Türk Kültürü ile Benzerlikler Üzerine Bir Değerlendirme
Güney Kore yapımı diziler, son yıllarda dünya çapında büyük bir izleyici kitlesi geliştirmiştir. Bu dizilerdeki hikayeler sadece romantik anlatılarla değil, aynı zamanda toplumsal baskılar, akran ilişkileri ve beden/güzellik algısı gibi sosyokültürel temalarla da çeşitlendirilmektedir. Diğer taraftan, Kore dizi içeriklerinin Türkiye gibi benzer sosyal normlara sahip toplumlarla karşılaştırıldığında çarpıcı benzerliklere sahip olduğu görülmektedir.
Kore Dizilerinde Beden ve Güzellik Algısı
Kore dizilerinde güzellik, genellikle “ince beden”, “kusursuz cilt”, “beyaz ten” ve “çekici yüz hatları” üzerinden temsil edilir. Bu ideal görünüm, özellikle okul çağındaki genç kız karakterler için toplumsal kabulün tek seçeneği hâline gelir. Kendi belirledikleri normlara göre güzel olan kız karakterler aynı zamanda popüler, güçlü, istediklerine ulaşabilen ve sevilen karakterler olarak resmedilir. Beklenen güzellik standartlarına uymayan karakterler ise çoğu zaman akranları tarafından dışlanır, görünüşleri alay konusu olur ve bu yönden duygusal ve bazen de fiziksel zorbalığa uğrar. Ürkütücü bir şekilde, yapılan araştırmalarda Kore’de öğrenci olan her 4 genç kızdan biri, beden kitle indeksi normal sınırlar içerisinde olmasına rağmen bedenlerinden memnun olmadıklarını ve kendilerini kilolu bulduklarını belirtmişlerdir (Ji, 2023). Bu istatistik, toplumsal olarak dayatılan normların ne kadar güçlü ve zorlayıcı olduğuna kanıt olabilir.
“The Secret Life of My Secretary”, “True Beauty”, “My ID is Gangnam Beauty” gibi dizilerde, fiziksel görünüm doğrudan bireyin sosyal kabulünü belirler. Bu dizilerde çirkin olarak görülen karakterlerin makyaj, estetik ya da kilo verme yoluyla dönüşümleri, bir tür “kabul görme yolu” gibi sunulur. Karakterler bu normlara uymadıkları takdirde arkadaş edinemez, zorbalığa maruz kalmaktan kurtulamaz ve duygusal ihtiyaçları görülmez. Ancak belirli şartları sağladıklarında mutluluğa ulaşacaklarını düşünürler. Bu da güzellik dayatmasının, bireysel seçim değil toplumsal zorunluluk hâline geldiğini gösterir.
Fiziksel Güç ve Akran Zorbalığı
Diğer taraftan, Kore dizilerinde erkek karakterler arasında güç hiyerarşisi sıklıkla fiziksel üstünlük, şiddet ve baskı üzerinden kurulmaktadır. Özellikle lise temalı dizilerde, fiziksel olarak güçlü betimlenen erkek karakterler, hem arkadaş çevresinde hem de okul ortamında bir tür otorite figürü olarak konumlanır; dokunulmaz ve korkutucudurlar. Bu sebeple fiziksel ve duygusal zorbalık uygulayanlar bu karakterlerdir. “Weak Hero Class 1”, “Extracurricular”, “The Glory” gibi yapımlarda zorbalık yalnızca bireysel bir şiddet eylemi değil, aynı zamanda sosyal düzenin korunması adına uygulanan denetim aracı olarak da gösterilmektedir. Karakterler birbirlerine kendilerini fiziksel güç ile kanıtlar, karşılıklı otoritelerini güçleri ile belirler, ve biri diğerinin daha güçlü olduğunu kabullendiğinde başka bir güçlü karaktere sığınarak kendisini koruma eğiliminde olur. Nasıl ki kadın karakterler arasında “güzellik” toplumsal kabul aracı olarak betimlenirse, erkek karakterler arasında da “fiziksel güç” aynı şekilde betimlenmektedir.
Ayrıca, dizilerde yalnızca fiziksel güç kullanan zorbayı değil; zorbayı destekleyen, eylemlerine ses çıkarmayan veya kurbanı suçlayan çevreyi de görmek mümkündür. Zorbalığın sürekliliği, sadece failin gücünden değil, toplumsal onay ve seyirci konumundaki bireylerin pasifliğinden de kaynaklanır. Böylece fiziksel olarak güçlü olmayan erkek, çevresinin de bilinçli ya da bilinçsiz desteklemesi ile zorbalığa maruz kalmaya devam eder. Bu durum, toplumsal olarak “güçlü” olmaya kodlanan erkeklerin intikam duygularının ön plana çıkarıldığı dizilere maruz kalmaları açısından düşündürücüdür. Dünyanın adaletsiz olduğunu, kurtuluşun fiziksel şiddetten geçtiğini düşünen genç erkekler şiddet eylemlerini rasyonelleştirebilir (Li, 2024).
Türk Kültürü ile Benzerlikler
Türkiye’deki gençlik kültüründe de benzer zorbalık biçimlerine rastlanmaktadır. Özellikle okullarda “ideal beden” algısı, ince ve güzel olmanın sosyal kabul için ön koşul olduğu düşüncesini pekiştirir. Hem sosyal medyada hem de geleneksel medyada sunulan güzellik standartları, gençler arasında beden memnuniyetsizliğine ve buna bağlı olarak dışlanmaya, sosyal açıdan kabul görmemeye yol açabilir (Akcan & Odabaş, 2022). Benzer şekilde, fiziksel olarak daha güçlü erkeklerin akranlarından üstte konumlandırılması durumu da toplumumuzda okul çağı erkek çocukları arasında görülmektedir. Okullarda “güçlü olanın sözü geçer” anlayışı, sessiz veya duygusal yönü ağır basan erkeklerin dışlanmasına; fiziksel farklılıkları olan çocukların ise hedef hâline gelmesine neden olabilir (Yelboğa & Koçak, 2019).
Aynı şekilde, hem Kore hem de Türk kültüründe otoriteye saygı ve topluluğa uyum ön plandadır. Bu durum, akran zorbalığının sorgulanmadan kabullenilmesine zemin hazırlar. Mağdurun “neden dışlandığını” anlamaya çalışmak yerine, topluluğa uyum sağlayamadığı için suçlanması, toplumumuzda da sık rastlanan bir tutumdur (Doğan, 2010).
Sonuç ve Öneriler
Kore dizilerinde beden ve güzellik dayatmaları ile fiziksel güç temelli akran zorbalığı temaları, yalnızca Güney Kore toplumuna özgü değildir. Türkiye gibi geleneksel yapının hâlen güçlü olduğu toplumlarda da benzer dinamikler mevcuttur.
Bu bağlamda medya okuryazarlığı ve eleştirel izleme alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır. Eğitim kurumları, aileler ve ruh sağlığı uzmanları, genç bireylerin izledikleri içerikleri anlamlandırmalarına yardımcı olmalı; güzellik, güç ve kabul görme kavramlarını çok yönlü şekilde tartışmaya açmalıdır. Gençlerin izledikleri sonucunda ne anladıkları ele alınmalı, sorunları çözme becerileri hakkında detaylı konuşulmalı, yanlış çıkarımlarda bulunmamaları için kendilerini ifade etmelerine zemin hazırlanmalıdır. Kültürel benzerliklerin doğru okunması, bu sorunlara yönelik daha etkili müdahaleler geliştirmek adına büyük bir avantaj sağlayacaktır.


