Pazartesi, Şubat 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bilinç Dışı Kaderimiz midir?

Carl Gustav Jung der ki: “Bilinçdışını bilince getirene kadar, o hayatını yönlendirecek ve sen buna kader diyeceksin.”

Bazı şehirleri ilk kez ziyaret etsek bile başından beri oraya ait hissederiz. Yeni suretlere bakar ve deriz ki: “Bir yerden çıkaracak gibiyim.” İşte o tutup da çıkaramadığınız her şey zamanında bilinçdışına kaldırılmıştır. Bilinçdışında tuttuklarımız ise zamanında bizi kesmiş kırılma anlarıdır.

Bilinçdışının seçimlerimiz üzerinde etkileri vardır. Öyle ki doğduğumuz evleri hatırlatan evlere taşınır, ebeveynlerimizi hatırlatanlarla yaşarız hayatımızı. Kalemi elimizden bırakana dek yazgı diye adlandırırız koca bir ömrü. Yeni bir şarkı denk gelmesin, hep en sevdiğimiz çalsın isteriz radyoda.

Aşinalık her zaman güven vermek zorunda değildir elbette. Bazen özellikle tanıdık olandan kaçarız. Bazı şarkıları severiz sevmesine ama girişindeki melodiyi duyduğumuz gibi kapatırız. Tanıdık hislerimizden kaçmanın çok küçük bir örneği bu. Evden izin almadan çıkan bir çocuk misali yaşadığımız olur günleri. Yok mu bilerek uğramadığımız yollar, artık dinlemediğimiz şarkılar, bakmadığımız fotoğraflar?

Bilinmeyeni sorgulamaya alışığızdır; ancak asıl mesele nasıl cevap verdiğimizdir: “Bana neden öyle dedi?”, “Gerçekten başarısız mıyım?”, “Öyle yapmasaydım ne olurdu?”, “Potansiyelimin tamamını kullandım mı?”, “Tüm bunlar benim suçum mu?”, “Ben sevilmeyecek biri miyim?”

İnsan, kafasındaki tüm bu soru işaretlerini birer noktaya dönüştürmeyi kolayca öğrenir. Yıllar önce kurulan cümleler ise bir daha sorgulanmamak üzere bilinçdışının raflarına kaldırılır. Her yeni deneyimde tekrar hatırlanır. Her reddediliş, her hakaret, her ihanet; ihtimallere değil, inançlarımıza kanıttır. Hiçbir övgü, yıllar önceki bir “aferin”in yokluğunu telafi etmez. Tartıdaki sayı, kişinin kendisinden fazla eksilmez.

Koca bir sahneyse hayatımız, ne kadar büyük bir yıldız olsak da fayda etmez gibi hissederiz. Bazı koltuklar ömrümüz boyunca boş kalır.

Hayatımızı bir boşluğu doldurmak uğruna yaşamamak mühimdir. Aksi hâlde içimizde reddettiğimiz eksik parçalarla dışarıda rastlaşırız.

Bilinçdışının insana yaptığını başka kimse yapamaz.

Bilinçdışı o kadar geniştir ki inançlarımızdan anılarımıza kadar her şeyi oraya atabiliriz: hatırladığımız ilk anıyı, evleri, doğumları, ölümleri, insanları, insanların bize hissettirdiklerini…

Bilinçdışının en büyük handikapı ise bize yaşattıklarından çok yaşatmadıklarındadır: Eninde sonunda biteceğinden erken bitirilen ilişkiler, kabul edilmeyeceği bilindiğinden hiç başvurulmayan ilanlar, durduk yere çıkan kavgalar…

Bilinçdışına attığımız inançlar bizi sabote eder. Hani derler ya, insanın kendine yaptığını bütün dünya bir araya gelse yapamaz diye. Aslında bilinçdışının insana yaptığını başka kimse yapamaz.

Oysa bilinçdışı bazen sadece bir yara bandıdır. Asıl yarayı görmemizi ve iyileştirmemizi engeller. İyileşmenin ilk adımı ise farkındalıktır. Düşüncelerini, duygularını ve inançlarını fark edebilmek psikolojinin önemli bir parçasıdır. Fark etmek ise bilinçdışındakileri bilince getirmektir. Terapi bize farkındalık kazandırır; fark edileni kabullenmek ise bir sonraki seansa kadar danışana kalır.

Kişi sadece kendi deneyimlerini değil, başkalarınınkini de bilinçdışına atabilir. Örneğin, kendimize nasıl davranacağımızı ya da kendimiz hakkında nasıl konuşacağımızı nasıl öğrendik? Kurduğumuz cümleler gerçekten bize mi ait, yoksa her bir kelime zamanla içimize mi işledi? Hayata ödünç alınmış cümlelerle devam edersek, kendi hikâyemizi yazamayız.

Unutmayalım, zaman zaman herkes yolunu kaybedebilir; ancak hiçbir rastlantı yönünüzü kasten değiştireceğiniz kadar önemli değildir.

Zümra Batuz
Zümra Batuz
Zümra Batuz, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü dördüncü sınıf öğrencisidir. Akademik ilgisi psikodinamik kuramlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve oyun terapisi alanlarında eğitimler almıştır. Türk Hava Yolları bünyesinde ve klinik alanda staj yapmıştır. İlerleyen meslek hayatında klinik psikoloji alanına yönelmeyi hedefleyen Zümra Batuz, psikolojik kavramların gündelik yaşamdaki izlerini yazılarına taşır. İnsana dair her şeyin duyulmaya ve görülmeye değer olduğunu düşünmektedir ve yazılarında öz farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar