Cumartesi, Nisan 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geleceği Görememek: Bilişsel ve Toplumsal Bir Körlük

Gelecek körlüğü, sürekli değişen dünyada belirsizlik, aşırı rekabet ve performans baskısı, ekonomik kaygılar ve kimlik kargaşasını içerir. Modern çağda yaşayan gençlik, tarihin belki de en hızlı değişen dönemlerinden birinde büyüyor. Teknolojik gelişimler, ekonomik dalgalanmalar ve internetin hayatımıza girişi ile daha çok maruz kaldık. Özellikle sosyal medya kullanımının artışı ile oluşan karşılaştırmalar, insanları daha çok karamsarlığa itmektedir. İnsanın geleceğe dair planlar yapamaması, geleceğini görememesi, hedef belirlerken belirsizlik ve kaygı yaşaması durumu, psikoloji dünyasında tartışmalara sebep olmuş ve “gelecek körlüğü” kavramını ortaya çıkartmıştır. Gelecek körlüğü, bireyin uzun vadeli planlama yapamaması, geleceğe yönelik zihinsel temsillerinde belirsizlik yaşaması ve hedef belirleme süreçlerinde motivasyon kaybı hissetmesi şeklinde tanımlanır (Nurmi, 1991).

Nörobiyolojik ve Sosyo-Kültürel Faktörler

Bu durumun görülmesinde hem nörobiyolojik hem de çevresel, yani sosyo-kültürel faktörler bulunmaktadır. Özellikle 15–25 yaş arasında görülmesinin sebebinin, prefrontal korteksin tam olarak gelişmemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Prefrontal korteks, yürütücü işlevler, karar verme ve uzun vadeli hedef belirleme gibi bilişsel süreçlerden sorumludur ve yaklaşık 25 yaşına kadar olgunlaşmamaktadır (Steinberg, 2005). Bu yüzden gençler uzun vadeli düşünmekte zorlanabilir ve bu durum onları karamsarlığa itebilir. Öte yandan, ergenlik dönemine özgü psikososyal değişimler; kimlik arayışı, aidiyet ihtiyacı ve sosyal karşılaştırmalar, gelecek perspektifini doğrudan etkiler (Erikson, 1968). Yani gelecek kaygısı, sadece bir kimlik kargaşası ve kararsızlık değil, aynı zamanda sosyal durumların doğal bir yansımasıdır.

Ekonomik Belirsizlik ve Öz-Yeterlik

Modern çağın getirdiği olaylar, örneğin iş dünyasındaki değişimler, yükselen rekabet yarışı ve küresel dünya olayları, geleceğe dair karamsarlığı ve kaygıyı artırmaktadır. Yapılan çalışmalar, ekonomik belirsizliğin gençlerin geleceğe yönelik öz-yeterlik algılarını düşürdüğünü ve planlama davranışlarını olumsuz etkilediğini göstermektedir (Arnett, 2014). Örneğin, işsizliğin artmasından kaynaklı olarak gençler, mezun olduktan sonra iş bulmakta çok zorlanacağını; bulsa bile düşük ücrette ve kötü şartlarda çalışacağına inanıyor.

Sosyal Karşılaştırma ve Dijital Etki

Sosyal karşılaştırma teorisine göre bireyler, çoğu zaman kendilerini başkalarının başarılarıyla ölçer ve bu karşılaştırmalar öz-değeri doğrudan etkiler (Festinger, 1954). Özellikle sosyal medyada bize sunulan “mükemmel hayatlar”, çoğu insanda yetersizlik algısı ve geleceğe yönelik kaygı ve umutsuzluğu artırabiliyor. Nitekim son yıllarda yapılan araştırmalar, sosyal medya kullanımının artmasının gençlerde kaygı, erteleme davranışı ve hedef belirsizliğiyle ilişkili olduğunu göstermektedir (Twenge, 2020). Bu da gençlerin kendi potansiyellerini keşfetmek yerine kendilerini bir kıyas yarışının içinde görüp, başkalarının oluşturduğu standartlara göre kendi geleceklerini belirlemeye başlamalarına neden olmaktadır.

Davranışsal Yansımalar ve Zaman Perspektifi

Gelecek körlüğünün davranışsal yansımaları incelendiğinde, en belirgin örneklerden biri kısa vadeli düşünme eğilimidir. Bu durum literatürde “kısa zaman perspektifi” olarak tanımlanmakta ve anlık tatmin arayışlarının artmasına, uzun vadeli hedeflerin ise geri plana itilmesine yol açmaktadır (Zimbardo & Boyd, 1999). Gençler, geleceği düşünmenin getirdiği belirsizliği ve kaygıyı azaltmak için bugüne, yani şimdiye, odaklanır; bu odaklanma, sosyal medyada sürekli kaydırma ile birleştiğinde erteleme davranışının artmasına neden olur. Böylece birey, geleceğe yönelik endişeden kaçmak için “şimdi” ye sığınır; fakat bu kaçınma, uzun vadede kontrol duygusunun daha da zayıflamasına yol açar.

Akademik ve Mesleki Yönelimler

Gelecek körlüğü, aynı zamanda akademik ve mesleki yönelimleri de belirgin biçimde etkilemektedir. Birçok genç, üniversite veya meslek seçiminde kararsızlık yaşamakta; “yanlış seçim yapma korkusu” nedeniyle aşırı düşünme, karar vermekte zorlanma ve seçeneği erteleme davranışları göstermektedir. Bu durum, Aaron Beck’in bilişsel kuramında tanımladığı “felaketleştirme” ve “ya hep ya hiç” düşünce kalıplarıyla açıklanabilir (Beck, 2011). Gençler, küçük bir başarısızlığın tüm geleceklerini belirleyeceğine inanarak tam olarak gerçekçi olmayan bir tehdit geliştirebilirler.

Gelecek Körlüğünü Aşmak

Her şeye rağmen, gelecek körlüğü aşılabilir bir psikolojik süreçtir. Peki, bu kaygıyı nasıl azaltabiliriz? Literatür, geleceğe dair net hedef belirlemenin belirsizlik kaygısını azalttığını ve bireyin öz-yeterlik algısını güçlendirdiğini göstermektedir (Bandura, 1997). Hedeflerin ölçülebilir ve gerçekçi olması, gençlerin gelecek körlüğünü yeniden yapılandırarak uzun vadeli motivasyonu artırır. Ayrıca gençlerin yalnızca dışsal başarılarına değil, kendi değerlerine ve içsel huzuruna odaklanması, geleceği daha sağlıklı planlamalarına da katkı sağlar.

Sonuç

Sonuç olarak, nörobiyolojik gelişim, toplumsal beklentiler, ekonomik koşullar ve sosyal medya, bu olgunun hem nedenlerini hem de sonuçlarını belirlemektedir. Gelecek körlüğünü anlamak, gençlerin ihtiyaçlarını daha iyi kavramayı ve onların sağlıklı bir gelecek planı oluşturmasına yönelik daha etkili stratejiler geliştirmeyi gerektirir. Bu nedenle, gelecek körlüğü yalnızca bireysel bir sorun olarak değil; toplumun gençlere sağlayacağı psikolojik desteklerle şekillenecek bir gelişimsel süreç olarak görülmelidir.

KAYNAKÇA

  • Arnett, J. J. (2014). Emerging adulthood: The winding road from the late teens through the twenties. Oxford University Press.

  • Bandura, A. (1997). Self-efficacy: The exercise of control. W. H. Freeman.

  • Beck, A. T. (2011). Cognitive therapy of depression. Guilford Press.

  • Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.

  • Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7(2), 117–140.

  • Kabat-Zinn, J. (2003). Mindfulness-based interventions in context. Clinical Psychology: Science and Practice, 10(2), 144–156.

  • Nurmi, J.-E. (1991). How do adolescents see their future? International Journal of Behavioral Development, 14(4), 463–475.

  • Steinberg, L. (2005). Cognitive and affective development in adolescence. Trends in Cognitive Sciences, 9(2), 69–74.

  • Twenge, J. (2020). iGen: Why today’s super-connected kids are growing up less rebellious, more tolerant, and more depressed. Atria Books.

  • Zimbardo, P. & Boyd, J. (1999). Putting time in perspective. Journal of Personality and Social Psychology, 77(6), 1271–1288.

İrem Yazıcı
İrem Yazıcı
İrem Yazıcı, İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Lisans eğitimi boyunca çeşitli kliniklerde çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışan psikologların yanında gözlem yapmış; bilişsel davranışçı terapi, EMDR, sanat psikolojisi ve spor psikolojisi alanlarında eğitimler almıştır. Özellikle psikolojinin farklı alanlarında; medya ve psikoloji, zihin ve davranış ile dijital psikoloji konularında derinleşmeye özen göstermektedir. Akademik çalışmalarının yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri ve gönüllülük faaliyetlerinde aktif olarak görev almakta; psikolojiyi hem bilimsel hem de toplumsal boyutlarıyla ele almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar