Boşanma, yetişkin yaşamında karşılaşılan en stresli yaşam olaylarından biri olup bireyin duygusal, bilişsel ve kişilerarası işlevselliğini derinden etkileyebilmektedir. Özellikle romantik ilişkinin sonlanması, yalnızca bir ilişki kaybı değil; aynı zamanda aidiyet, güven ve gelecek beklentilerinin de yitirilmesi anlamına gelmektedir. Bu süreçte bireyler sıklıkla yas tepkileri, yoğun öfke, suçluluk, değersizlik ve terk edilme korkuları yaşayabilmektedir. Ayrılık bir yas sürecidir ancak uzamış yas süreci özgüven eksikliği, depresyon, anksiyete, travma gibi birçok patolojiye yer açmaktadır. Özellikle çocukluğunda terk edilme yaşamış, anne baba kaybı yaşamış ya da daha önce ayrılık çok fazla yaşamış bireyler terk edilme şemasına çok yatkındır ve terk edilme şeması ayrılıklara karşı daha hassas olmamıza neden olabilmektedir.
Klinik Başvurularda Öfke ve Yas Süreci
Klinik başvurularda boşanma sonrası dönemde öfke duygusunun ön plana çıktığı görülmektedir. Öfke çoğu zaman birincil bir duygu olmaktan ziyade, altta yatan incinmişlik, kayıp ve terk edilme duygularını maskeleyen ikincil bir duygu olarak işlev görmektedir. Yas süreci sağlıklı şekilde yaşanamadığında ya da bastırıldığında, öfke patlamaları, kişilerarası çatışmalar ve duygusal düzenleme güçlükleri ortaya çıkabilmektedir. Öfke kontrol edilmediğinde kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilemekte ve insan ilişkilerini kötüye sürüklemektedir.
Şema Terapi Kuramı ve Bağlanma Figürleri
Şema terapi kuramı, bireyin erken dönem yaşantıları sonucunda gelişen uyumsuz şemaların, yetişkinlikte yaşanan ilişki kayıplarıyla aktive olabileceğini ileri sürmektedir. Özellikle terk edilme, duygusal yoksunluk ve kusurluluk şemaları, boşanma gibi bağlanma figürünün kaybı ile yoğun biçimde tetiklenebilmektedir. Bu bağlamda boşanma sonrası ortaya çıkan öfke ve yas tepkilerinin, yalnızca mevcut duruma değil, geçmiş yaşantılarla şekillenmiş şemalara da bağlı olarak değerlendirilmeleri önem taşımaktadır. Erken dönemde yaşanılan travma, sağlıklı atlatılmamış yas, kayıp süreçleri şema terapi ile çalışılan danışanlarda çok daha iyi seyretmiş ve yetişkinlik dönemlerinde psikolojik sağlamlılıkları daha yüksek olmuştur (Young, 2012).
Boşanma Kararı ve Psikolojik Sağlamlık
Boşanma da kökeninde öfke barındırabilir. Kişi ‘neden ben?’, ‘herkesin ilişkisi yolundayken neden biz yapamadık?’ gibi sorularla öfkelenebilmektedir. Boşanma bir ilişki devam etmiyorsa ve artık size zarar vermeye başladıysa alınması gereken bir karardır. Bir başarısızlık göstergesi değildir. Ancak bireyler böyle düşünüyorlarsa hem boşanma yas süreci hem öfke problemlerinden kaynaklı terapi sürecinden geçmeleri gerekmektedir. Bu noktada da araştırmalar ‘şema terapi’nin etkili olduğunu savunmaktadır. Çünkü şema terapi erken dönemde çözemediğiniz noktalara değinmektedir. Özellikle anne babası tarafından ihmale maruz kalan, terk edilme korkusu yaşayan ya da anne babasını kaybeden insanların hayatlarında oldukça güven problemi yaşadığı, tam olarak güvendiği ve inandığı insanları terk edemediği görülmektedir (Karaosmanoğlu, 2016).
Erken Dönem Bağlanma ve Mizaç Özellikleri
Yetişkin hayatında romantik ilişkide yaşanan problemler erken dönemdeki bağlanmadan kaynaklanan bir sorun olabilmektedir. Bununla birlikte erken dönemde hiçbir zorluk yaşamayıp mizaç özelliği olarak bağımlı olan insanlar da vardır. Bu kişiler genel olarak; boşanma, terk edilme gibi ayrılıklara büyük tepkiler vermekte ve yas süreçleri genel olarak uzamaktadır (Çetin, 2018). Tabi uzamış olan yas süreci depresyon, kaygı gibi birçok psikopatolojik durumu beraberinde getirebilmektedir.
Öfkenin Kökeni ve Toplumsal Bakış Açısı
Boşanma bazı insanlar için yenilgi anlamına gelir. ‘Bu kadar insan evli kalırken ben neden kalamıyorum? Nerede yanlış yaptım?’. Dünyanın sonu gibi görülen bu boşanma kararı kişinin içerisinde bulunduğu yas sürecinin daha ağır olması ve kişinin daha fazla kendisine yönelip öfkelenmesine neden olmaktadır. Öfke bu noktada ortaya çıkar. Kişi ne olursa olsun suçu kendine yöneltir. ‘Neden ona bu kadar emek verdim?’ Öfke genelde kaygı ve reddetme ile ilgilidir. Öfkeli insan bulunduğu konumu, ayrılığı reddetmek, kabul etmemek istiyor olabilir. Tam tersi de olabilir kişi boşandığı kişiye çok fazla nefret, kin ve öfke duyabilir. Özellikle ihanet olayı aldatılanın hem özgüvenini düşürmekte hem de karşı tarafa olan öfkesini arttırmaktadır. Bu yüzden bu öfkenin kökeni anlaşılmalıdır. Problem neredeyse o anlaşılmaya çalışılmalı ve kişinin bu süreçte özellikle yakınlarından pozitif destek görmesi oldukça kıymetlidir. Gerek toplumsal baskılar gerek kişilik özellikleri boşanmayı olumsuzlamaya neden olabilir. Ama bir diğer taraftan evli olup yıllarca mutsuz görünen, evliyken yas sürecinin belirtilerini yaşayan insanlar vardır. İşte bu noktada şu akıla gelmektedir. Boşanma sağlıklı bir ayrılık evresidir. Herkes yaşayabilir. Olağan bir süreçtir. Bireylerin bu aşamada psikolojik destek alması süreci daha iyi yönetebilmelerine ortam hazırlar.


