Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağlanma Stilimiz Gelecekteki Romantik İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?

Kendimizi zaman zaman romantik partnerimizle olan ilişkimizi sorgularken bulabiliriz. Ona aslında oldukça fazla ilgi, değer vermemize rağmen onun bizden uzaklaştığı, daha soğuk davranışlarda bulunduğunu görebiliriz. Bu anlarda kendimizi huzursuz hisseder, belki de daha fazla fedakâr olursam böyle davranmayabilir diyebiliriz. Böylelikle döngünün içinden çıkamadığımızı hisseder değiştiremeyeceğimizi düşünebiliriz. Böyle durumlarda, yaşamın ilk yıllarında bakım verenimizle kurduğumuz bağlanma tarzı aslında bizlere güzel bir ipucu verebiliyor. Kendi bağlanma stilimizle romantik partnerimizin kurduğu bağlanma stilini incelemek, bunu terapi odasında ele alarak bu döngünün işleyiş süreçlerini farklı bir perspektiften bakmamıza olanak sağlayarak romantik ilişkilerimizi psikolojik sağlığımız ve işlevselliğimiz açısından bizlere olumlu bir katkı sağlayacak biçimde dönüştürüp içine kapana kısılmış gibi hissettiğimiz döngüyü farklı bir yöne götürecek şekilde adımlar atabiliriz.

Biz insanlar, doğduğumuzda hayatta kalabilmek için bakım verenlerimize karşı kuvvetli duygusal yakın bir bağ oluşturmamız gerekmektedir. Bağlanma kuramına göre, bakım verenlerimizle erken çocukluk dönemimizde yaşantılarla oluşturulan kuvvetli bağ ile bebekler benlik şeması ve diğer insanlar hakkında bilişsel şemalar oluştururlar. Araştırmalara göre bu bilişsel şemalar, hayat boyu sürer (Kılıç ve Kümbetlioğlu, 2016). Konu hakkında yapılan çalışmaları ele alırsak hayatımızın ilk dönemlerinde bakım verenlerimize karşı kurduğumuz bağlanma, yetişkinlik dönemimizde romantik ilişkilerimizi, sosyal ilişkilerimizi, oldukça etkilemektedir (Hazan ve Shaver, 1987).

Erken Çocukluk Dönemi ve Bakım Veren İlişkisi

Bağlanma teorisine göre bebek ile bakım vereni arasındaki ilişkiyi bakım verenin ihmalkâr davranışlarda bulunması, bebeği terk etmesi veya bebeğin ihtiyaçlarını çok fazla bir şekilde yerine getirmesi ve bebeğin kopma davranışına müsaade edilmemesi gibi durumlarda bebeğin gelecek yaşantısında, sosyal ilişkilerinde bir başka insanlara karşı yapışkan bir tutum sergilemesi veya diğer insanlardan kaçınma olarak sonuçlanacak şekilde yansıyabilmektedir (Arı, 2021). Kopma davranışını kısa bir şekilde açıklamak gerekirse, Bowlyb (1973), yeni doğanın ilk bakım vereni ile kurması gereken duygusal bağın elzemliği, yeni doğanın yürümeye başlamasıyla birlikte çevresine karşı bir keşif halinde olma süreci başlamasıyla bu elzemlik azalır. Böylelikle bebeğin artık yeni bir ihtiyacı vardır: bakım verenden kopmak (Arı, 2021). Eğer bakım veren bebeğin kopma davranışına ket vurursa veya onun için güvenilir bir sığınak olmazsa, bebek kopma sürecinde sorunlar yaşayacaktır ya da bebeğin bağlanma figüründen kopması olumsuz bir şekilde sonuçlanacaktır (Bowlyb, 1973).

Bağlanma Stilleri

Bağlanma stilleri, üç kategoriden oluşmaktadır. Çalışmaları sonucunda bu üç kategoriyi Ainsworth, Blehar, Waters ve Wall (1978) oluşturmuştur. Bunlar: güvenli bağlanma, kaygılı-kararsız bağlanma ve kaçınan bağlanma stilidir.

Güvenli Bağlanma Stili: Güvenli bağlanmaya sahip olanlar, birincil bakım verenleri yanlarından ayrıldıklarında, kaygılı bir hale bürünürler ama daha sonra birincil bakım verenleri yanlarına geldiklerinde rahatlama yaşarlar.

Kaygılı- Karasız Bağlanma Stili: Kaygılı- kararsız bağlanmaya sahip olanlarda ise birincil bakım verenleri ortamı terk ettiğinde yoğun kaygı, stresli ve öfkeli bir hale bürünürler. Birincil bakım verenleri yani bağlanma figürleri ortama tekrardan geldiğinde rahatlayamazlar ve birincil bakım verenine yoğun biçimde adeta yapışkanlık gösterme tutumundadırlar.

Kaçıngan Bağlanma Stili: Kaçıngan bağlanma stili kategorisine girenler birincil bakım verenden ayrıldıklarında, yüksek tepkide bulunmazlar ve tekrar bir araya gelindiğinde bakım verene karşı yakın davranışta bulunmazlar ek olarak herhangi bir yakınlık beklemezler.

Yetişkinlikte Dörtlü Bağlanma Modeli

Gelecekte kuracağımız romantik ilişkilerimizdeki bağlanma stilimizi incelerken burada yetişkin bağlanma stillerini incelemek oldukça önemlidir. Bu bağlamda ele alacağımız model Bartholomew ve Horowitz’in (1991) ‘’Dörtlü Bağlanma Modeli’’dir. Bu modelin içeriğinde dört tane unsur yer almaktadır. Bunlar: güvenli, saplantılı, kayıtsız ve korkulu bağlanma stilleridir. Bu bağlanma stilleri, benlik ve başkaları üzerine iki olguyu inceleyerek doğmuştur. Hem benlikte hem de başkasında olumlu ve olumsuz algısı mevcuttur. Güvenli bağlanma stilinde, olumlu benlik ve olumlu başkası modeli vardır. Bu kişiler ‘’ben sevilmeye değerim’’ düşüncesine sahiptirler yakınlık kurmada rahattırlar. Saplantılı bağlanmada olumsuz benlik olumlu başkası modeli yer alır. Bu bireyler kendilerine çok az değer verirler, ilişki kurmada yakın olmaktan kaçınmazlar ve hatta yapışkanlık bile gösterebilirler. İlişkilerinde sürekli kendilerini kanıtlamaya çalışırlar bu davranışlar da başkaları tarafından hoş bulunmayabilir ve onları kendilerinden uzaklaştırabilirler. Kayıtsız bağlanma stilinde olumlu benlik olumsuz başkaları modeli bulunur. Bu kişiler, kendilerini korumak amacıyla yakın ilişkilerden uzaklaşırlar. Son olarak korkulu bağlanma stilinde olumsuz benlik, olumsuz başkaları modeli vardır. Bu bireyler ise, öz değerleri oldukça düşüktür. Diğer insanlara karşı negatif düşünceleri vardır, onların güvenilmez olduklarını düşünürler dolayısıyla yakın ilişkilerden korkarlar (Bartholomew & Horowitz, 1991). Kayıtsız ya da korkulu bağlanma stilindeki yetişkinlerde kaçınma özellikleri ortaktır. Kaçınmacı insanlar, ilişkilerden ayrılmaya daha meyillidirler ve tek gecelik aşksız seks yapmaya daha yatkınlardır (Myres, 2021).

Bağlanma Stilinin Romantik İlişkilerin Üzerindeki Etkisi

Bu makalede bağlanma kuramı yetişkinlikteki versiyonu ve erken çocukluktaki versiyonu ele alınmıştır. İncelemelerimiz sonucu, güvenli bağlanan insanların aşk ve sosyal ilişkileri gibi ilişki türleri olumlu ilerlemektedir. Bu insanlar gerek dörtlü modelde gerek diğer çalışmalarda genellikle ilişki kurmakta zorlanmayan ve karşı tarafa da zorluk çıkarmayan tiplerdir. Kaygılı-kararsız bağlanan insanların, iletişimleri güvenli bağlananlara göre çok daha sancılı ve zordur. Bu insanlar karşı tarafı bunaltabilirler, onlara yapışabilirler. Romantik partnerleriyle sağlıklı bir ilişkileri olmayabilir. Kaçıngan bağlanmaya sahip olanlar ise, adeta her türlü yakın ilişkiden kaçarlar. Güven problemleri olabilmektedir. Bir ilişki yaşasalar bile bu ilişki onların ilgisizliğinden, tepkisizliğinden, yakınlıktan korkmalarından kaynaklı bu ilişki sağlıklı bir şekilde ilerleyemeyebilir. Bundan kaynaklı bağlanma stillerimizin farkına varmak ilişki dinamiği yönünü değiştirebilecek güce sahip olabilmektedir.

Sonuç

Yapılan tüm araştırmalar ve kuramsal yaklaşımlar göstermektedir ki, bireyin erken yaşlarda geliştirdiği tutumlar yetişkinlikteki mutluluğunun temel taşlarını oluşturmaktadır. Kişinin kendi içsel süreçlerini ve partneriyle kurduğu bağı bu perspektiften değerlendirmesi, mevcut sorunların çözümünde hayati bir önem taşır. Bağlanma odaklı bir farkındalık, bireyin hem kendisine hem de çevresine duyduğu güveni artırarak daha sağlıklı ilişkiler kurmasına zemin hazırlar.

Kaynakça

Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the strange situation. Lawrence Erlbaum. Arı, F. A. (2021). Bilişsel şemalar ve bağlanma. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 11(4), 1823-1834. https://doi.org/10.30783/nevsosbilen.987946 Bartholomew, K. & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four- category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226-244. https://psycnet.apa.org/doi/10.1037/0022-3514.61.2.226 Bowlyb, J. (1973). Attachment and Loss: Seperation Anxiety and Anger. Hazan, C. & Shaver, P. R. (1994). Attachment as an organizational framework for research on close relationships. Psychological Inquiry, 5(1), 1-22. Kılıç, T. ve Kümbetlioğlu, M. (2016). Bağlanma stillerinin iletişim becerilerine etkisini araştırma. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 25(3), 381-396. Myers, D. G. (2021). Sosyal Psikoloji (S. Akfırat, Çev.). Nobel Yayınevi.

ayşe rana güngör
ayşe rana güngör
Ayşe Rana Güngör, psikoloji bölümünden yeni mezun olmuş genç bir psikologdur. Lisans hayatı boyunca dinamik ekol ve bilişsel davranışçı terapi ekolünü baz almış çeşitli özel kliniklerde staj yapmış ve mesleki alanda yeni deneyimler edinmiştir. Aynı zamanda lisans hayatı ve sonrasında araştırma yapmaya oldukça önem vermiş, nicel ve nitel araştırma metotlarında farklı çalışmalar yapmıştır. Araştırmalarında yer alan belirgin konular; stres, kaygı, dehb uyku, rüyalar ve bağlanma stilleridir. Güncelde ise özel bir eğitim kurumunda psikolog olarak mesleki hayatına devam etmektedir. Burada sınav kaygısı, stres ve motivasyon üzerine çalışmaktadır. Gelecek planları arasında ise klinik psikoloji yüksek lisans bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar