Perşembe, Mart 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Uslu” Çocuklarda Kaygıyı Anlamak

Bir çocuk sessiz, kurallara uyan, derslerinde başarılı ve öğretmenleri tarafından “çok uslu” olarak tanımlanıyorsa çoğu yetişkin bunun iyi bir işaret olduğunu düşünür. Bu çocuklar genellikle sınıfta sorun çıkarmaz, ebeveynlerini üzmemeye çalışır ve çevrelerindeki yetişkinlerin beklentilerini karşılamak için çaba gösterirler. Ancak psikoloji literatürü bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Her zorluk dışarıdan görünmez. Bazı çocuklar yaşadıkları duygusal zorlukları davranışlarıyla dışa vurmak yerine içlerinde taşırlar. Bu durum psikolojide içe yönelimli belirtiler (internalizing symptoms) olarak adlandırılır ve çoğunlukla kaygı, aşırı endişe, kendini suçlama veya sürekli düşünme şeklinde ortaya çıkabilir.

İçe Yönelimli Sorunlar

Çocukluk döneminde psikolojik zorluklar genellikle iki temel kategoriye ayrılır: dışa yönelimli ve içe yönelimli sorunlar. Dışa yönelimli sorunlar daha görünürdür; öfke patlamaları, saldırganlık, kurallara karşı gelme veya dürtüsel davranışlarla kendini gösterebilir. Bu tür davranışlar çevredeki yetişkinlerin dikkatini daha kolay çeker. Buna karşılık içe yönelimli sorunlar daha sessiz ilerler. Kaygı, korku, üzüntü veya içe kapanma gibi deneyimler çoğu zaman çocuk tarafından iç dünyasında yaşanır. Bu nedenle öğretmenler, ebeveynler ve hatta bazen ruh sağlığı profesyonelleri tarafından fark edilmesi daha zor olabilir. Araştırmalar, çocukluk döneminde ortaya çıkan kaygı belirtilerinin erken dönemde ele alınmadığında ergenlikte ve yetişkinlikte de devam edebileceğini göstermektedir (McLaughlin & King, 2015).

“Uslu” Çocukların Görünmeyen Kaygısı

Kaygı yaşayan birçok çocuk bunu açıkça ifade edemez. Hatta bazı çocuklar kaygılarını aşırı uyumlu davranışlarla gizleyebilir. Örneğin:

  • Her zaman doğru şeyi yapmaya çalışmak

  • Hata yapmaktan aşırı derecede korkmak

  • Başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak için sürekli çabalamak

  • Derslerde mükemmel olmaya çalışmak

  • Duygularını paylaşmaktan kaçınmak

Bu çocuklar genellikle “olgun”, “sorumluluk sahibi” veya “hiç sorun çıkarmayan” çocuklar olarak tanımlanır. Ancak bu davranışların arkasında bazen onaylanma ihtiyacı, reddedilme korkusu veya yoğun kaygı bulunabilir. Araştırmalar, özellikle mükemmeliyetçilik ve yüksek beklenti baskısının çocuklarda kaygı düzeyleriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir (Affrunti & Woodruff-Borden, 2015). Çocuklar hata yapmanın kabul edilemez olduğunu düşündüklerinde sürekli tetikte hissedebilirler.

Duygu Düzenleme ve Kaygı

Çocukların duygularını tanıyabilmesi ve düzenleyebilmesi ruh sağlığı temel yapı taşlarından biridir. Duygu düzenleme becerileri gelişmemiş olan çocuklar, yaşadıkları kaygıyı nasıl ifade edeceklerini bilemeyebilirler. Bu durumda kaygı çoğu zaman fiziksel belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu fiziksel belirtiler veya problemler şunlar olabilir:

  • Karın ağrısı

  • Baş ağrısı

  • Uyku sorunları

  • Okula gitmek istememe

Çocukların duygularını bastırmaları uzun vadede zorlayıcı olabilir. Araştırmalar, duyguların sürekli bastırılmasının daha yüksek düzeyde içe yönelimli sorunlarla ilişkili olduğunu göstermektedir (Gross & John, 2003).

Ailenin Rolü

Çocukların duygularla baş etmeyi öğrenmesinde ebeveynlerin rolü oldukça büyüktür. Çocuklar çoğu zaman duygularını nasıl ifade edeceklerini ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenirler. Ebeveynlerin duygulara verdikleri tepkiler, çocukların duygularını anlamlandırma biçimini büyük bir ölçüde etkiler.

Örneğin, çocuğun kaygısı küçümsendiğinde veya “abartıyorsun” gibi ifadelerle karşılandığında çocuk duygularını bastırmayı öğrenebilir. Buna karşılık duyguların kabul edildiği ve konuşulabildiği bir ortamda büyüyen çocuklar, kaygılarını ifade etmekte daha rahat olabilirler. Araştırmalar ayrıca ebeveyn kaygısının çocukların kaygı düzeyleriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir (Ginsburg, Drake, Tein, Teetsel, & Riddle, 2015). Bu durum genetik faktörlerin yanı sıra öğrenme süreçlerinin de rol oynadığını düşündürmektedir.

Yetişkinler Ne Yapabilir?

“Uslu” çocukların yaşadığı kaygıyı fark etmek her zaman kolay değildir. Bu nedenle yetişkinlerin yalnızca davranışlara değil, çocuğun duygusal dünyasına da dikkat etmesi önemlidir. Bazı destekleyici yaklaşımlar şunlardır:

  • Çocuğun duygularını ciddiye almak ve dinlemek

  • Hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu vurgulamak

  • Çabanın sonuçtan daha değerli olduğunu göstermek

  • Çocuğun duygularını ifade edebileceği güvenli bir ortam yaratmak

  • Çocuğun sürekli “mükemmel” olmak zorunda olmadığını hatırlatmak

Bu tür yaklaşımlar çocukların yalnızca kaygılarını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda duygusal dayanıklılık geliştirmelerine de yardımcı olabilir. Her çocuk kaygıyı farklı şekillerde deneyimler. Bazıları duygularını davranışlarıyla dışa vururken, bazıları sessizce içlerinde taşır. “Uslu” veya “sorunsuz” görünen bir çocuk bile iç dünyasında yoğun bir mücadele veriyor olabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca davranışlarına değil, duygusal ihtiyaçlarına da dikkat etmek büyük önem taşır. Her uslu çocuk kaygılı olmayabilir ama ebeveynlerin daha fazla dikkat etmesi, önemsemesi gerekebilir. Bazen en sessiz çocuklar en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyan çocuklardır.

Kaynakça

Affrunti NW, Woodruff-Borden J. Parental perfectionism and overcontrol: examining mechanisms in the development of child anxiety. J Abnorm Child Psychol. 2015 Apr;43(3):517-29. doi: 10.1007/s10802-014-9914-5. PMID: 25030793.

Ginsburg GS, Drake KL, Tein JY, Teetsel R, Riddle MA. Preventing Onset of Anxiety Disorders in Offspring of Anxious Parents: A Randomized Controlled Trial of a Family-Based Intervention. Am J Psychiatry. 2015 Dec;172(12):1207-14. doi: 10.1176/appi.ajp.2015.14091178. Epub 2015 Sep 25. PMID: 26404420; PMCID: PMC6013063.

Gross JJ, John OP. Individual differences in two emotion regulation processes: implications for affect, relationships, and well-being. J Pers Soc Psychol. 2003 Aug;85(2):348-62. doi: 10.1037/0022-3514.85.2.348. PMID: 12916575.

Nivard MG, Lubke GH, Dolan CV, Evans DM, St Pourcain B, Munafò MR, Middeldorp CM. Joint developmental trajectories of internalizing and externalizing disorders between childhood and adolescence. Dev Psychopathol. 2017 Aug;29(3):919-928. doi: 10.1017/S0954579416000572. Epub 2016 Jul 18. PMID: 27427290.

Merikangas KR, He JP, Burstein M, Swanson SA, Avenevoli S, Cui L, Benjet C, Georgiades K, Swendsen J. Lifetime prevalence of mental disorders in U.S. adolescents: results from the National Comorbidity Survey Replication–Adolescent Supplement (NCS-A). J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2010 Oct;49(10):980-9. doi: 10.1016/j.jaac.2010.05.017. Epub 2010 Jul 31. PMID: 20855043; PMCID: PMC2946114.

Hidayet Didenur Kapucu
Hidayet Didenur Kapucu
Hidayet Didenur Kapucu, psikolog ve çocuk merkezli oyun terapisi uygulayıcısıdır. Klinik çocuk psikolojisi, psiko-onkoloji, dışavurumcu terapiler ve ergen terapisi alanlarında uzmanlaşmıştır. Lisans sürecinde Fransız Lape Hastanesi, KAÇUV ve çeşitli akademik projelerde görev alarak hem klinik gözlem hem de saha araştırmaları konusunda kapsamlı deneyim kazanmıştır. Şu an, yurt dışında psikolojik dayanıklılığı destekleyen bir kurumda çalışmaktadır. Yazılarında çocuk ve ergen ruh sağlığı, ebeveynlik, psikolojik dayanıklılık gibi konulara odaklanmakta; bu temaları medya, televizyon, toplumsal cinsiyet ve müzikle kesişen kültürel bağlamlarda ele alarak disiplinler arası bir bakış açısı sunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar