Bir anda kendimizi uzun ve ayrıntılı bir hayal dünyasının içinde bulabiliriz. Ders sırasında, bir kitap okurken ya da yalnız kaldığımızda zihnimiz fark etmeden başka bir yere kayar. Çoğu zaman hayal kurduğumuzu ancak zaman geçtikten sonra fark ederiz. Bu durum, yalnızca dikkatin dağılmasıyla açıklanabilir mi, yoksa daha derin bir bilişsel sürece mi işaret eder? Bu noktada karşımıza çıkan kavram metakognisyondur: bireyin kendi düşünce süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri düzenleyebilme kapasitesi.
Bu yazı, metakognisyon kavramını tanıtarak maladaptif hayal kurma ile olan ilişkisini incelemeyi ve zihinsel farkındalığın psikolojik işlevsellik açısından neden önemli olduğunu tartışmayı amaçlamaktadır.
Metakognisyon Nedir?
Metakognisyon, en genel tanımıyla, bireyin kendi bilişsel süreçleri hakkında bilgi sahibi olması ve bu süreçleri izleyip düzenleyebilmesidir. Kavram ilk olarak Flavell (1979) tarafından ortaya atılmış ve “düşünme üzerine düşünme” olarak tanımlanmıştır. Ancak metakognisyon yalnızca düşünceler hakkında bilgi sahibi olmakla sınırlı değildir; aynı zamanda dikkat, hafıza, problem çözme ve öğrenme süreçlerinin bilinçli biçimde kontrol edilmesini de kapsar.
Günlük hayatta metakognisyon, “Şu an dikkatimi veremiyorum”, “Bu şekilde çalışmak bana verimli gelmiyor” ya da “Bu düşünce beni zorlamaya başladı” gibi içsel farkındalık anlarında kendini gösterir. Başka bir deyişle, metakognisyon zihnin izleme ve düzenleme mekanizmasıdır.
Maladaptif Hayal Kurma: Hayalden Kaçışa
Hayal kurmak, insan zihninin doğal ve çoğu zaman işlevsel bir etkinliğidir. Yaratıcılığı destekler, problem çözmeye katkı sağlar ve duygusal rahatlama sunabilir. Ancak bazı durumlarda hayal kurma, bireyin günlük işlevselliğini bozacak kadar yoğun ve kontrolsüz bir hâl alabilir. Bu durum literatürde maladaptif hayal kurma olarak adlandırılmaktadır.
Somer (2002), maladaptif hayal kurmayı, kişinin uzun süreli, ayrıntılı ve tekrarlayıcı hayal dünyalarına dalması ve bunun akademik, sosyal ya da kişisel işlevselliği olumsuz etkilemesiyle karakterize edilen bir durum olarak tanımlar. Bu hayaller genellikle güçlü duygusal içerik taşır ve kişi çoğu zaman hayal kurmayı sonlandırmakta zorlanır.
Önemli bir nokta, maladaptif hayal kurmanın bir tanı olmaktan ziyade, psikolojik bir örüntü olarak ele alınmasıdır. Ancak yine de bireyin zaman algısını, dikkatini ve gerçeklikle bağını zayıflatabilmektedir (Somer et al., 2016).
Metakognisyon İle Maladaptif Hayal Kurma Arasındaki Bağlantı
Maladaptif hayal kurmanın temel özelliklerinden biri, kontrol kaybıdır. Bu kontrol kaybı, yalnızca hayalin içeriğiyle değil, hayal kurma sürecinin fark edilip edilmemesiyle de ilişkilidir. İşte bu noktada metakognisyon devreye girer.
Metakognitif farkındalığın düşük olduğu durumlarda birey:
-
Hayal kurmanın ne zaman başladığını fark edemeyebilir,
-
Zihinsel süreçlerini izleyemez,
-
“Şu an ne yapıyorum?” sorusunu sormakta gecikebilir.
Bu da hayal kurmanın otomatikleşmesine ve uzamasına yol açar. Wells ve Matthews’a (1994) göre, bireyin dikkatini ve düşüncelerini izleyememesi, tekrarlayıcı zihinsel etkinliklerin (örneğin ruminasyon ya da aşırı hayal kurma) sürmesini kolaylaştırır. Başka bir ifadeyle, metakognisyonun zayıflaması, zihnin “otomatik pilotta” çalışmasına neden olabilir.
Farkındalık Bir İlk Adım mı?
Metakognisyon, hayal kurmayı tamamen ortadan kaldırmayı amaçlamaz. Aksine, ne zaman ve ne kadar hayal kurduğumuzun farkında olmayı sağlar. Bu farkındalık, bireyin zihinsel süreçleriyle daha sağlıklı bir ilişki kurmasının ilk adımı olarak görülebilir.
Kişi hayal kurduğunu fark ettiğinde şu soruları sorabilir:
-
Bu şu an bana iyi geliyor mu?
-
Yapmam gereken bir şeyden mi kaçıyorum?
-
Dikkatimi geri getirebilir miyim?
Bu tür sorular, zihinsel düzenleme becerisini güçlendirir ve bireyin düşünceler üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasına yardımcı olur. Metakognitif farkındalık arttıkça, hayal kurma ile gerçeklik arasındaki sınır daha net çizilebilir.
Sonuç
Hayal kurmak insan zihninin doğal bir parçasıdır ve başlı başına bir sorun değildir. Sorun, hayal kurmanın bireyin farkındalığı dışında gerçekleşmesi ve zihinsel kontrolün kaybolmasıyla ortaya çıkar. Metakognisyon, bu noktada zihnin direksiyonunu yeniden ele almayı mümkün kılan temel bir beceridir.
Metakognitif farkındalık geliştikçe, birey yalnızca ne düşündüğünü değil, nasıl düşündüğünü de fark etmeye başlar. Bu da maladaptif hayal kurma gibi zihinsel örüntüleri anlamada ve yönetmede önemli bir adım olabilir.
Kaynakça
Flavell, J. H. (1979). Metacognition and cognitive monitoring: A new area of cognitive–developmental inquiry. American Psychologist, 34(10), 906–911. https://doi.org/10.1037/0003-066X.34.10.906 Somer, E. (2002). Maladaptive daydreaming: A qualitative inquiry. Journal of Contemporary Psychotherapy, 32(2–3), 197–212. https://doi.org/10.1023/A:1020597026919 Somer, E., Lehrfeld, J., Bigelsen, J., & Jopp, D. S. (2016). Development and validation of the Maladaptive Daydreaming Scale (MDS). Consciousness and Cognition, 39, 77–91. https://doi.org/10.1016/j.concog.2015.12.001 Wells, A., & Matthews, G. (1994). Attention and emotion: A clinical perspective. Lawrence Erlbaum Associates.


