Cumartesi, Mart 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağlanma Stilleri: Çocukluktaki Odanız, Bugün Kimi Seveceğinizi Nasıl Belirliyor?

Birine aşık olduğunuzda, sadece o anki yetişkin halinizle mi masaya oturuyorsunuz? Yoksa o masada, otuz yıl önce annesinin elini bırakmak istemeyen o küçük çocuk da mı oturuyor? Romantik ilişkilerimizde seçtiğimiz kişiler ve onlara verdiğimiz tepkiler genellikle çocukluk odamızın görünmez mimarisiyle şekilleniyor.

Psikoloji literatüründe Bağlanma Kuramı olarak bilinen bu kavram, hayatımızın ilk yıllarında bakım verenimizle (genellikle anneyle) kurduğumuz bağın, beynimizdeki sevgi haritasını nasıl çizdiğini anlatır. Bu harita, yetişkinlikte kime güveneceğimizi, kime aşık olacağımızı ve bir tartışma anında nasıl tepki vereceğimizi belirleyen gizli bir navigasyon sistemidir.

Dört Duvar, Dört Farklı Sevme Biçimi

Çocukluk odanızda nasıl bir sevgi iklimi vardı? İhtiyaçlarınız anında duyuluyor muydu, yoksa sevgi ancak siz uslu durduğunuzda mı geliyordu?

Güvenli Bağlananlar odasında ağladığında birinin geleceğini bilen çocuklardır. Yetişkinlikte, partnerlerine güvenmekten korkmazlar. Yakınlık kurmak onlar için doğaldır; ne terk edilme ne de yutulma korkusuyla boğuşurlar.

Kaygılı Bağlananlar sevginin bir var bir yok olduğu evlerde büyürler. Bu yüzden sürekli “Seni seviyorum” teyidine ihtiyaç duyarlar. Onlar için aşk, sürekli bir tetikte olma halidir. Gidiyor mu? Beni hala seviyor mu?

Kaçıngan Bağlananlar duygularını gösterdiğinde reddedilen veya kendi başının çaresine bak denilen çocuklardır. Yetişkinlikte partnerleri yakınlaşmak istediğinde nefessiz kalmış gibi geri çekilirler. Onlar için yakınlık, özgürlüğe bir tehdittir.

Dağınık Bağlananlar bakım verenin hem korku kaynağı hem de teselli kaynağı olduğu kaotik ortamlarda büyürler. Hem çok yakınlaşmak isterler hem de en küçük yakınlıkta derin bir korku hissederler.

Neden Yanlış Kişiyi Seçiyoruz?

Bağlanma kuramının en çarpıcı yanı, zihnimizin aşina olduğu acıyı, bilmediği mutluluğa tercih etmesidir. Eğer çocukluk odanızda sevgi mesafeli ve ulaşılmaz ise, yetişkinlikte sizi duygusal olarak ihmal eden, soğuk ve ulaşılmaz kişilere çekilmeniz bir tesadüf değildir. Zihniniz, o tanıdık yarayı onarmak için odayı yeniden kurmaktadır.

Geçmişin Hayaletlerini Terapi Odasında Ağırlamak

Terapi koltuğunda oturan yetişkinlerin çoğu, aslında çocukluk odalarındaki o çözülememiş çatışmaları anlatırlar. Danışanlarım genellikle neden hep kaçıngan partnerleri buluyorum diye sorarlar. Daha sonra görürüz ki, danışanın içindeki kaygılı çocuk, bilinçaltında kendisine mesafeli duran partneri ikna ederek çocukluktaki o reddedilme yarasını iyileştirmeye çalışmaktadır.

Klinik pratikte bağ kurma biçimlerimizi değiştirmek, bir yabancı dili öğrenmek gibidir. İlk başta çok zor gelir, ana dilimize (eski bağlanma stilimize) dönmek isteriz. Ancak farkındalıkla birlikte, güvenli bağlanma yetisini sonradan da kazanabiliriz. Buna literatürde Kazanılmış Güvenli Bağlanma diyoruz. Bu süreç, kişinin önce kendi içindeki o çocuğa, bakım verenin vermediği şefkati vermesiyle başlar.

Haritayı Yeniden Çizmek

Çocukluk odanızın dekorasyonu sizin suçunuz değildi, ancak yetişkinlik hayatınızın mimarı olmak sizin sorumluluğunuzdadır. Geçmişin hayaletleri, biz onları tanıyana kadar kararlarımızı yönetmeye devam eder. Fakat bağlanma stilimizi fark ettiğimiz an, o görünmez ipler gevşemeye başlar.

Başkalarını nasıl sevdiğimiz, aslında kendimizi nasıl sevmeyi öğrendiğimizin bir yansımasıdır. Eski haritalar bizi yanlış uçurumlara sürükleyebilir, ancak her an yeni bir rota çizme şansımız vardır. Gerçek iyileşme, artık bize zarar veren o tanıdık acıyı seçmeyi bırakıp, huzur veren o yabancı güvenliğe adım attığımızda başlar.

Kendi odanızı bugün yeniden dekore etmeye ne dersiniz? Bu sefer korkuyla değil, öz-şefkat ile…

yunus emre koçhan
yunus emre koçhan
Yunus Emre, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitimini tamamlamış olup, uzmanlık eğitimine Yıldız Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında devam etmektedir. Kuramsal yaklaşımında başta Bilişsel Davranışçı Terapi olmak üzere; Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Bağlanma Kuramı ve travma odaklı müdahale modellerinden beslenmektedir. İnsan davranışını bütüncül bir çerçevede ele alarak bilişsel süreçler, duygusal düzenleme mekanizmaları ve kişilerarası örüntüler arasındaki etkileşimi merkeze almaktadır. Akademik ilgi alanları arasında bilişsel davranışçı terapi, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, travma ve bağlanma süreçleri, psikolojik dayanıklılık ve öz-şefkat temelli müdahaleler yer almaktadır. Eğitim ve uygulama süreci boyunca bireysel psikolojik danışma çalışmaları yürütmüş; psikolojik değerlendirme araçlarının uygulanması, vaka formülasyonu oluşturma ve yapılandırılmış psikoeğitim programları geliştirme konularında deneyim kazanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar