Pazartesi, Ocak 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Zihnin Hiç Susmuyor mu?

Kaygı çoğu zaman tek bir cümleyle başlar: “Ya olursa?” Ya başıma bir şey gelirse? Ya kontrolü kaybedersem? Ya hata yaparsam? Ya insanlar beni yargılarsa? Ya başa çıkamazsam? Bu sorular ilk bakışta mantıklı ve koruyucu gibi görünür. Zihin seni olası tehlikelere karşı hazırlamak ister. Ama kaygı bozukluğunda bu hazırlık hali hiç bitmez. Zihin, henüz yaşanmamış bir gelecekte yaşar. Beden ise bu düşünceleri gerçek bir tehlike gibi algılar. Ve böylece kaygı döngüsü başlar.

“Ya Olursa?” Düşünceleri Neden Bu Kadar Güçlüdür?

“Ya olursa?” düşünceleri genellikle belirsizliğe tahammülsüzlükten beslenir. Kaygılı zihin şunu ister: Her şey net olsun, kontrolümde olsun, sürpriz olmasın. Ama hayat böyle işlemez. Belirsizlik arttıkça zihin senaryolar üretir. Bu senaryoların çoğu olumsuzdur. Çünkü beyin, tehlikeyi kaçırmamaya programlıdır. Sorun şurada başlar: Zihin, olasılığı gerçeklik gibi sunar.

Zihin Sana ne Yapar?

“Ya olursa?” düşünceleri geldiğinde:

  • Kalbin hızlanır

  • Nefesin daralır

  • Kasların gerilir

  • Mide rahatsızlığı başlar

  • Kaçma, kaçınma ya da kontrol etme isteği artar

Beden şunu söyler: Tehlikedeyiz. Oysa ortada şu anda yaşanan bir tehlike yoktur. Tehlike, zihnin ürettiği bir senaryodur. Ama beden bunu ayırt edemez.

Kaygılı Zihnin En Büyük Yanılgısı

Kaygılı zihin şuna inanır: “Bu düşünceleri düşünmezsem hazırlıksız yakalanırım.” Bu yüzden düşünmeye devam eder. Analiz eder. Tekrar eder. Senaryoları genişletir. Ama gerçek şu: Sürekli düşünmek, kontrol değildir. Bu sadece zihinsel bir alarmdır. Ve bu alarm, susturulmadıkça daha da yükselir.

İlk Adım: Düşünceyi Yakalamak

Bireysel terapide yapılan en önemli şeylerden biri şudur: Düşünceyi düşünce olarak fark etmek.

“Ya bayılırsam” → “Şu an zihnim bir felaket senaryosu üretiyor.” “Ya rezil olursam” → “Bu bir ihtimal düşüncesi, gerçek değil.”

Bu küçük fark, kaygı üzerinde büyük bir etki yaratır. Çünkü zihin, otomatikliğini kaybeder.

İkinci Adım: Bu Gerçek mi, Olasılık mı?

Kendine şu soruları sor:

  • Bu daha önce kaç kez oldu?

  • Şu ana kadar bununla başa çıkabildim mi?

  • En kötü ihtimal gerçekten ne?

  • Bu düşünce bana yardımcı mı, yoksa beni kilitliyor mu?

Amaç düşünceyi yok etmek değil, gerçeklik testinden geçirmektir.

Üçüncü Adım: Bedeni Sakinleştirmek

“Ya olursa?” düşünceleri geldiğinde zihin değil, beden önce sakinleştirilmelidir. Çünkü beden alarmdayken zihin mantık dinlemez.

  • Nefese odaklanmak

  • Ayakların yere bastığını fark etmek

  • Bulunduğun ortamda gördüğün 5 şeyi saymak

Bu küçük bedensel müdahaleler beyne şunu söyler: Şu anda güvendeyim.

Dördüncü Adım: Kontrol Etme Davranışlarını Fark Et

Kaygı sadece düşünceyle değil, davranışla da beslenir.

  • Sürekli kendini kontrol etmek

  • Tekrar tekrar sormak

  • Kaçınmak

  • Güvence aramak

Bunlar kısa süreli rahatlatır. Ama uzun vadede kaygıyı büyütür. Terapi sürecinde bu davranışlar yavaş yavaş bırakılır. Çünkü beyin ancak o zaman şunu öğrenir: “Kontrol etmeden de güvendeyim.”

“Ya Olursa?” Yerine Ne Gelebilir?

Amaç şudur: “Ya olursa?” yerine “Olursa da başa çıkabilirim.” Bu cümle, kaygının panzehiridir. Kaygı tamamen yok olmayabilir ama yönetilebilir hale gelir.

“Ya olursa?” düşünceleri seni korumak ister. Ama hayatını yönetmesine izin verdiğinde, yaşam alanın daralır. Bireysel terapi, bu düşünceleri susturmak için değil, onlarla farklı bir ilişki kurabilmek için vardır. Eğer zihnin sürekli gelecekte yaşıyorsa ve sen bugünü kaçırıyorsan, yalnız değilsin. Ve bu değişebilir.

Gizem Akcan
Gizem Akcan
Lisans Eğitimimi ODTÜ Psikoloji, Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimlerimi ise İstanbul Arel Üniversitesi Klinik Psikoloji Alanında tamamladım. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimim boyunca TUBİTAK Üstün Başarı Bursu aldım. Ulusal ve uluslararası indeksli dergilerde yayınlanan Türkçe ve İngilizce dillerinde yazılmış makalelerim ve kitap bölümlerim bulunmaktadır. Yaklaşık 11 yıldır Türkçe ve İngilizce dillerinde yetişkin ve ergen bireylerle bireysel terapi, ilişki ve çift terapisi, aile terapisi, ebeveyn danışmanlığı konularında yüz yüze ve online danışmanlık yapmaktayım. “Kabul ve Kararlılık Terapisi”, “Bilişsel Davranışçı Terapi”, “Gottman Çift Terapisi”, “Sistematik Aile Terapisi” ağırlıklı olarak ve 2023 Yılında onaylanan ve tüm dünyada yeni terapi yöntemi olarak kabul gören, tarafımca geliştirilen Sanat Tarihi Terapisi ile danışan görmeye devam etmekteyim. Aynı zamanda uzmanlık alanlarımda, bireysel, kurumsal eğitimler ve süpervizyon eğitimleri vermekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar