Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Damlaya Damlaya Biriken Yaralar: Mikro-Travma Nedir? Küçük ama Tekrarlayan Yaraların Psikolojik Etkisi

“Damlaya damlaya göl olur” sözünü hepimiz duymuşuzdur. Genellikle olumlu bir birikimi anlatmak için kullanılır; küçük adımların zamanla büyük sonuçlar yaratabileceğini ifade eder. Peki aynı mantığın duygusal yaralar için de geçerli olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Örneğin oyun oynarken “Otur oturduğun yerde!” diye azarlanmak ya da üzüntünüzü paylaştığınızda “Bunda üzülecek ne var?” diye geçiştirilmek… İlk bakışta “küçük” görünen bu deneyimler zamanla içsel bir yük hâline gelebilir mi? “Hiçbir şey olmadı” sandığımız bu anlar, zihnimizde damlaya damlaya bir göl oluşturur mu? Bu yazıda, çoğu kişinin adını bilmediği ancak birçok insanın yaşamında iz bırakan mikro-travmalar üzerine odaklanacağız.

Mikro-Travma Nedir?

Mikro-travma, küçük ama tekrar eden incinmelerin zamanla birikerek insanı nasıl etkilediğini açıklamak için kullanılan bir kavramdır. Tekil ve büyük bir travma olayı gerektirmeyen; küçük, tekrarlayan, çoğu zaman fark edilmeyen ama zamanla birikerek kişinin ruhsal yapısını zedeleyen deneyimleri ifade eder (Vasile, 2024; Crastnopol, 2019). Bu yaklaşım, yalnızca fiziksel ya da aşırı olumsuz deneyimleri travma olarak kabul eden geleneksel anlayıştan farklıdır. Çünkü burada belirleyici olan deneyimin şiddeti değil; sıklığı, sürekliliği ve birikimselliğidir.

Bu tür deneyimler çoğu zaman:

  • “Abartılacak bir şey değil.”

  • “Normal.”

  • “Herkesin başına gelir.”

gibi ifadelerle görünmez hâle getirilebilir. Ancak yıllar içinde biriken bu incinmeler; bireyin düşünce tarzını, duygusal durumunu ve davranışlarını etkileyebilir. Büyük travmalar kadar dramatik olmasa da içsel dengeyi bozabilir ve yaşam kalitesini azaltabilir (Vasile, 2024).

Travma alanındaki çalışmalar, özellikle van der Kolk’un (2014) vurguladığı gibi, travmanın yalnızca büyük ve dramatik olaylardan ibaret olmadığını; tekrar eden stres deneyimlerinin de sinir sistemi üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini göstermektedir. Klinik açıdan bakıldığında mikro-travmalar, sinir sisteminin kronik olarak tetikte kalmasına, duygusal güvenlik hissinin zayıflamasına ve yetişkinlikte ilişkileri ile benlik algısını şekillendiren örüntülere dönüşebilir.

Mikro-Travmalar Hangi Alanlarda Ortaya Çıkar?

Mikro-travmalar hayatın birçok alanında ortaya çıkabilir. Bu deneyimlerin zihinsel etkileri, olay sona erdikten uzun süre sonra da devam edebilir (Crastnopol, 2019).

Örneğin:

  • İş hayatında: Fikirlerin dikkate alınmaması, değersizleştirilme, emek verildiği hâlde takdir edilmeme

  • Aile ortamında: Sürekli eleştirilme, küçümsenme, duygusal ihtiyaçların karşılanmaması

  • Toplumsal düzeyde: Cinsiyet, beden, kimlik veya engellilik üzerinden yaşanan mikro-ayrımcılık deneyimleri

  • Yakın ilişkilerde: Duyguların geçiştirilmesi, hafife alınması, sürekli geri planda bırakılma

  • Okul ortamında: Yetersiz hissettirilme, dışlanma, öğretmen tarafından görmezden gelinme

Bu örneklerin ortak noktası, insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olan görülme, duyulma ve değer verilme hissinin tekrar tekrar zedelenmesidir.

Mikro-Travmaların Olası Etkileri

Mikro-travmalar her zaman dramatik sonuçlar yaratmaz; ancak zaman içerisinde bazı duygusal izler bırakabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Süreğen yorgunluk ve tükenmişlik hissi

  • Aidiyet duygusunda azalma

  • Yakın ilişkilerde güven kırılganlığı

  • Bağ kurmakta zorlanma

  • Duyguları bastırma, donukluk ya da aşırı duyarlılık

  • Öz saygıda azalma

  • “Ben değersizim”, “Kimse beni anlamıyor”, “Görünmezim” gibi içsel anlatıların güçlenmesi

  • Yoğun stres altında daha çabuk zorlanma

  • Sürekli yanlış ya da yetersiz hissetme eğilimi

Bu belirtiler kişinin “aşırı hassas” ya da “zayıf” olmasıyla açıklanamaz. Çoğu zaman maruz kalınan koşulların doğal psikolojik sonuçlarıdır.

Küçük Adımların Gücü: İyileşmeye Giden Yol

Mikro-travmalardan iyileşme süreci de, tıpkı bu yaraların oluşma biçimi gibi, küçük ama düzenli adımlarla başlar.

  • Yaşananları adlandırmak: Bir deneyimi incitici olarak tanımak, iyileşmenin ilk kapısını aralar.

  • Güvenli ilişkiler kurmak: Gerçekten duyulduğunuz ve önemsendiğiniz ilişkiler iyileştiricidir.

  • Duyguları ifade etmek: Günlük tutmak, farkındalık pratikleri ve duyguları adlandırmak görünmezliği azaltır.

  • Kendine şefkat göstermek: İçerideki cezalandırıcı sesin zamanla yumuşamasına yardımcı olur.

  • Profesyonel destek almak: Terapi, tekrarlayan incinmelerin işlenmesinde etkili bir alan sunar.

Mikro-travmalar çoğu zaman büyük travmatik olayların gölgesinde kalarak “önemsiz” görülür. Oysa duygusal bütünlüğü zedeleyen yalnızca büyük kırılmalar değildir. Küçük ama tekrar eden incinmeler de zaman içinde benlik algısını, ilişkileri ve stresle başa çıkma biçimlerini derinden etkileyebilir. Bu deneyimlerin görünür hâle gelmesi, adlandırılması ve duygusal olarak işlenmesi; ruhsal dayanıklılığın güçlenmesi açısından önemli bir adımdır.

Daha Fazla Okuma

  • van der Kolk, B. A. – Beden Kayıt Tutar

  • Maté, G. – Normal Efsanesi

  • Crastnopol, M. – Micro-Trauma

Kaynakça

Crastnopol, M. (2019). Micro-trauma: A psychoanalytic understanding of cumulative psychic injury. Routledge. Vasile, D. (2024). Anatomia traumei: Cum să ai o daha iyi bir hayat sufletul te doare. Bookzone. van der Kolk, B. A. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

Eda Sarıkaya
Eda Sarıkaya
Psikoloji lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi’nde tamamlayan Eda Sarıkaya, klinik alanda aktif olarak danışan görmekte ve bilişsel davranışçı yaklaşımla mesleki gelişimini sürdürmektedir. Otizm, travma ve afet psikolojisi alanlarında saha ve klinik deneyime sahiptir. Dijital oyun bağımlılığı ve ilişkili psikososyal süreçler üzerine akademik çalışmalar yürütmüş, araştırmalarını ulusal kongrelerde sunmuştur. Yazılarında psikolojinin bilimsel dilini yeniden çerçeveleyerek günlük yaşama temas eden bir anlatı sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar