Çarşamba, Ocak 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aşk Her Şeyi Affeder mi?

İnsan kalbi bazen taşıyabileceğinden çok daha fazlasını yük edinir kendine. Hayata başladığımızda içinde belki sadece umut ve biraz da saf sevgi vardır. Ancak zaman geçtikçe görünmeyen taşlarla dolar. Her kırgınlık bir taş, her ihanet bir kaya, her söylenmemiş söz bir kum tanesi olup birikir sırtımızda. Biz ise bu ağırlığa ‘hayat tecrübesi’ der, dik durmaya çalışarak devam ederiz yolumuza. Sevgi ise bize taşıdığımız bu ağırlıkları yük gibi hissettirmez, yolun bir parçası olduğunu anlatır.

Sevgi

Sevmek, birine size zarar verebilme gücünü kendi ellerinizle teslim etmektir. Birini sevdiğinizde ona kendinizin en savunmasız ve korumasız taraflarını göstermiş olursunuz. Bu bir teslimiyettir. Ancak bunun suistimal edildiği an, o sevgi binlerce parçaya bölünür. İnsan sevdiği kişi tarafından yaralandığında sadece o kişiye olan güvenini kaybetmez; kendi içindeki sevgi kapasitesine, kendi verdiği kararlarına, hayata dair var olan inancı da sarsılır. İlk tepkimiz öfkedir. Öfke her ne kadar hırsımızı alıyor gibi gösterse de bizi iyileştirmez. Günler geçer, aylar geçer o sıkıntı hala oradadır. İşte burada sevgiye çok yakın bir kavram devreye girer ‘affetmek’.

Affetmek

Pek çoğumuz affetmeyi karşımızdaki kişiye verilen bir ödül zannediyoruz. ‘O bunu hak etmiyor.’ Diyoruz. ‘Bana bunca acıyı yaşatmışken, nasıl olur da onu affedip hiçbir şey olmamış gibi davranabilirim?’ diye düşünüyoruz. Oysa affetmek, karşımızdakinin suçunu görmezden gelmek veya hiçe saymak değil; o suçun sizde açtığı yaraları kapatmanın ilk adımıdır. Affetmek, karşıdakini suçundan muaf tutmak değil; o suçun yükünü birlikte taşımaya razı gelmektir. “Seni hatalarınla, kırdığın yerlerle, eksik bıraktığın yanlarınla kabul ediyorum’ diyebilmektir. Birini affedemediğinizde onu her zaman yanınızda taşırsınız. Gece yastığa başınızı koyduğunuzda aklınıza gelir, kahvaltı masasında otururken onu görürsünüz, en mutlu anlarınızda bile gölgesi hep yanınızdadır.

Affedememek her gün kendinizi zehirlemek ama onun ölmesini beklemek gibidir. Kendinizi hırpalarsınız, içinizdeki sevgiyi nereye koyacağınızı bilemezsiniz. Affetmenin zorluğu, karşıdakini sevmemekten gelmez. Aksine, onu hâlâ çok seviyor olmanın verdiği o çaresizlikten gelir. Sevgi affetmek olmadan var olamaz. Çünkü sevmek aslında peşinen sevdiğin kişinin bir gün hata yapabileceği ihtimalini de kabul etmektir. Hiç kimse mükemmel değildir ve gerçek bağlar, pürüzsüz yüzeylerde değil, kırılıp yeniden onarılan çatlakların üzerinde güçlenir. Eğer affetmeyi bilmiyorsak, aslında sevmeyi de henüz tam olarak öğrenememişiz demektir. Eğer sürekli geçmişin yasını tutuyorsanız, mutlu günler görmeyi bekleyemezsiniz.

Kendini Affetmek

Asıl zor olan başkasını değil, kendini affetmektir. ‘Nasıl bu kadar kör oldum?’, ‘Neden farkına varamadım?’, ‘Neden gidemedim?’ gibi kendimize sorduğumuz sorular başkalarının düşündüklerinden daha fazla acıtır. İnsan kendine acımasız yaklaşmaya çok meyillidir. Oysa sevgi, en çok da kendimize göstermemiz gereken bir merhamettir. Kendi zayıflıklarını, kırgınlıklarını ve yanılma payını kabul etmeyen biri başkasını da gerçekten sevemez. Yıllarca içimizde taşıdığımız o bize yük olan kin, aslında bizi koruduğunu sandığımız bir illüzyondur. Bu illüzyon o kadar gerçekçidir ki bizi korumak yerine olduğumuz yere sabitlediğini fark edemeyiz. Başkaları eğlenirken, yaşarken, gerçekten ‘severken’ siz bu illüzyonun içinde kalırsınız her zaman. Affetmek kendimizi o illüzyondan kurtarmaktır. Savunmasız ve korumasız kalmayı göze alarak, yeniden yaşamayı seçmektir.

Ardından

Birini affettiğinizde gökyüzünde aniden gökkuşakları çıkmaz, tüm acılar tek bir sihirli değnekle tersine dönmez. Sadece siz artık bu acının sizi yönetmesine izin vermezsiniz. Anılar yerinde durur ama artık iyi hatırlanır. Sevgi tekrar canlanır. Bu sefer daha olgun, daha dingin bir sevgidir bu. Pek çok insan, hayatının sonuna kadar bir telafi arar, bir özür bekler. Oysa beklediğiniz o özür hiçbir zaman gelmeyebilir. Size verilen hasarın telafisini o hasarı veren kişi yapmayabilir. Affettiğinizde o kişi değişmeyebilir ama sizin o kişiye bakışınız değişir. Affetmek bir yenilgi değil; aksine, kendi huzurunuz adına kazandığınız bir zaferdir. Çünkü sevgi, mükemmel birini bulmak değil; bir insanın en kusurlu, en kırılgan ve en insani haliyle bile yanınızda olmasının verdiği güvendir.

Son

Hayat geç kaldığımız farkındalıklarla doludur. Sevgi ve affetmek arasındayken şunu fark ederiz: Belki de öz saygı, sadece çekip gitmek değildir. Belki de asıl öz saygı, kendi kalbinin sesini dinleyecek kadar cesur olmak ve “Evet, canım yandı ama bu bağı koparmaya henüz hazır değilim,” diyebilecek dürüstlüğe sahip olmaktır. İnsanları silip atmak kolaydır; asıl zor olan, o insana telafi edebileceği fırsatı tekrar vermektir. Çünkü sizi bir kere hayal kırıklığına uğratmış birine karşı tekrar savunmasız olmak zordur. Affetmeyi seçtiğinizde, içinizdeki o çocuk biraz ağlar, biraz küser. Ama sevdiğiniz kişinin pişmanlığını gördükçe teselli bulur. Aşk, her şeyi affetmez belki ama gerçek aşk, her şeyi onarmaya değer bir sebep bulur.

Zeynep Hilal Kader
Zeynep Hilal Kader
Zeynep Hilal Kader, 2023 yılında Selçuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne bağladı. Psikolojinin bireysel ve toplumsal yönlerine duyduğu ilgi, insan davranışlarının kökenlerini anlama merakıyla birleşerek bu alana yönelmesini sağladı. Klinik psikoloji ve sosyal psikolojiye odaklanan Kader, katıldığı seminerler ve gönüllü projelerle teorik bilgisini uygulamaya dönüştürerek mesleki gelişimini sürdürmektedir.

1 Yorum

  1. Gerekten sevmeyi ve biriyle küs olmanın verdiği huzursuzluğunu çok güzel anlatmışsın başarılarının devamını dilerim☺️

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar