Cumartesi, Aralık 13, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Duygusal Donma: Beynin Aşırı Yüklenmeye Verdiği Sessiz Tepki

Duygusal Donma Nedir?

Duygusal donma, kişinin yoğun stres, tehdit veya travma karşısında duygularını geçici olarak hissedememesi, tepkisizleşmesi ve içsel olarak “kopmuş” hissetmesidir. Duygusal olarak zorlayıcı durumlarda, tehlikeyle savaşamadığında veya kaçamadığında panik tepkisini tetikler ve stres faktörü karşısında kişiyi uyuşturur veya hareketsiz hâle getirir. Bulunan ortamdan kopmuş gibi hissedilir. Bu durum derealizasyon ile açıklanabilir.

Ayrıca sadece ortamdan değil, kişi kendine karşı da bir yabancılaşma hissedebilir. Duygular o an gerçek dışı gibi hissedilebilir ve birey “Kendime ait değilmişim gibi”, “robot gibiyim”, “içim boş” ifadelerini sıklıkla kullanabilir. Aslında bu bir savunma mekanizması olarak kullanılır. Hissedilen tehlikeden kurtulmak amaçlanır.

Beyinde amigdala (tehdit algılama merkezi) tehlikeyi algılar ama savaş/kaç komutunu veremez, bu yüzden duygular işlevsiz hâle gelir. Aynı zamanda prefrontal korteks (mantıksal karar verme mekanizması) aşırı stres altında işlevsiz hâle gelir. Bu yüzden kişi aslında olan duygusal yoğunluğun fazlalığından kendini kopuk, dalgın hisseder.

Duygusal Donma Neden Olur?

Duygusal donma, beynin aşırı tehdit, yoğun stres veya işlenemeyen duygusal yük karşısında kendini korumak için geliştirdiği otomatik bir savunma tepkisidir. Bu tepki, hem nörobiyolojik hem de psikolojik birçok faktörün birleşiminden oluşur.

Çocukluk dönemi duygusal donma tepkisini etkileyebilecek önemli bir dönemdir. Eğer çocuk duygusal ihmal ve eleştirel ortamın olduğu bir ailede büyümüşse, duygularını ifade etme becerisi yeterince gelişmemiş olabilir hatta bunun tehlikeli olduğunu öğrenmiş olabilir. Bu ortam çocuğun bağlanma stilini, hayata olan bakış açısını etkiler ve problemlerle mücadele etmesini zorlaştırır. Bu sayede kendini korumak için duygusal donma bir savunma mekanizması hâline gelir.

Duygusal donma, ailedeki duygusal güven eksikliğinin bir ürününe dönüşür. Sadece çocukluk değil, diğer zamanlarda yaşanılan şiddet, istismar, ani kayıplar gibi travmatik deneyimler de bu tepkiyi etkiler. Beyin yaşanan durumun ağırlığını kaldırmadığında olduğundan farklı tepkiler üretmeye başlayabilir. Travmatik bir olay sırasında birey, yaşadığı duygusal yoğunluğun ruhsal bütünlüğünü tehdit edeceğine dair bir algı geliştirebilir.

Duygusal donma depresyonda da çok sık görülen bir durumdur. Depresyon dopamini olumsuz yönde etkiler ve birey neşeyi, üzüntüyü ve heyecanı hissetmekte zorlanır. Bu durum tam olarak donma tepkisini açıklamakta yetersiz olsa bile önemli bir görüş sağlar.

Romantik ilişkilerde stres tepkileri yoğun olabilir. Duygusal belirsizliğin olduğu bir ilişkide birey tutarsızlığı hisseder. Bir gün sevgi dolu diğer gün uzak davranılması iletişimi tahmin edilemez kılar ve sinir sistemini tetikte tutar. Davila & Kashy (2009), romantik ilişkilerde tutarsız partner davranışlarının, özellikle kaygılı veya kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerde donmayı artırdığını göstermiştir.

Eğer partner duygu konuşmaktan kaçıyorsa ve çatışma anında sıklıkla duvar örüyorsa sağlıklı bir iletişim sağlanamaz. Birey zamanla duygularını ifade etmenin karşılık bulmadığını öğrenir ve sinir sistemi kendini kapatır. Ayrıca aşırı kıskançlık, aşağılamak gibi manipülatif davranışlar tehdit algısını aktive eder. Kişi bu davranışlarla mücadele edemeyebilir ve donma tepkisi başlar.

Sadece romantik değil, arkadaşlık ilişkileri de duygusal donmayı etkiler. Güven kırılması, aşağılanma, dışlanma, tek taraflı ilişkiler gibi duygusal yoğunluğu olan durumlar kişiyi stres altında hissettirir ve duygusal donma tepkisini etkiler.

Duygusal Donmanın Uzun Vadeli Etkileri Nelerdir?

Duygusal donma fark edilmezse, kişinin duygusal işleme kapasitesi zayıflayabilir ve bu durum uzun vadeli psikolojik zorlantılara yol açabilir. Kişinin hayatını hem psikolojik hem fiziksel hem de sosyal olarak etkileyebilir.

Duygusal donma yabancılaşma hissini artırarak “Hayatı dışarıdan izliyormuşum” hissi oluşturur ve bu da kronik dissosiyasyon oluşturabilir. Yukarıda belirtildiği gibi duygusal donma, travmanın belirtisidir. Bununla birlikte, kabuslar, aşırı irkilme, sosyal çevrede sorunlar, içe kapanma gibi belirtileri de ağırlaştırabilir.

Özellikle majör depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu görülebilir. Kişinin duygularını düzenleme becerisini derinden etkiler ve duyguları tanımak, ayrıştırmak, yönetmek zorlaşır. Zamanla duygusal dalgalanmalar artabilir. Kişinin hem iç huzurunu hem de ilişkilerindeki huzurunu derinden etkiler.

Örneğin partnerle bağ zayıflar, yakınlık kurmak zorlaşır. Duyguları hissetmek tehdit gibi geldiğinde kişi sosyal ortamlardan çekilebilir. Duygusal donma kişinin kimliğini de derinden etkiler; ne istediğini bilemeyebilir, kendilik algısı bulanık hâle gelebilir.

Fiziksel belirtiler de ortaya çıkar: migren, mide sorunları, çarpıntı, kas gerginliği, uyuşma ve tükenmişlik sık görülen yansımalar arasındadır. Travma yaşayan kişilerde mide–bağırsak problemlerinin sık görülmesi de bu nedenledir; beden bastırılan duyguların yükünü taşır.

Sonuç olarak duygusal donma, beynin aşırı uyarılması karşısında devreye soktuğu karmaşık bir savunma mekanizmasıdır. Bu tepkiyi fark etmek, kişinin iç dünyasını anlamlandırabilmek ve yaşamına daha sağlıklı devam edebilmesi için çok önemlidir.

Uygun destek, güvenli ilişkiler ve duyguları yeniden tanımayı öğrenme süreci, bu “sessiz tepkiden” çıkışın mümkün olduğunu gösterir.

Kaynaklar

Anda, R. F., Felitti, V. J., Bremner, J. D., Walker, J. D., Whitfield, C., Perry, B. D., Dube, S. R., & Giles, W. H. (2006). The enduring effects of abuse and related adverse experiences in childhood. European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience, 256(3), 174–186.

Beblo, T., Fernando, S., Klocke, S., Griepenstroh, J., Aschenbrenner, S., & Driessen, M. (2012). Increased emotional reactivity in borderline personality disorder and emotional numbing in PTSD: An fMRI study. Journal of Psychiatry & Neuroscience, 37(3), 148–157.

Felmingham, K. L., Williams, L. M., & Bryant, R. A. (2012). Emotional processing and the amygdala: Modulation of emotional memories. Neuropsychopharmacology, 37(1), 22–33.

Herman, J. L. (2015). Trauma and recovery: The aftermath of violence—from domestic abuse to political terror. Basic Books.

Litz, B. T. (1992). Emotional numbing in combat-related post-traumatic stress disorder: A critical review of phenomenology and theory. Clinical Psychology Review, 12(4), 417–432.

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2019). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change (2nd ed.). Guilford Press.

Sierra, M., & Berrios, G. E. (1998). Depersonalization: Neurobiological perspectives. Biological Psychiatry, 44(9), 898–908.

Ece Uybaş
Ece Uybaş
Ece Uybaş, Maltepe Üniversitesi'nde İngilizce Psikoloji bölümünde öğrenim görmektedir. Sosyal psikoloji, klinik psikoloji, gelişim psikolojisi ve deneysel psikoloji alanlarına ilgi duymaktadır. Psikolojiye ek olarak, resim ve yazıyla ilgilenmekte ve sanatı bir ifade aracı olarak görmektedir. Ayrıca, çeşitli yardım kuruluşlarında aktif rol alarak topluma katkı sağlamaktadır. Akademik bilgisini derinleştirmeyi ve psikoloji alanında farkındalık yaratmayı hedeflemektedir. Bilimsel araştırmalara ve psikolojinin günlük yaşama etkilerine dair içerikler üretmeye önem vermektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar