Giriş
Üniversite yılları bireyin gelişimsel sürecinde önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Bu dönem yalnızca akademik bilgi ve mesleki becerilerin kazanıldığı bir süreç değil, aynı zamanda kimlik gelişiminin, özerklik kazanımının ve yaşam amaçlarının şekillendiği kritik bir evredir. Genç yetişkinlik dönemine karşılık gelen üniversite yıllarında bireyler; aileden ayrılma, yeni sosyal çevrelere uyum sağlama, ekonomik sorumluluk üstlenme ve kariyer planlama gibi çok boyutlu görevlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu gelişimsel görevler çoğu zaman yoğun stres faktörleriyle birlikte ortaya çıkmaktadır. Akademik performans baskısı, sınav kaygısı, gelecek belirsizliği, iş bulma kaygısı ve sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler öğrencilerin psikolojik iyi oluşunu doğrudan etkileyebilmektedir.
Akademik Süreçte Psikolojik Esneklik
Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını açıklamada iki önemli kavram öne çıkmaktadır: psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu. Psikolojik sağlamlık, bireyin risk ve stres durumlarına rağmen uyum sağlayabilme, işlevselliğini sürdürebilme ve olumsuz yaşantılardan sonra toparlanabilme kapasitesi olarak tanımlanmaktadır (Masten, 2001). Bu kavram yalnızca travmatik olaylar sonrasında değil, günlük yaşam stresleri karşısında da bireyin esneklik gösterebilmesini ifade etmektedir. Luthar, Cicchetti ve Becker (2000) psikolojik sağlamlığı statik bir özellikten ziyade dinamik ve gelişimsel bir süreç olarak ele almakta ve bireysel, ailesel ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle şekillendiğini vurgulamaktadır. Connor ve Davidson (2003) tarafından geliştirilen Connor–Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, kavramın ölçülebilir hale gelmesine katkı sağlamış ve üniversite öğrencileri üzerinde yapılan çok sayıda araştırmada kullanılmıştır.
Yaşam doyumu ise öznel iyi oluşun bilişsel bileşeni olarak tanımlanmakta ve bireyin yaşamını genel olarak değerlendirmesine dayanmaktadır (Diener vd., 1985). Diener (2000), yaşam doyumunun bireyin kendi belirlediği ölçütler doğrultusunda yaşam kalitesine ilişkin yaptığı genel yargıyı ifade ettiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme, anlık duygusal durumdan ziyade daha geniş ve görece istikrarlı bir bilişsel değerlendirmeyi içermektedir. Pozitif psikoloji yaklaşımı çerçevesinde yaşam doyumu; mutluluk, iyimserlik, anlam duygusu ve psikolojik iyi oluş ile yakından ilişkilidir (Seligman, 2011). Üniversite öğrencileri açısından yaşam doyumu, akademik başarıdan sosyal ilişkilere kadar birçok alanda işlevselliği etkileyen önemli bir göstergedir.
Stres Faktörleri ve Koruyucu Mekanizmalar
Üniversite ortamı bireyler için hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır. Yeni deneyimler, sosyal ağların genişlemesi ve kişisel gelişim fırsatları öğrencilerin psikolojik kaynaklarını güçlendirebilirken; başarısızlık deneyimleri, yalnızlık, sosyal destek eksikliği ve ekonomik zorluklar ise kırılganlığı artırabilmektedir. Bu noktada psikolojik sağlamlık, öğrencilerin stresli yaşantıları nasıl anlamlandırdıklarını ve bu yaşantılara nasıl tepki verdiklerini belirleyen önemli bir koruyucu faktör olarak değerlendirilmektedir. Psikolojik sağlamlığı yüksek bireylerin problem odaklı başa çıkma stratejilerini daha sık kullandıkları, bilişsel yeniden yapılandırma becerilerinin daha gelişmiş olduğu ve duygusal düzenleme kapasitesinin daha güçlü olduğu bildirilmektedir (Tugade ve Fredrickson, 2004). Bu özellikler, öğrencilerin yaşam olaylarını daha dengeli değerlendirmelerine ve olumsuz deneyimlerden daha hızlı toparlanmalarına olanak tanımaktadır.
Kuramsal açıdan bakıldığında, Fredrickson (2001) tarafından ortaya konan genişlet ve inşa et kuramı psikolojik sağlamlık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi açıklamada önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu kurama göre pozitif duygular bireyin düşünce ve davranış repertuarını genişletmekte ve zamanla sosyal, bilişsel ve psikolojik kaynakların inşa edilmesine katkı sağlamaktadır. Pozitif duyguların birikimli etkisi, bireyin uzun vadede daha dayanıklı ve esnek hale gelmesine yardımcı olmaktadır. Cohn ve arkadaşları (2009), pozitif duyguların zaman içinde psikolojik sağlamlığı artırdığını ve bunun da yaşam doyumuna katkı sağladığını göstermiştir. Bu bulgular, psikolojik sağlamlığın yaşam doyumunu destekleyen temel bir mekanizma olabileceğini düşündürmektedir.
Sosyal Çevre ve Müdahale Programları
Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalar, psikolojik sağlamlık ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır. Psikolojik sağlamlığı yüksek öğrencilerin akademik başarısızlıkları kişisel yetersizlik olarak değerlendirmek yerine geçici ve değiştirilebilir durumlar olarak yorumladıkları belirtilmektedir. Bu bilişsel çerçeve, öğrencilerin umutsuzluk geliştirmesini engelleyerek yaşam doyumunu koruyucu bir rol üstlenmektedir. Snyder’ın (2002) umut kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, hedefe ulaşma yollarını üretebilme ve motivasyonu sürdürebilme kapasitesi, psikolojik sağlamlık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide önemli bir ara değişken olarak görülebilir.
Ayrıca sosyal destek algısının hem psikolojik sağlamlık hem de yaşam doyumu ile pozitif yönde ilişkili olduğu bildirilmektedir (Suldo ve Huebner, 2006). Sosyal destek, bireyin stresli durumlarla başa çıkmasında tampon görevi görmekte ve psikolojik kaynakların güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Üniversite ortamında akran ilişkileri, akademik danışman desteği ve aile bağları öğrencilerin dayanıklılık düzeyini artıran önemli unsurlar arasında yer almaktadır.
Müdahale çalışmaları incelendiğinde, bilişsel-davranışçı temelli programların ve psikoeğitim uygulamalarının psikolojik sağlamlığı artırdığı ve buna paralel olarak yaşam doyumunda artış sağladığı görülmektedir (Reivich ve Shatté, 2002). Stres yönetimi eğitimleri, duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi ve problem çözme stratejilerinin öğretilmesi üniversite öğrencilerinin uyum süreçlerini kolaylaştırmaktadır. Bu tür önleyici ve güçlendirici çalışmalar, yalnızca psikopatolojiyi azaltmakla kalmayıp aynı zamanda öğrencilerin öznel iyi oluş düzeylerini artırmaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak literatür, üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile yaşam doyumu arasında güçlü ve pozitif bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Psikolojik sağlamlık, öğrencilerin stresli yaşam olaylarını daha işlevsel biçimde değerlendirmelerine ve duygusal dengelerini korumalarına yardımcı olarak yaşam doyumlarını artırmaktadır. Bu nedenle üniversite düzeyinde yürütülecek psikolojik danışmanlık hizmetlerinde psikolojik sağlamlığı güçlendirmeye yönelik programlara öncelik verilmesi önerilmektedir. Gelecek araştırmalarda boylamsal tasarımların kullanılması ve kültürel değişkenlerin rolünün incelenmesi, bu ilişkinin daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Kaynakça
Cohn, M. A., Fredrickson, B. L., Brown, S. L., Mikels, J. A., & Conway, A. M. (2009). Happiness unpacked: Positive emotions increase life satisfaction by building resilience. Emotion, 9(3), 361–368.
Connor, K. M., & Davidson, J. R. T. (2003). Development of a new resilience scale: The Connor–Davidson Resilience Scale (CD-RISC). Depression and Anxiety, 18(2), 76–82.
Diener, E. (2000). Subjective well-being: The science of happiness and a proposal for a national index. American Psychologist, 55(1), 34–43.
Diener, E., Emmons, R. A., Larsen, R. J., & Griffin, S. (1985). The Satisfaction With Life Scale. Journal of Personality Assessment, 49(1), 71–75.
Fredrickson, B. L. (2001). The role of positive emotions in positive psychology: The broaden-and-build theory of positive emotions. American Psychologist, 56(3), 218–226.
Luthar, S. S., Cicchetti, D., & Becker, B. (2000). The construct of resilience: A critical evaluation and guidelines for future work. Child Development, 71(3), 543–562.
Masten, A. S. (2001). Ordinary magic: Resilience processes in development. American Psychologist, 56(3), 227–238.
Reivich, K., & Shatté, A. (2002). The resilience factor. Broadway Books.
Seligman, M. E. P. (2011). Flourish. Free Press.
Snyder, C. R. (2002). Hope theory: Rainbows in the mind. Psychological Inquiry, 13(4), 249–275.
Suldo, S. M., & Huebner, E. S. (2006). Is extremely high life satisfaction during adolescence advantageous? Social Indicators Research, 78(2), 179–203.
Tugade, M. M., & Fredrickson, B. L. (2004). Resilient individuals use positive emotions to bounce back from negative emotional experiences. Journal of Personality and Social Psychology, 86(2), 320–333.


