Salı, Nisan 7, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sosyal Medyada Sergilenen Çocukluk: Sharenting

“Sharenting” Nedir?

Teknolojinin ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması ile birlikte, bireyler günlük yaşamlarını da medyaya yansıtmaya başlamışlardır. Bu yaygınlaşma, ebeveynlere de yansımış ve literatürde “Sharenting” olarak adlandırılan bir olgu ortaya çıkmıştır. Sharenting kavramı, İngilizce “share” (paylaşmak) ve “parenting” (ebeveynlik) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır.

Sharenting, ebeveynlerin çocuklarına ait fotoğraf, video, kişisel bilgiler veya günlük yaşam anlarını sosyal medya platformlarında paylaşmaları anlamına gelmektedir. Burada kritik nokta; gizlilik, haklar ve etik olgusuna değinilmeden paylaşımlar yapılmasıdır.

Günümüzde birçok ebeveyn çocuklarının ilk adımını, ilk konuşmaya başladığı anları, çocuklarının doğum günlerini, okul başarılarını vb. gibi günlük yaşamlarına ait çeşitli anıları sosyal medyada paylaşmaktadır. Bu paylaşımlar çoğu zaman sevinçli, mutlu, gururlu ve heyecanlı anların başkalarıyla paylaşılması olarak görülse de söz konusu içerikler çocukların dijital kimliğinin oluşmasına katkıda bulunmakta ve çocuklar için dijital bir ayak izi oluşturmaktadır.

Sharenting Kavramının Literatürdeki Yeri

“Sharenting” kavramı akademik literatürde özellikle son 15 yılda dikkat çeken bir araştırma konusu haline gelmiştir. Kavrama ilişkin ilk çalışmalar 2012 yılında başlamıştır ve ilk akademik çalışma 2015 yılında yapılmıştır. Türkiye’de ise kavramla ilgili ilk çalışma 2016 yılında yapılmıştır. İlk çalışmalar daha çok ebeveynlerin paylaşım motivasyonlarını anlamaya odaklanırken, zamanla bu paylaşımların çocuk mahremiyeti ve güvenliği üzerindeki etkileri üzerinde de araştırmalar yapılmıştır.

Sharenting Davranışının Nedenleri Nelerdir?

  • Sosyal destek ve iletişim ihtiyacı

  • Beğeni arayışı

  • Sosyal medyada takipçi toplamak

  • Maddi kazanç sağlamak

  • Ebeveynlik stresiyle baş etmek

  • Ebeveynlik sorunlarına yönelik çözümler bulmak

  • Diğer ebeveynlere tavsiyeler vermek

  • Çocuk üzerinden ebeveynlik kimliğini medyaya sergilemek

  • Anıları kayıt altına almak ve dijital bir hatıra arşivi oluşturmak

Sharenting ve Çocuk Mahremiyeti

Sharenting ile ilgili en önemli tartışma konularından birisi de çocuk mahremiyetidir. Çocuklara ait fotoğraflar, videolar veya kişisel bilgiler sosyal medyada paylaşıldığında bu içerikler geniş kitlelere ulaşılabilmektedir. Bu durum, çocukların henüz kendi mahremiyetleri hakkında karar verme yetisine sahip olmadıkları bir dönemde dijital ortamda görünür hale gelmelerine yol açmaktadır. Çocukların ilerleyen yaşlarda bu paylaşımları rahatsız edici veya utandırıcı bulma ihtimali de bulunmaktadır. Bu yüzden paylaşım yaparken çocukların rızası alınmalı, yüzlerinin açıkça görünmediği paylaşımlar tercih edilmeli ve çocuğun kişisel bilgileri paylaşılmamalıdır.

Sharenting Davranışının Oluşturduğu Sorunlar

Sosyal medyada paylaşılan her türlü içerik; istismar, siber zorbalık, kişisel bilgilerin ve fotoğrafların kötüye kullanımı, görüntülerin cinsel içerikli ağlara servis edilmesi ve pedofili içerikli ağlar gibi risklere neden olabilmektedir. Çocukların isimleri, yaşları, bulundukları yerler veya günlük rutinlerinin paylaşılması, internet ortamında ve kötü niyetli kişiler tarafından kullanılabilecek veriler ortaya çıkarabilir. Bu paylaşımlar, çocukların daha erken yaşlardan itibaren bir dijital ayak izi oluşturmalarına neden olur. Bu dijital ayak izi, daha sonraki yıllarda çocukların sosyal yaşamlarını, eğitim hayatlarını veya iş hayatlarını olumsuz olarak etkileyebilir.

Sharenting davranışının çocukların psikolojik gelişimleri üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili sürekli paylaşım yapması, çocukların kendilerini gözlem altında hissetmelerine neden olabilir. Çocuk büyüdükçe ve çevresi genişledikçe, kendisi hakkında yapılan paylaşımlar sebebiyle rahatsızlık ve utanç hissedebilir. Ayrıca bu paylaşımlar sebebiyle akran zorbalığına ve siber zorbalığa da uğrayabilir.

Son olarak Sharenting davranışı, ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Çocuklar belirli bir yaşa geldiklerinde mahremiyetleri konusunda daha fazla söz sahibi olmak isterler. Eğer ebeveynler çocuklarının mahremiyetlerini önemsemeden ve çocuklarının sınırlarını dikkate almadan paylaşımlar yapmaya devam ederlerse, çocuklarda ebeveynlerine karşı bir güvensizlik duygusu gelişebilir. Bu durum aile içi iletişimi ve ilişkiyi olumsuz etkileyebilir. Çocukların kendilerine ait görüntülerinin izinsiz paylaşılması, onların kendilerini anlaşılmamış ve değersiz hissetmelerine neden olabilir.

Sharenting İle İlgili Yasal Düzenlemeler

Sharenting hakkındaki en temel hukuki yaptırımlardan birisi Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’dir. Bu sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir. Sözleşmenin 16, 18 ve 19. Maddeleri, çocukların özel yaşamına aykırı müdahalelerin engellenmesi gerektiği ile ilgilidir. Türk Medeni Kanunu’nun 28. Maddesinde çocuğun ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini elde ettiği belirtilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 134, 135 ve 136. Maddelerine göre kişinin özel hayatına ilişkin görüntü ya da seslerin yasal olmayan şekilde paylaşılması ve ifşa edilmesi ile kişinin özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği ve bunun hukuki bir yaptırımla sonuçlanacağı belirtilmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 5 ve 8. Maddelerinde kişisel verilerin kişinin rızası olmadan paylaşılamayacağı ve işlenemeyeceği belirtilmiştir.

Sonuç ve Öneriler

Sharenting davranışı her ne kadar ebeveynlerin mutluluklarını, heyecanlarını ve deneyimlerini paylaşmak amacıyla yapılsa da, bu durum çocukların mahremiyeti ve güvenliği hakkında bazı riskler oluşturabilir. Bu paylaşımlarla çocukların mahremiyeti zedelenmekte, dijital ortamlarda görünür hale gelmekte ve dijital ayak izi oluşturulmaktadır. Bu nedenle ebeveynlerin sosyal medya kullanımı konusunda daha bilinçli davranmaları gerekmektedir. Çocuklara ait içerikler paylaşılırken çocuk mahremiyeti dikkate alınmalı, utandırıcı veya özel anlar paylaşılmamalı ve mümkün olduğunca kişisel bilgilerin paylaşımı sınırlandırılmalıdır. Ayrıca çocuklar büyüdükçe paylaşım konusunda onların rızalarını ve görüşlerini almak da önemli bir yaklaşım olacaktır.

ayşe kalkan
ayşe kalkan
Ayşe Kalkan, Başkent Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Klinik Psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedeflemekte olup Yeme Bozuklukları, Kişilik Bozuklukları ve Sosyal Psikoloji alanına ilgi duymaktadır. Akademik gelişimini desteklemek amacıyla lisans eğitimine devam ederken Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Evlilik ve Çift Terapisi gibi çeşitli eğitimlere katılmış; hâlen çeşitli seminerlere ve gönüllü staj programlarına katılmaya devam etmektedir. Kendini mesleki alanda geliştirmeyi, uzmanlaşmayı ve 20 yaşında başladığı bu yolculukta psikoloji alanında yazacağı yazılarla geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar