düzeyde ise mahalle kültürünün, yüz yüze etkileşimin ve ortak üretim alanlarının azalması, yalnızlığı besleyen bir diğer faktördür. Ortak amaç etrafında bir araya gelmek—bir kitap kulübü, gönüllülük çalışması ya da spor grubu—aidiyet duygusunu güçlendirir. İnsan, ancak katkı sunduğunu hissettiği yerde kök salar. Sonuç olarak ekran çağında yalnızlık, bireysel bir zayıflık değil; çağın ruhuyla ilişkili bir olgudur. Ancak bu, çaresiz olduğumuz anlamına gelmez. Bilinçli teknoloji kullanımı, derin ve samimi ilişkiler kurma çabası, duygusal farkındalık ve topluluk bilinci, bu sessiz salgına karşı en güçlü panzehirlerdir. Belki de ilk adım çok basittir: Aynı masada oturduğumuz kişinin gözlerinin içine bakmak. Çünkü insan, en çok görüldüğünde ve duyulduğunda iyileşir.

Selman Metli
Selman Metli
Selman METLİ, 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünden mezun olmuş, aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nda Okul Psikolojik Danışmanı/Rehber Öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır. Eğitim ve çalışma yaşamı boyunca özellikle ergenlik döneminde yer alan bireylerle çalışmış, aile eğitimleri düzenlemiştir. Halen de bu alanda çalışmalarına devam etmektedir. Okul dönemi yaşanan sorunlar, ergenlik problemleri, aile içi iletişim, ergenlerle sağlıklı iletişim, sınav kaygısı ve motivasyon gibi konularda yoğun çalışmalar sürdürmektedir. 2023 yılında “Aile ve Çift Terasisi” ve “Öğrenci Koçluğu” eğitimlerini alan yazar, ailedeki sağlıklı iletişimin toplumun ruh sağlığı üzerindeki en belirleyici faktörlerden biri olduğunu düşünen yazar, daha sağlıklı bir toplum için sağlıklı bireyler yetiştirmenin önemine inanmaktadır. “İnsanın olduğu her yerde umut vardır.” mottosuyla mesleki yaşamını sürdürmektedir.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar