Cuma, Mayıs 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yapay Zeka Yas Sürecini İyileştirir mi?

Geçen gün BBC’de izlediğim AI Confidential with Hannah Fry programında, Justin Harrison isimli teknoloji girişimcisinin sahip olduğu Yapay Zeka temelli “You, Only Virtual” hizmeti konu edinilmişti. Bu hizmete göre Justin, kayıp yaşayan kişilerin arzularından bir tanesi olan, kaybedilen kişi ile son kez konuşma isteğini hayata geçirmek için yapay zekayı kullanıyor.

Kendisi, annesinin ölümcül bir kanser teşhisi alması sebebiyle, ölümünden önce onun sesini kayıt ederek telefon görüşmesi yaparmış gibi onunla konuşmaya devam etmenin ona bu süreci atlatmasında oldukça yardımcı olduğunu savunuyor. Sonrasında ise kurduğu şirket ile yapay zekaya yeni bir yön vermiş oluyor. Böylece yapay zeka, yas sürecimizi iyileştirir mi sorusu doğmuş oluyor.

Yapay zeka teknolojisini kullanarak sevdiğimiz insanların yaşarken seslerini kayıt edip, vefatından sonra bu verileri kullanabiliriz. Öyle ki sanki onları telefondan arayıp kaybettiğimiz kişi gerçekten oradaymış gibi günlük sohbetler edebiliriz. Onlara hayatımızdaki gelişmeleri anlatıp, verecekleri destekleyici cevaplar ile arkalarından tuttuğumuz yasın yükünü hafifletebiliyoruz. Veya en azından bu imkânlara sahip oluyoruz. Peki, gerçekten yapay zeka zorlayıcı yas süreci yaşayan kişilere iyi gelebilir mi? Gelin birlikte inceleyelim.

Yasın Evreleri

Öncelikle yasın evrelerini bilmemiz, bulunduğumuz süreci anlamlandırmaya yardımcı olacaktır. Yas sürecine dair en çok kullanılan model, Elisabeth Kübler-Ross (1969) tarafından gündeme gelen Beş Aşamalı Yas Modeli’dir.

Buna göre kayıp yaşayan bireyler ilk önce inkar sürecini yaşar. Burada kayba, ölüme ve yaşananlara dair bir inkar / karşıt gelme süreci yaşanır. Bu evreden gelen inkar düşüncelerini öfke duygusu takip eder. Birey, kendisine, başkalarına veya dış dünyaya, kadere, Tanrı’ya vb. karşı öfke duygusu hissedebilir.

Üçüncü evre ise pazarlık sürecidir. Burada birey yaşadığı kaybı geri çevirebilme umuduyla zihinsel bir pazarlığa girişir ve çoğunlukla kendini veya başkalarını suçlar. Depresyon süreci ise dördüncü evre olarak yaşanır. Birey burada kaybın gerçekliği ile yüzleşir ve yoğun bir üzüntü, geri çekilme, umutsuzluk ve farklı duygulanımlar içerisine girer.

Bu evrenin sağlıklı bir şekilde tamamlanması ile son evre yaşanmaya başlar; kabullenme. Artık birey, kaybın yaşandığını kabullenmeye ve hayatına, içerisinde taşıdığı kayıp acısı ile devam etmeyi öğrenmeye çalışır. Tabii dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ise bu evrelerin sıralı bir şekilde olmak zorunda olmayışı ve her evreyi yaşamak zorunda olmayışımızdır. Bazen bireyler bir önceki evreye tekrar dönebilir veya evreleri farklı bir şekilde yaşayabilir.

Yapay Zeka Yas Evrelerini Yaşamamıza Yardımcı Olabilir mi?

Yapay zekanın psikolojiye olan etkilerinden belki de en önemlisi sayılacak bir yenilik; sevdiğimiz insanların seslerini kayıt edip, onlar ile “gerçek” sohbetler edebilme imkânımız.

Kayıp süreci yaşayan birçok insan, kaybettiği kişinin artık geri gelmeyeceğini bilişsel süreçlerinde farkında olsa dahi, duygusal olarak bağlılıkları sebebi ile kaybettikleri kişiden kopma yaşamaları oldukça zorlayıcı olabiliyor. Yasın getirdiği zorluklardan bir tanesi, kaybettiğimiz kişinin fiziksel olarak artık orada olmayacağını bildiğimiz halde, duygusal olarak hissettiğimiz yakınlık ve bağlılıktır.

Yas süreci yaşayan birçok insan, kaybettikleri kişiler ile son kez konuşmayı, vedalaşmayı, onların seslerini duymayı ve hayatlarındaki gelişmeleri onlara anlatma ihtiyacını tekrar yaşamak ister. Ancak ortada fiziksel bir kayıp olduğu için bu süreçleri yaşama imkânımız yoktur. Ya da bu artık değişmiş olabilir.

Yapay zekanın geldiği son noktalar ile artık kaybettiğimiz kişiler ile tekrar konuşabilir, onların seslerini duyabilir, anlattığımız şeylere sözel tepkiler alarak içimizdeki duygusal boşluğu bir nebze de olsa doldurabiliriz. Böylece yaşadığımız kayıp acısını dindirebilir veya en azından daha baş edilebilir bir noktaya indirebiliriz.

Ancak bu durum, sahip olduğumuz yakınlık ve duygusal bağlılığın devamını getireceği için, tam olarak kabullenme evresini yaşadığımız söylenemeyebilir.

Psikolojik Açıdan Olası Etkiler

Peki, bunun psikolojiye uzun vadede etkileri neler olabilir? Yapay zeka ile kaybettiğimiz kişiler ile kaybın yaşandığı andan sonrasında konuşmaya devam etmemiz, yas sürecimizi nasıl etkiler?

Bu durumda gerçekten yas sürecini yaşamış mı oluruz yoksa sadece ertelemiş mi?

Bu ve daha fazla soruların cevaplarını şu anda bilemiyoruz. İlerleyen teknolojiye ek olarak, buna dair kapsamlı araştırmalar ve gözlemler yapıldığı zaman belki bu soruların cevaplarını öğrenmiş oluruz. Ancak eminim birçok insan için sevdiklerinin seslerini son kez duymak kısa vadede iyileştirici bir etken olabilir.

Sonuç

Yapay zeka, yas sürecinde bireylere kısa vadede duygusal rahatlama sağlayabilecek güçlü bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu teknolojinin uzun vadede yasın doğal akışını destekleyip desteklemediği henüz net değildir.

Dolayısıyla yapay zekayı bir “yerine koyma” aracı olarak değil, sınırlı ve bilinçli kullanılan bir destek unsuru olarak değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Kaynakça

Kübler-Ross, E. (1969). On death and dying. New York, NY: Macmillan.
Kübler-Ross, E., & Kessler, D. (2005). On grief and grieving: Finding the meaning of grief through the five stages of loss. New York, NY: Scribner.

Sinan Törer
Sinan Törer
Sinan Törer, klinik psikolog vey azar. İlgi alanları klinik psikoloji, bilişsel psikoloji, c,nsel psikoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmalarıdır. Aktif olarak yetişkinler için terapi hizmeti veren Törer, birçok akademik seminer, eğitim ve atölye çalışmaları da düzenlemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar