Bağımlılık bir çok farklı açıdan ele alınmaktadır bireysel açıdan farklı şekillenmesi sebebiyle. Genel anlamda bağımlılık maddeye olan ve davranışsal kaynaklı olan bağımlılık olarak alt başlıklara ayrılabilir. Davranışsal bağımlılık kavramı, sonuçlarının olumsuz etkilerini gördüğümüz halde o davranışa devam etme isteği ve kontrolümüzü kaybetme, kendimize engel olamadan bu davranışı kompulsif şekilde yapma olarak tanımlanabilir (Demirdil & Harmancı, 2021). Bu tür davranışların yarattığı sorunlarla mücadele etmeye çalışan bireyler uzun süreçte sosyal hayatlarında işlev kaybı noktasına gelebilmektedir.
Davranışsal Bağımlılığın Nörobiyolojik Temelleri
Öncelikle davranışsal bağımlılığı nörobiyolojik açıdan incelediğimizde, temeli insanın evrimsel açıdan hayatta kalma içgüdülerine dayanan ödül sistemini görürüz. Bu sistemde sınırlı kaynaklar altında hayatta kalma motivasyonunun insanı dayanıklı yaptığı önermesine dayanır. Ödül sisteminin bazı nörolojik yapılar bulundurduğu kabul edilir ve bunlar da pekiştireç merkezi olarak adlandırılır (Karim & Chaudhri, 2012). Bu nörolojik yapılar dopamin sistem, hipokampus ve ön beyin tarafından denetlenir. Öğrenme ve belleğe ilişkin kontrol hipokampus tarafından sağlanır. Özellikle uzun süreli bellek ve anıların güçlendirilmesinde etkilidir. Dopamin ise duygusal ve motivasyonel davranışların şekillenmesinde yer alır. Ön beyin ise karar verme ve yürütücü işlevlerin gerçekleştirilmesini sağlar (Karim & Chaudhri, 2012). Bağımlılık beyindeki bu mekanizmaların işleyişinde zamanla bozulmalara yol açabilmektedir.
Sosyal Medya Bağımlılığı ve Ödül Mekanizması
Davranışsal bağımlılığın en görünür olduğu alanlardan biri de sosyal medya bağımlılığıdır. Bu bağımlılık internetin kompulsif olarak aşırı şekilde kullanılması olarak belirtilmiştir (Karim & Chaudhri, 2012). Teknolojideki hızlı gelişmeler ile birlikte yaygınlaşan sosyal medya kullanımı da aşırı uyarılmanın olması ile merak duygumuzu tetiklemektedir. Günlük hayat içerisinde olumlu ve olumsuz pek çok etkisi bulunmaktadır. İçeriklere ilişkin algımızın azalması ve karar verme sürecimizin olumsuz etkilenmesi ile sosyal medyada geçirdiğimiz zaman kontrolsüz bir davranış halini almaktadır. Ayrıca bu kontrolsüz olarak yaptığımız davranışa devam etmemizin sebebi de ödül sisteminin getirdiği sürdürme ihtiyacıdır (Kaya & Çalışkan, 2022). Sosyal medyada ilk kullandığımızdaki geçirdiğimiz zaman ödül sistemini uyarmaya zamanla yeterli gelmez çünkü devamlı yaptığımızda bu davranış bir öğrenme halini alır. Ödül sistemi daha güçlü bir uyarılma ihtiyacı duyar. Biz de aldığımız keyif duygusunun sürmesi için daha fazla ve bilinçsiz şekilde süre ayırmaya başlarız. Sosyal medyaya ulaşamadığımızda daha olumsuz tepkiler vermeye başlarız rahatsızlık duyarız. Bu da sosyal medya bağımlılığını ortaya çıkarmaktadır.
Anlık Ödül Etkisi ve Tatmin Hissi
Sosyal medyanın, madde kullanımı gibi bir tatmin hissi oluşturduğu şu şekilde açıklanmıştır: İnternet anlık bir ödül etkisi yaratır ve bu duyguyu pekiştiren bazı özellikler bulundurur bunlar: Hammersley (1995)’e göre, ortak ilgileri olan insanları birleştirmesi, birbiriyle karşılaşma olasılığı olmayan insanları aynı ortamda bulundurması, zaman ve maliyeti az olarak arkadaşlarla ilişkide kalmayı sağlaması ve insanların bekledikleri şekilde anlaşılması ve ciddiye alınmasını sağlar (Karim & Chaudhri, 2012). Bu sebeple dikkat çekici şekilde artan sosyal medya kullanımının da klinik açıdan tanımlanan bir bağımlılık olarak değerlendirilmesi ve eklenmesi söz konusu olmuştur.
Kontrol Kaybı ve Gelişmeleri Kaçırma Korkusu
Sosyal medya kullanımında kontrol kaybı sürecini ele aldığımızda, günlük hayat rutinimizde bulunan diğer öncelikli uğraşlarımızın yerine geçecek şekilde zaman ayırdığımız ve kontrol edemediğimiz bir motivasyonla sürdürdüğümüz alışkanlık oluştuğunu görürüz (Demirdil & Harmancı, 2021). Burada bağımlılık ölçütü olarak sosyal ağ kullanımı kontrol etme çabasında başarısız olma ve hayat içindeki sorumlulukların yönetiminde sorun yaşama dikkate alınabilir. Neden sosyal medyayı hayatımızın bu kadar merkezine aldığımıza ilişkin bir diğer bakış açısı ise yaşanan gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO – fear of missing out) olduğudur (Demirdil & Harmancı, 2021). Kişinin o sırada diğer kullanıcıların ödüllendirici bir etkileşimde olduğu ve kendisinin bundan yoksun kaldığı otomatik düşüncesi ile kontrolsüzce sosyal ağa yöneldiği desteklenmektedir. Ayrıca duygu durum bozukluğu olan, psikolojik iyilik hali düşük, araç kullanımı veya toplantı gibi dikkatini toplaması gereken durumlarda sosyal medya kullananlarda gelişmeleri kaçırma endişesinin daha fazla olduğu gözlenebilir.
Sonuç ve Tedavi Yaklaşımları
Sonuç olarak, aşırı şekilde sosyal ağ kullanımının da psikoaktif maddelerde olduğu gibi benzer belirtilerle ortaya çıktığına ilişkin yapılan çalışmalar artış göstermektedir. Bu noktada davranışsal olarak hazzı tatmin etme isteği ve ödül sistemi içerisindeki benzerlikler ele alınmaktadır. Hem zihinsel hem de duygusal etkileri olduğu görülen bu duruma yatkınlığın düşük öz saygısı ve dürtüselliğin gözlendiği ve içe dönük kişilik özelliğinde daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Karim & Chaudhri, 2012). Aslında teknolojideki bu hızlı değişim ile kaynaklara ve uyaranlara kolay erişim sağlanması, kişilerin kaygı ve stres azaltıcı, rahatlatıcı yöntem olarak sosyal ağları bolca kullanması ve tekrarlayan davranış halini alması ile davranış kontrolünün bozulması bağımlılığa yeni bir tanımlama alanı getirmiştir. Bu tür kompulsif internet kullanımı tedavisinde işlevsiz düşüncelerin değiştirilmesine veya kabulüne yönelik gerçekçi kanıtları görmeyi esas alan ve güncel sınırlandırıcı uygulamalar ve farklı tatmin edici aktivitelerin planlanması ve takibi ile bilişsel davranışçı terapilerin olumlu katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Kaynaklar
-
Demirdil, G., & HARMANCI, P. Davranışsal Bağımlılıklar.
-
Karim, R., & Chaudhri, P. (2012). Behavioral addictions: An overview. Journal of psychoactive drugs, 44(1), 5-17.
-
Kaya, S., & Çalışkan, N. D. (2022). Ödül sisteminden doğan ceza döngüsü: Bağımlılık.


