Salı, Şubat 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Ah Romeo, Romeo!” ve Yasak Olanın Gücü

“Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen? İnkâr et babanı, adını yadsı.” Bu sözlerle aklımıza kazınan, kavgalı iki ailenin çocukları arasında geçen bu aşk hikayesi; eğer yasak olmasaydı veya Romeo’dan babasını inkâr etmesi istenmeseydi bu kadar konuşulan bir aşk olabilir miydi? Yasak olan her şey bize niye bu kadar tatlı gelir?

İnsanlar çoğu zaman kısıtlanan, yasaklanan ya da “yapılmaması gereken” şeylere karşı daha güçlü bir istek ve ihtiyaç duyar. Bu durum sadece merakla açıklanamaz; psikolojide bu durumu açıklayan güçlü ve deneysel temeller bulunmaktadır. Romeo ve Juliet aşkında gördüğümüz, hatta halk dilinde de kullanılan “Yasak olan daha tatlı gelir” ifadesi; aslında bireyin özgürlük algısı, dürtü kontrolü ve motivasyon işleyişi ile doğrudan ilişkilidir.

Yasak Durumunun Psikolojik Karşılığı

Bu olgunun en temel açıklaması Psikolojik Reaktans Kuramıdır. Reaktans kuramına göre bireyler; davranış özgürlükleri ellerinden alındığında ya da kısıtlanıldığında, bu özgürlüğü geri kazanmak için güçlü bir motivasyon hisseder. Yasaklanan davranış, bireyin gözünde sıradan bir olay olmaktan çıkar ve “erişilmesi, kazanılması gereken” bir hedefe dönüşür. Böylece yasak, o nesnenin ya da davranışın değerini artırır.

Yasakların çekiciliği artırmasının bir diğer nedeni ise bilişsel değer atfetme sürecidir. İnsan zihni, zor ulaşılan ya da engellenen şeyleri daha değerli olarak algılama eğilimindedir. Eğer bir nesneye ulaşmak zorsa veya o nesne engel içeriyorsa, zihin otomatik olarak şu çıkarımı yapar: “Demek ki bu şey önemli.” İşte bu çıkarım, bilişsel değer atfetmenin temelidir.

Bu durum “Kıtlık İlkesi” ile de açıklanır. Bir şey ne kadar az bulunur ya da ne kadar ulaşılmazssa o kadar önemli algılanır. Yasaklar bu kıtlık algısını yapay olarak üretir ve nesnenin çekiciliğini artırır. Romeo ve Juliet’in hikayesinde gördüğümüz üzere, imkânsız olduğunu bilmelerine rağmen devam eden o tutku ve istek, bize bu psikolojik mekanizma çerçevesinin gerçek hayattaki yansımasını gösterir.

Tek Yasak Aşk Mıdır?

Bu durum sadece ikili ilişkilerde değil, yeme davranışlarında da kendini gösterir. Yapılan çalışmalar, yasaklanan yiyeceklerin daha yoğun arzu uyandırdığını kanıtlamaktadır. Tatlılar, yüksek kalorili veya “zararlı” olarak etiketlenen gıdalar yasaklandığında; bireylerin bu yiyecekleri daha sık düşünmeye başladığı ve fırsat bulduklarında daha fazla tükettikleri görülmüştür. Bu durum, bastırılan istek ve arzuların bilinç düzeyinde azalmak yerine, bilinçdışı düzeyde güçlenmesiyle ilişkilidir.

Romeo ve Juliet örneğinde olduğu gibi, sosyal ya da ailevi engellerle kısıtlanan ilişkiler daha yoğun, vazgeçilmez olarak algılanabilir. Engel arttıkça bağlanma güçlenir; çünkü ilişki artık yalnızca bir kişiyle olma hali değil, aynı zamanda bir yasağa karşı durma başkaldırma eylemine dönüşür.

Gelişimsel açıdan bakıldığında, ergenlik döneminde bu etki daha da belirgindir. Kimlik gelişimi ve bağımsızlık ihtiyacının yoğun olduğu bu dönemde yasaklar, bireyde daha güçlü bir etki yaratır. “Yapma” denilen davranış, bireyin bağımsızlık mücadelesi bir sembolü haline gelir.

Sonuç

Yasak olanın daha tatlı gelmesi; merak, haz arayışı ya da asi bir tutumdan ziyade insanın özgürlük ihtiyacı, değer atfetme biçimi ve arzu, istek düzenleme süreçleri ile ilişkilidir. Yasaklar çoğu zaman davranışı ortadan kaldırmak yerine, onu zihinde büyüterek devleştirir. Bu nedenle psikolojide yasaklamanın her zaman beklenen disiplini yaratmadığı, aksine arzuyu kamçılayabildiği kabul edilmektedir.

Elif Aydın
Elif Aydın
Merhaba, ben Elif. 2024 yılında lise eğitimimden mezun oldum. 2024–2025 dönemi İstanbul Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü girişli, 2. sınıf öğrencisiyim. Alanım adına kendime bir şeyler katmaya hevesliyim. Oyun terapisi, masal terapisi ve BDT ekolüne yoğunlaşmakta; bu konular adına eğitimler almaya devam etmekteyim. Mezun olduktan sonra ise nöropsikoloji alanında uzmanlaşmak istiyorum. Bu zamana kadar kendi okulum olan Okan Üniversitesi Psikoloji Topluluğu, Ruh Sağlığı Öğrenci Derneği Etkinlik Birimi ve GİPDER sosyal medya ekibi yönetiminde çalıştım ve çalışmaya devam etmekteyim. Aynı zamanda Rehber Klinik, İzdem Psikoloji Kliniği ve Denge Psikoloji’de stajyer olarak görev aldım. Çocuk oyun terapilerinde gözlemci olarak bulundum ve seanslar sonrası eğitim çalışmalarında yer aldım. Hem İZEV Vakfı’nda hem de TOG Vakfı Online Dershane Projesi’nde gönüllü stajyerlik yaptım. Şu anda da Çiğdemler Rehabilitasyon Merkezi’nde staj yapmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar