Pazar, Mart 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Uzaktan Yakınlık

İnsan, yaratılışı gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. Görülmek, anlaşılmak ve sevilmek bireyin psikolojik iyi oluşunun temel taşları arasında yer alır. Özellikle romantik ilişkiler, kişinin kendisini değerli ve ait hissettiği önemli alanlardan biridir. Ancak bazı bireyler için duygusal yakınlık, güven ve huzurdan çok karmaşık bir gerilim ortamı yaratabilir. Bir ilişki içinde olmak istemelerine rağmen yakınlık arttığında geri çekilme eğilimi göstermek, günümüzde sıklıkla yakınlık korkusu olarak ele alınan bir durumdur. Bu deneyimi yaşayan kişiler çoğu zaman ilişkilere tamamen kapalı değildir; aksine sevgiye ve bağ kurmaya karşı güçlü bir istek ve ihtiyaç hissederler. Fakat ilişki derinleşmeye başladığında içsel bir huzursuzluk ortaya çıkar ve kişi farkında olmadan bu yakınlığa karşı mesafe koyma eğilimine başvurur. Böylece dışarıdan bakıldığında ilişki varlığını sürdürürken duygusal temas ve partnerlerin birbiriyle paylaşımları giderek sınırlı hâle gelebilir.

Bağlanma Kuramı ve İlişkisel Temeller

Yakınlık korkusunun anlaşılmasında ve yorumlanmasında bağlanma kuramı önemli bir açıklama sunar. Bağlanma kuramına göre bireyin yaşamının ilk yıllarında bakım veren kişiyle kurduğu ilişki, kişinin kendisine ve diğer insanlara dair geliştirdiği temel inançların oluşumunda belirleyici bir rol oynar. Bağlanma kuramı başlangıçta çocukluk dönemini açıklamak için geliştirilmiş olsa da günümüzde yetişkin romantik ilişkilerde partnerler tarafından oluşturulan resmi anlamada bize kuramsal bir bakış açısı da sunar. Araştırmalar yetişkin bireylerin farklı bağlanma örüntülerine sahip olabileceğini göstermektedir. Güvenli bağlanan bireyler duygusal yakınlık kurmaktan rahatsızlık duymaz ve ilişkilerde hem partneriyle olan yakın ilişkisinde hem de bireysel alan arasında dengeli bir ilişki kurabilirler.

Güvensiz Bağlanma ve Kaçınma Stratejileri

Diğer tarafa baktığımızda ise güvensiz bağlanma örüntülerinde ilişkiler daha karmaşık duygularla ve örüntülerle ilerleyebilir. Bazı bireyler reddedilme ve terk edilme korkusu nedeniyle ilişkilerde yoğun bir yakınlık arayışına girebilirken, bazıları ise duygusal olarak mesafe koyarak kendilerini korumaya çalışabilir. Özellikle kaçıngan bağlanma örüntüsünde bireyler yakınlık kurmaktan rahatsızlık duyabilir ve duygusal bağımsızlıklarını korumaya büyük önem verebilirler ve bunu yaparken de partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarından kaçabilir. Bu nedenle ilişki derinleşmeye başladığında geri çekilmek, duygusal paylaşımı azaltmak ya da mesafe koymak daha güvenli bir strateji gibi görünebilir.

Duygu Düzenleme ve İçsel Savunmalar

Bağlanma örüntüleri aynı zamanda bireylerin duygularını nasıl düzenledikleri ile de yakından ilişkilidir. İnsanlar stresli ya da tehdit edici durumlarla karşılaştıklarında duygularını düzenlemek için farklı stratejiler kullanırlar. Bazı bireyler zorlayıcı duygularla başa çıkabilmek için başkalarına yönelip destek ararken, bazıları duygularını bastırarak kendilerini korumaya çalışabilir. Kaçıngan bağlanma örüntüsünde duygusal ihtiyaçları bastırma ve bağımsız görünme eğilimi oldukça yaygındır. Bu kişiler çoğu zaman güçlü ve kendi kendine yeten bir imaj sergilerler. Ancak bu görünümün altında çoğu zaman ifade edilmemiş duygular ve yakınlığa dair belirsiz bir kaygı bulunabilir. Bu nedenle ilişki ilerledikçe duygusal mesafe artabilir ve kişi hem yakınlık isteyip hem de yakınlıktan kaçınan bir döngü içinde kalabilir.

Romantik İlişkilerde Çelişkili Döngüler

Romantik ilişkilerde bu durum çoğu zaman bir çelişki yaratır. Kişi hem yakınlık ister hem de yakınlık arttığında geri çekilme eğilimi gösterir. Bu durum partner açısından kafa karıştırıcı bir deneyime dönüşebilir. Bir gün oldukça ilgili ve sıcak davranan kişi ertesi gün daha mesafeli ve ulaşılmaz görünebilir. Bu tür dalgalanmalar çoğu zaman sevgi eksikliği olarak yorumlanır. Oysa çoğu durumda sorun sevginin yokluğu değil, sevgiye yaklaşmanın yarattığı içsel kaygıdır. Yakınlık korkusu yaşayan bireyler için duygusal bağ kurmak, aynı zamanda incinme ihtimalini de beraberinde getirdiği için tehdit edici bir deneyim olarak algılanabilir. Yakınlık korkusu değişmez bir kişilik özelliği değildir. Bireyin kendi ilişki örüntülerini fark etmesi ve bu örüntülerin kökenlerini anlaması değişim için önemli bir adım olabilir.

Gerçek Yakınlığa Doğru Bir Adım

Sonuç olarak yakınlık korkusu çoğu zaman sevginin yokluğundan değil, incinme ihtimalinin yarattığı kaygıdan beslenir. İnsan bazen kendini korumak için mesafe koyar; ancak bu mesafe aynı zamanda arzuladığı yakınlığı da sınırlayabilir. Gerçek yakınlık kusursuz ilişkilerde değil, kırgınlıklarımızı paylaşabildiğimiz ve görülmeye izin verdiğimiz ilişkilerde ortaya çıkar. Bazen bir ilişkiyi derinleştiren şey güçlü görünmek değil, tam tersine savunmasız olmayı göze alabilmektir.

Kaynakça

Bartholomew, K., & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four-category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226–244.

Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. New York, NY: Basic Books.

Çalışır, M. (2009). Yetişkin bağlanma kuramı ve duygulanım düzenleme stratejilerinin depresyonla ilişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 1, 240–255.

Hazan, C., & Shaver, P. R. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.

Sümer, N. (2006). Güvensiz bağlanma neden yaygındır? Bir literatür değerlendirmesi. Türk Psikoloji Yazıları, 9(18), 1–12.

Sümer, N., & Güngör, D. (1999). Yetişkin bağlanma stillerinin Türk örnekleminde incelenmesi ve psikolojik uyumla ilişkileri. Türk Psikoloji Dergisi, 14(43), 71–82.

Kardelen Doğan
Kardelen Doğan
Psikolojik Danışman Kardelen Doğan, Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 4. sınıf öğrencisidir. Öğrenimi boyunca aldığı derslerle, yaptığı stajlar ve gönüllü çalışmalarla birlikte öğrenimini sürdürmektedir. Ruh sağlığı alanındaki bilgilerini, gözlemlerini ve deneyimlerini sade ve anlaşılır bir dil kullanarak geniş kitlelere ulaştırmak ve bireylerin iyi oluşunu destekleyen metinler yazarak okurların farkındalık düzeylerine etki etmek için Psychology Times Türkiye'ye yazılar yazmaktadır. Yazılarında ilişkiler, kaygı, çocuklar gibi konuları ele alarak okuyucularıyla buluşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar