Çarşamba, Aralık 3, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kış Depresyonu: Mevsim Değişir, Ruhum Neden Değişiyor?

Havalar soğumaya başladıkça sanki sadece doğa değil, içimizde bir şeyler de yavaşlıyor. Günler kısalıyor, güneş yüzünü daha az gösteriyor ve fark etmeden biz de biraz daha durgun, biraz daha isteksiz hâle geliyoruz. Sabah kalkmak zorlaşıyor, dışarı çıkmak eskisi kadar cazip gelmiyor ve enerji sanki gelen soğuk havalar ile birlikte biraz daha azalıyor.

Bazı dönemlerde bunun geçici bir ruh hâli olduğunu düşünebiliyoruz. Bazen de hissettiğimiz şey bunun çok daha ötesine geçebiliyor. İç dünyamızda çökkünlük, yorgunluk, uyku artışı ya da motivasyon kaybı belirginleştiğinde, aslında mevsimin bize fısıldadığı bir değişimle karşı karşıya oluyoruz. İşte tam burada, uzun süredir araştırılan bir kavram devreye giriyor: kış depresyonu.

Kış Depresyonu Nedir?

Kış depresyonu, ciddi bir depresyon türü olan mevsimsel duygu durum bozukluğu (MDA)ʼnın bir diğer adıdır. Bu depresyon türü genellikle gün ışığının daha az olduğu kış aylarında ortaya çıkar. Daha uzun geceler insanların karamsarlığını artırır ve bu da şiddetli depresyona, uyku bozukluklarına, anksiyeteye ve konsantrasyon güçlüğüne yol açabilir. Bu faktörler aynı zamanda insanların risk alma eğilimlerini de etkiler (Lu ve Chou, 2012). İnsanların riskten kaçınma eğilimi bu dönemlerde daha şiddetli hale gelmektedir (Garrett ve ark., 2005).

MDAʼnın etkisi sonbaharın ilk günü olan 21 Eylülʼde başlar ve kışın son günü olan 21 Martʼa kadar azalır. İsveç ve Avustralya gibi yüksek enlemlere sahip ülkelerde etki daha belirgindir.

Kış Depresyonu Neden Olur?

Kış depresyonunun ortaya çıkışında tek bir neden yoktur; bunun yerine biyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etken birlikte rol oynar. Sonbahar ve kış aylarında güneş ışığının belirgin şekilde azalması, bu durumun en önemli tetikleyicisidir. Gün ışığının azalması, beynin biyolojik ritmini bozar ve vücudun enerji dengesi ile duygudurum düzenlemesini etkileyen bazı hormonların değişmesine yol açar.

Bu dönemde melatonin hormonu karanlığa bağlı olarak daha fazla salgılanır. Melatonin artışı kişide aşırı uyku hâli, halsizlik ve yavaşlamaya neden olur. Aynı zamanda serotonin düzeylerinin düşmesi, kişinin ruh hâlinin daha karamsar ve isteksiz olmasına katkıda bulunur.

Kış aylarında günlerin kısa, gecelerin uzun olması ve havanın kapalı olması bu hormon dengelerini daha da belirgin şekilde etkiler. Bunun yanında bazı bireylerde genetik yatkınlık, stres düzeyi ya da biyokimyasal hassasiyetler bu durumu daha görünür hâle getirebilir.

Doğadaki değişimlerin psikolojik etkileri de önemlidir. Sonbaharla birlikte yaprakların dökülmesi, havanın grileşmesi ve doğanın yavaşlaması bazı kişilerde bilinçdışı olarak bir durgunluk ve çökkünlük hissi tetikleyebilir. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde kış aylarında depresif belirtilerin ortaya çıkması daha olası hâle gelir.

Kış Depresyonu Belirtileri

  • Ümitsizlik

  • İsteksizlik

  • Kendini değersiz hissetme

  • Suçluluk duygusu

  • Uyku bozukluğu

  • Enerji kaybı, çabuk yorulma

  • İştah eksikliği, iştahın azalması veya artması

  • Sinirlilik, karamsarlık

  • Anksiyete

  • Konsantrasyon bozukluğu

Baş Etme Yolları

Kış depresyonu zorlayıcı hissettirse de küçük adımlarla bu süreci hafifletmek mümkün. Öncelikle gün içinde mümkün olduğunca gün ışığına çıkmak, perdeleri açıp eve daha fazla doğal ışık almak ve açık havada kısa yürüyüşler yapmak bile hisleri hızlıca değiştirebilir. Bu nedenle en kritik faktörlerden biri ışık yetersizliği ile baş etmektir.

Düzenli hareket, bedenin enerji dengesini toparlayan en güçlü desteklerden biridir. Yoğun egzersiz yapmak şart değil; hafif tempolu yürüyüş, yoga ya da evde kısa rutinler bile iyi gelir. Ayrıca günlük rutine keyif katan küçük şeyler eklemek; sevdiğin bir hobiye zaman ayırmak, sıcak bir ortam oluşturmak, sevdiğin kokuları kullanmak, ortamı renklendirmek ruh hâlini beklenenden çok daha fazla destekler.

Sosyal çevreden uzaklaşmamak, arkadaşlarla buluşmak ya da sevilen kişilerle teması sürdürmek de duygusal yükü hafifletir. Belirtiler daha yoğunlaştığında ise bir uzmana başvurmak, süreci tek başına taşımamak her zaman en sağlıklı adımdır.

Kış depresyonu, aslında insan biyolojisi ile çevresel koşulların nasıl iç içe geçtiğini bize en net gösteren örneklerden biri. Işığın azalmasıyla değişen hormonlar, yavaşlayan ritim ve buna eşlik eden duygusal dalgalanmalar… Bunların hiçbiri zayıflık değildir. Aksine bedenimizin çevreye verdiği doğal tepkiler.

Kendimizi anlamaya başladığımızda, yaşadığımız her duygunun bir sebebi olduğunu görmek rahatlatıcı bir süreç hâline geliyor. Bu yüzden kış aylarında yaşanan iniş çıkışları kişisel bir sorun olarak değil, biyolojik ve psikolojik bir döngünün parçası olarak ele almak çok şey değiştiriyor.

Ve belki de en kıymetlisi, bu sürecin yönetilebilir olduğunu bilmektir. Doğru destek, küçük alışkanlıklar ve ihtiyaç duyduğumuzda yardım istemek; tüm bu karanlık günlerin içinde kendimize açtığımız ışık oluyor. Kış ne kadar uzun gelirse gelsin, insan zihni adapte olur, iyileşir ve yeniden güçlenir. Bu da bize şunu hatırlatır: Her mevsimin ruhumuzda bıraktığı iz farklı olsa da, toparlanma kapasitemiz sandığımızdan çok daha yüksektir.

Kaynakça

Ergün, Z. C. (2024). Seasonal Affective Disorder (SAD) on Borsa Istanbul. Bulletin of Economic Theory and Analysis, 9(1), 71–88.
Ekinci, M., Okanlı, A., & Gözuağca, D. (2005). Mevsimsel depresyonlar ve baş etme yolları. Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 8(1), 108–112.

Fulya Aleyna Değer
Fulya Aleyna Değer
Fulya Aleyna Değer, Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisidir. Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Oyun Terapisi ve Mindfulness eğitimlerini tamamlamıştır. Klinik psikoloji alanına özel ilgi duymaktadır. Eğitim sürecinde çocuk, ergen ve yetişkinlerle çeşitli kliniklerde ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde staj yapmıştır. Halen Çapa Tıp Fakültesi ile çocuklara yönelik hizmet veren bir klinikte stajına devam etmektedir. İnsan zihninin işleyişini ve davranışların altında yatan dinamikleri anlamaya yönelik merakı, mesleki yolculuğunun merkezinde yer almaktadır. Gelecekte klinik alanda uzmanlaşmayı hedeflemekte, mesleki gelişimine katkı sağlamak amacıyla düzenli olarak seminer ve atölyelere katılmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar