Hayatın içerisinde hemen hemen her birimiz farklı amaçlarla çalışıyoruz. Kimimiz bir üniversitede öğrenciyken kimimiz maaşlı bir kurumda çalışmakta. Peki her birimiz bir amacın peşinde koşarken birden çok insanla da iletişim kurmuyor muyuz? Tabii ki kuruyoruz. Her bir iletişimde yeni bir insanla tanışma fırsatını yakalıyoruz. Böylelikle karşımızdaki insanlarla birlikte iletişim becerimizi de geliştiriyoruz. Bunların yanında her iletişim olumlu olmayabiliyor. Bazı insanlar gizliden gizleye yavaş yavaş karşısındaki insanın kötülüğünü istercesine tavırlar sergilerler. Böylelikle bu kişiler bize fark ettirmeden olumsuz hissetmemize sebep olabilirler. Özellikle işyerlerinde bu kötü düşünceli insanlar masum insanların işlerinden kovulmalarına bile sebebiyet verebilirler. Yavaş yavaş başlayan ve hissettirilmeden devam eden mobbing kısa ya da uzun bir süre sonra etkisini şiddetli bir durumda gösterebilir.
Psikolojik Tahribatın Derinliği: Ruhun Aşınması
Mobbing, sadece bir çatışma değil, bir “psikolojik terör” sürecidir. Böylesine yorgun bir ruh haliyle çalışan insanlar için hayat oldukça zorlayıcıdır. Peki gelin araştırmalar bu konu hakkında ne söylüyor bir bakalım. Araştırmalar, mobbinge maruz kalan bireylerin yaşadığı süreci “duygusal taciz” olarak tanımlar. Leymann tarafından literatüre kazandırılan bu kavram, bireyin iş yerindeki itibarını sarsmayı, onu sosyal olarak izole etmeyi ve en nihayetinde sistem dışına itmeyi hedefler. İlk başlarda “Acaba ben mi yanlış anlıyorum?” sorusuyla başlayan bu süreç, zamanla kurbanın kendi yeteneklerinden şüphe duymasına yol açan bir özgüven erozyonuna dönüşür.
Psikolojik araştırmalar, sistematik mobbingin beyinde fiziksel acıyla aynı bölgeleri uyardığını göstermektedir. Yani bir kişinin size küçümseyici bir bakış atması veya yaptığınız işi yok sayması, ruhunuzda görünmez ama kanayan yaralar açar. Bu süreç uzadıkça; yoğun kaygı (anksiyete), uyku bozuklukları, odaklanma güçlüğü ve hatta Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir. Psikolojik sorunların genelinde yer yer edinmiş olan TSSB kişinin hayatında derin izler bırakabilmektedir. Bildiğiniz üzere TSSB, kişinin yaşamının her anında farklı şekillerde ve boyutlarda kendisini gösterebilir. Mobbinge maruz kalan mağdur kişi sürecin başında pek huzursuzluğunu hissetmese de yavaş yavaş bu durum kişisel hayatına kadar olumsuzluklarla yansıyabilir. Mağdur, her sabah işe giderken sadece ofise değil, bir savunma hattına girdiğini hisseder. Bu durum, bireyin sadece profesyonel hayatını değil, akşam eve döndüğündeki huzurunu, ailesiyle olan bağını ve yaşama sevincini de elinden alır. Her mana da kişiyi zorlayan bir süreç olduğu için mobbingi fark ettiğimiz an da en yakınlarımıza ve gerekirse bir psikologtan yardım alarak süreci yönlendirmeliyiz.
Peki Neden Mobbing Yapılır?
Peki, bir insan neden bir başkasını sistematik olarak hedef alır? Psikoloji dünyası bu soruyu genellikle failin yetersizlik duygularıyla açıklar. Mobbing uygulayan kişiler, genellikle kendi konumlarını tehdit altında hisseden, narsistik eğilimleri yüksek veya empati yeteneği zayıf bireylerdir. Karşılarındaki kişinin başarısı, dürüstlüğü veya popülerliği onlar için bir aynadır ve bu aynada kendi eksikliklerini gördükleri için aynayı kırmayı seçerler. Bir kez kırılan bir ayna artık onlar için bir zaferin simgesi haline gelir. Onlar için mobbing, bir güç gösterisi ve kontrolü elde tutma mekanizmasıdır.
Toplumsal ve Kurumsal Kayıplar
Mobbingin faturası sadece mağdura kesilmez. Yapılan araştırmalar, mobbingin yaygın olduğu kurumların yaratıcılıklarını kaybettiğini, personel devir hızının arttığını ve ciddi ekonomik zararlara uğradığını kanıtlamaktadır. Öyle ki güven duygusunun olmadığı bir yerde ne bir çiçek açar ne de bir proje gelişir. İnsanlar yeteneklerini sergilemek yerine, hayatta kalmaya çalıştıkları bir ortamda “sessiz istifa” sürecine girerler. Kurumun içindeki o zehirli hava, zamanla her bir çalışanının motivasyonunu bir virüs gibi sarar. Böylelikle insanlar üzerinde oluşan çalışmama hissi onların işlerinden vazgeçmelerine olanak tanır. Kısacası mobbing yapan bir kişi aslında tek bir kişiyi değil yavaş yavaş diğer çalışanları da olumsuz yönde etkiler.
Görünmez Prangalardan Kurtulmak
Bu görünmez savaşla mücadele etmek, her şeyden önce bu durumun bir “suç” olduğunu kabul etmekle başlar. Mobbinge uğrayan birey, yaşadıklarını kayıt altına almalı (günlük tutmak, e-postaları saklamak vb.) ve asla bu durumu kişiselleştirmemelidir. Çünkü sorun mağdurun yetersizliği değil, failin etik ve psikolojik sorunlarıdır. Yapılan ilk mobbingte bunu fark etmek ve ona göre adım atmak mağdur için oldukça önem taşımaktadır. Erken “farkındalık” ile birlikte alınabilecek her önlem mağdurun hayatını kurtaracak bir zemin oluşturur.
Sonuç olarak, iletişim bir köprü kurmak içindir; ancak bazıları bu köprüleri birer barikata dönüştürür. Hayatın her alanında nezaketi ve profesyonel etiği korumak, sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur. Unutmamalıyız ki; bir insanın ruhuna vurulan darbe, bedene vurulandan daha kalıcı izler bırakır. İnsan onuruna yakışır bir çalışma ortamı inşa etmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Sesimizi çıkarmadığımız her haksızlık, bir gün bizim de kapımızı çalabilir. Bu yüzden mobbinge karşı durmak, aslında kendi insanlığımıza sahip çıkmaktır.


