Psikoloji ve nörobilim tarihi, zihin ile beden arasındaki karmaşık etkileşimi aydınlatan dönüm noktası niteliğinde vakalarla doludur. Bu vakalar arasında, Phineas Gage’in 1848’de geçirdiği dehşet verici iş kazası, insan kişiliğinin nöroanatomik temellerine dair düşünce biçimimizi temelden sarsmıştır. Bir demiryolu ustabaşısı olan Gage’in sol göz yuvasından girip kafatasını delerek çıkan demir bir çubuk, yalnızca fiziksel bir travma yaratmakla kalmamış, aynı zamanda bilincin ve ahlaki yargıların kaynağı olarak gördüğümüz beynin, özellikle frontal lobların kritik rolünü acı bir biçimde gözler önüne sermiştir.
Bu olgu, beynin bütüncül (holistik) çalıştığına dair yaygın inançlara karşı durarak, fonksiyonel lokalizasyon tezine güçlü bir ampirik zemin sunmuştur. Bir psikolog olarak bu vakanın psikopatoloji ve sosyal biliş üzerindeki etkilerini yeniden incelemek, günümüzdeki frontal lob sendromlarının anlaşılması açısından hala hayati önem taşımaktadır.
Kazadan Sonra
Kaza öncesinde Gage, iş arkadaşları ve amirleri tarafından örnek gösterilen, dengeli, çalışkan ve sorumluluk sahibi bir birey olarak tanımlanıyordu. Ancak fiziksel iyileşmeyi takiben gözlemlenen davranışsal değişimler, onun “artık Gage olmadığı” yönündeki klinik gözlemleri beraberinde getirdi (Harlow, 1868). Bu değişimler, korteksin hasar görmesinin, kişinin temel benliğini ve ahlaki pusulasını ne denli etkileyebileceğinin en erken ve en çarpıcı kanıtıydı.
Gage, kazadan sonra belirgin bir şekilde dürtüsel (impulsif), saygısız, küfürbaz ve sosyal normlara uymakta zorlanan biri haline gelmişti. Gelecek için plan yapma, finansal sorumluluk alma ve sosyal ortamlarda uygun davranma yeteneğini kaybetmişti. Nörobilimsel analizler (Damasio ve ark., 1994), demir çubuğun özellikle duygusal düzenleme ve karar verme süreçleriyle yakından ilişkili olan ventromedial prefrontal korteks (VMPFC) bölgesini ciddi şekilde tahrip ettiğini ortaya koymuştur. Bu durum, hasarın neden olduğu psikolojik tabloyu açıklığa kavuşturmaktadır.
Yürütücü İşlevlerin Çöküşü ve Sosyal Biliş
Phineas Gage’deki değişimler, Yürütücü İşlevler (Executive Functions) olarak adlandırdığımız üst düzey bilişsel süreçlerin işlevsiz kalmasının tipik bir örneğidir. Yürütücü işlevler; planlama, problem çözme, dikkati sürdürme, bilişsel esneklik ve duygusal tepkileri ketleme (inhibisyon) gibi becerileri kapsar. Gage’in sosyal uyumsuzluğu ve dürtüselliği, frontal lobun ketleyici mekanizmalarının hasar görmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Bu vakayı inceleyen Damasio (1994), somatik işaretleyici hipotezi adını verdiği kuramını geliştirirken büyük ölçüde Gage’in deneyimlerinden ilham almıştır. Hipotez, rasyonel kararlar alabilmek için bilişsel değerlendirmelerimizin duygusal ipuçları tarafından yönlendirilmesi gerektiğini öne sürer. Gage’de VMPFC hasarı, duygusal işaretleyicilerin bilişsel karar alma mekanizmalarına erişimini engellemiş, bu da onun kararlarının sonuçlarına yönelik duygusal bir öngörü geliştirememesine ve kısa vadeli, ödül odaklı seçimler yapmasına yol açmıştır.
Nöropsikolojiye Etkisi
Gage’in vakası, kişiliğin soyut bir “ruh” ya da ayrık bir yapı değil, beyin dokusuna sıkı sıkıya bağlı nöral devrelerin bir ürünü olduğu fikrini pekiştirmiştir. Bu durum, psikopatolojiyi anlama biçimimizi kökten değiştirmiştir. Artık biliyoruz ki, dürtü kontrol bozuklukları, antisosyal davranışlar ve bazı duygudurum bozuklukları, frontal lob disfonksiyonu ile yakından ilişkilendirilebilir.
Bununla birlikte, vakanın abartılı ve sansasyonel yönlerinin de eleştirel bir gözle değerlendirilmesi gerekmektedir. Macmillan (2002), Gage’in kaza sonrası yaşamının sanıldığının aksine tamamen işlevsiz olmadığını, hatta Şili’de uzun bir süre at arabası sürücüsü olarak çalıştığını belirtmektedir. Bu durum, beyin hasarından sonra bile nöral plastisite ve çevresel taleplere uyum sağlama potansiyelinin altını çizmektedir. Ancak bu uyum, kazadan önceki sosyal ve profesyonel yetkinliğe geri dönüş anlamına gelmemiştir.
Sonuç: Başlamak Cesaret İster
Sonuç olarak, Phineas Gage’in yaşadığı trajik olay, bize insan doğasının en karmaşık yönlerinin –ahlak, kişilik ve sosyal uyumun– basitçe nöral mimarinin bir yansıması olduğunu göstermiştir. Günümüzde frontal lob hasarını veya disfonksiyonunu tedavi eden her psikolog ve nörolog, bu tarihi vakanın bıraktığı bilimsel mirastan yararlanmaktadır.
Kaynakça
-
Damasio, A. R. (1994). Descartes’ın Yanılgısı: Duygu, Akıl ve İnsan Beyni. Putnam Publishing.
-
Damasio, H., Grabowski, T., Frank, R., Galaburda, A. M., & Damasio, A. R. (1994). Phineas Gage’in dönüşü: Ünlü bir hastanın kafatasından beynine dair ipuçları. Science, 264(5162), 1102-1105.
-
Harlow, J. M. (1868). Başından demir bir çubuğun geçmesi. Boston Medical and Surgical Journal, 76, 389-407.
-
Macmillan, M. (2002). Tuhaf Bir Ün: Phineas Gage’in Hikâyeleri. The MIT Press.


