Depresyon, bireyin günlük yaşamını, işlevselliğini ve sosyal ilişkilerini derinden etkileyen bir ruhsal bozukluktur. Yaygınlığı ve bireylerin yaşam kalitesini düşürücü etkisi nedeniyle psikoloji ve psikiyatri alanında üzerinde en çok çalışılan konulardan biridir. Bununla birlikte, depresyonun tedavisinde ve yönetiminde farklı yöntemler araştırılmakta, bireyin yaşadığı olumsuz ruh hâlini iyileştirmeye yönelik çeşitli yaklaşımlar ortaya konulmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri de bilinçli farkındalık (mindfulness) temelli stratejiler ve sorumluluk yüklemesi olabilir.
Depresyonun Belirtileri
Depresyonun genel belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır (Memorial Sağlık Grubu, 2024):
● Üzgün ve mutsuz hissetme,
● Keder ve umutsuzluk içinde olma,
● Depresif ruh hâli,
● İlgi duyulan ve zevk alınan aktivitelere karşı isteklilik kaybı,
● Uyku sorunları yaşama (uykuya dalamama, sık uyanma),
● Günlük işleri ağırdan alma,
● Konsantrasyon eksikliği,
● Sinirlilik ve hoşgörüsüzlük,
● Kendini değersiz hissetme,
● Enerji düşüklüğü,
● Günlük rutinleri yerine getirememe.
Bu belirtiler, bireyin yalnızca ruh hâlini değil, aynı zamanda iş, okul ve sosyal yaşamındaki görev ve sorumluluklarını da aksatmasına yol açmaktadır.
Bilinçli Farkındalık ve Depresyon
Bilinçli farkındalık, bireyin içinde bulunduğu anı yargısız bir şekilde fark etmesi ve kabul etmesi üzerine kurulu bir zihinsel süreçtir. Bu konuda yapılan literatür taramaları sonucunda, bilinçli farkındalığın artırılmasının depresyon tedavisinde kullanılabilecek etkili yöntemlerden biri olabileceği kanaati oluşmuştur. Depresyonda olan bireyler genellikle geçmişe dönük pişmanlıklara ya da geleceğe dair kaygılara odaklanmaktadır. Bilinçli farkındalık sayesinde birey, dikkati **“şimdi ve burada”**ya yönlendirerek olumsuz düşünce döngülerinden bir nebze uzaklaşabilmektedir.
Sorumluluk Yüklemesi Yaklaşımı
Bilinçli farkındalığı yüksek bireylerde sorumluluk yüklemesi, bir terapi ya da destek yöntemi olarak değerlendirilebilir. Örneğin depresyondaki bir üniversite öğrencisinin herhangi bir toplulukta aktif rol alması, onu toplumsal ya da kamusal görevlerle karşı karşıya bırakacaktır. Bu sorumluluklar, bireyin içsel isteksizliğine rağmen yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerdir.
Birey sorumluluklarını yerine getirdikçe:
● Sosyal etkileşimler artar,
● Yapılan işlerin sonucunda beynin ödül sistemi aktive olabilir,
● Rutinlere geri dönme süreci hızlanabilir,
● Başarma duygusu yeniden kazanılabilir.
Dolayısıyla bilinçli farkındalığı yüksek bireylerde sorumluluk yüklemesi, depresyonun getirdiği pasiflik, umutsuzluk ve işlevsellik kaybını azaltmada etkili bir araç olabilir.
Karabulut ve Özer’e göre (2003), günlük yaşamlarında yaptıkları etkinliklerden zevk alan, kendilerini önemli ve değerli hisseden ve yaşama genel olarak pozitif bir bakış açısıyla yaklaşan bireylerin yaşam doyumu yüksektir. Bireylerin hayatlarında karşılarına çıkan olumsuzluklar, engeller ya da çatışma durumlarında ise yaşam doyumlarında düşüş gözlenebilmektedir (Demirel ve Canat, 2004). Yılmaz, bireylerin hayatlarında karşılarına çıkan bu olumsuz durum ve engeller karşısında pes etmeyerek daha mücadeleci bir tavır sergilemeleri ve bu durumların üstesinden gelebildiklerinde yaşam doyumlarının daha yüksek olabileceğini belirtmektedir.
Bu bilgilerden yola çıkarak yaşam doyumu ile bilinçli farkındalık arasında doğrusal bir ilişki olduğu çıkarımını yapmak mümkündür. Bilinçli farkındalık ve depresyon bölümünde de belirtildiği gibi, geçmişe yönelik ruminasyonları olan bireyleri “şimdi ve burada”ya yönlendirip mevcut problemlerinin üstesinden gelmelerini desteklemek, dolaylı olarak yaşam doyumu üzerinde de olumlu bir etki yaratacaktır.
Aytekin Nam ve Sinem Evin Akbay’ın “Üniversite Öğrencilerinde Yaşam Doyumu: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Bilinçli Farkındalık ve Yılmazlığın Rolü” adlı makalesinde yaptıkları istatistiksel analizler sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:
● Yaşam doyumu ile bilinçli farkındalık arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır.
● Yaşam doyumu ile sorumluluk kişilik özelliği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır.
Tartışma
Depresyonda olan bireylere aşırı sorumluluk yüklemenin riskli olabileceği unutulmamalıdır. Fazla yükümlülük, kişinin hâlihazırda düşük olan enerji düzeyini daha da zorlayabilir ve depresif belirtileri ağırlaştırabilir. Ancak bilinçli farkındalığı gelişmiş bireylerde, küçük ve yönetilebilir sorumlulukların verilmesi iyileşme sürecine katkı sağlayabilir. Bu yaklaşım, hem bireyin kendisini faydalı hissetmesine hem de sosyal bağlarını güçlendirmesine yardımcı olabilir.
Sonuç
Depresyonun tedavisinde bilinçli farkındalık temelli yöntemler ve sorumluluk yüklemesi, özellikle sosyal yönü güçlü ve işlevselliği yeniden kazandırmayı hedefleyen destekleyici stratejiler olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yaklaşım, bireyin kişisel özellikleri ve depresyonun şiddeti göz önünde bulundurularak dikkatle uygulanmalıdır.
Kaynakça
Aytekin Nam, & Sinem Evin Akbay. (Y.y.). Üniversite Öğrencilerinde Yaşam Doyumu: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Bilinçli Farkındalık ve Yılmazlığın Rolü.
Erişim adresi:
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1049692
Memorial Sağlık Grubu. (2024). Depresyon Belirtileri.
Erişim adresi:
https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/depresyon-belirtileri


