Cuma, Mart 27, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sürekli Kriz Çağında Yaşamak: Savaş, Ekonomi ve Medya Arasında

Sıkışan Zihin

Son yıllarda dünya, eş zamanlı krizlerin gölgesinde ilerliyor. Jeopolitik çatışmalar, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, ekonomik belirsizlikler ve sürekli akan kriz haberleri, bireylerin psikolojik dayanıklılığını zorlayan bir atmosfer yaratıyor. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimlerin küresel enerji fiyatlarına ve ekonomik güven algısına etkisi, çatışma bölgelerinden binlerce kilometre uzakta yaşayan bireylerin bile kaygı düzeylerini artırabiliyor. Bu durum, literatürde giderek daha fazla tartışılan bir kavramı gündeme getiriyor: “sürekli kriz” ya da “polycrisis” çağında yaşamak.

Belirsizlik Çağında Zihin

İnsan beyni belirsizliği tehdit olarak algılama eğilimindedir. Belirsizlik intoleransı, bireyin gelecekte ne olacağını bilememe durumuna karşı geliştirdiği bilişsel ve duygusal hassasiyeti ifade eder. Araştırmalar, belirsizlik intoleransının yaygın anksiyete belirtileriyle güçlü bir ilişkisi olduğunu göstermektedir (Carleton, 2016). Küresel ölçekte savaş ihtimali, enerji krizi ya da ekonomik çöküş senaryolarının sürekli gündemde olması, bu intoleransı tetikleyerek bireylerde kontrol kaybı hissini artırabilir.

Özellikle finansal belirsizlik dönemlerinde psikolojik yük artmaktadır. Ekonomik durgunlukların depresyon ve intihar oranlarında yükselişle ilişkili olduğu gösterilmiştir (Stuckler et al., 2009). Enerji fiyatlarının artışı, enflasyon ve geçim kaygısı, yalnızca maddi değil, aynı zamanda varoluşsal bir tehdit algısı yaratır. Geleceğe dair plan yapamama hissi, kronik stres tepkilerini devreye sokar.

Uzaktan Travma ve Medya Maruziyeti

Modern çağda krizler yalnızca yaşandıkları coğrafyada etkili değildir; medya aracılığıyla küresel bir psikolojik deneyime dönüşür. “Vicarious trauma” (ikincil ya da uzaktan travma) kavramı, bireyin doğrudan maruz kalmadığı travmatik olayların, yoğun medya teması yoluyla psikolojik belirtiler yaratabileceğini ifade eder. Boston Maratonu saldırısı sonrası yapılan bir çalışmada, olay görüntülerine yoğun şekilde maruz kalan bireylerin, doğrudan olay yerinde bulunanlara benzer akut stres belirtileri gösterdiği bulunmuştur (Holman, Garfin, & Silver, 2014).

Bugün sosyal medya ve 24 saatlik haber döngüsü, krizlerin kesintisiz biçimde takip edilmesine olanak tanıyor. Bu durum, halk arasında “doomscrolling” olarak adlandırılan bir davranış örüntüsünü ortaya çıkarmıştır: Kötü haberleri sürekli kaydırarak takip etme alışkanlığı. Tehdit odaklı içeriklere tekrar tekrar maruz kalmak, amigdala aktivasyonunu artırarak stres hormonlarının kronik biçimde salgılanmasına yol açabilir. Uzun vadede bu durum, uyku bozuklukları, irritabilite ve tükenmişlik belirtilerini artırabilir.

Polycrisis: Çoklu Krizlerin Kümülatif Etkisi

Günümüz dünyasında krizler tekil değil, iç içe geçmiş yapıdadır. Savaş ekonomik dalgalanmayı, ekonomik dalgalanma sosyal huzursuzluğu, sosyal huzursuzluk ise politik kutuplaşmayı tetikleyebilir. Bu zincirleme yapı, bireyin güvenlik ve istikrar algısını zedeler. Sürekli alarm halinde olma hissi, sinir sistemini “yüksek uyarılmışlık” modunda tutar. Kronik stres, bağışıklık sistemi üzerinde baskı yaratırken, duygusal regülasyon kapasitesini de azaltır.

Bununla birlikte, her kriz yalnızca kırılganlık yaratmaz. Araştırmalar, anlam üretme ve kolektif dayanışma deneyimlerinin psikolojik dayanıklılık kapasitesini artırabileceğini göstermektedir. Kriz dönemlerinde topluluk bağlarının güçlenmesi, bireyin yalnızlık algısını azaltabilir ve umut duygusunu koruyabilir.

Psikolojik Dayanıklılığı Güçlendirmek

Sürekli kriz çağında psikolojik sağlamlığı korumak için bireysel ve toplumsal düzeyde bazı stratejiler önem kazanmaktadır:

  1. Medya Hijyeni: Günlük haber takibini sınırlamak, güvenilir kaynaklara yönelmek ve gece saatlerinde kriz içeriklerinden kaçınmak.

  2. Kontrol Alanını Daraltmak: Küresel belirsizlikler yerine kişisel etki alanına odaklanmak.

  3. Toplumsal Bağları Güçlendirmek: Sosyal destek, kriz dönemlerinde en güçlü koruyucu faktörlerden biridir.

  4. Beden Temelli Düzenleme: Nefes egzersizleri, fiziksel aktivite ve uyku hijyeni stres yanıtını dengeleyebilir.

  5. Anlam İnşası: Krizleri yalnızca tehdit değil, değerleri yeniden gözden geçirme fırsatı olarak değerlendirmek.

Sonuç

Savaş, ekonomik belirsizlik ve sürekli medya maruziyeti, çağımızın görünmez psikolojik yüklerini oluşturuyor. Çatışma alanında olmasak bile, küresel krizlerin duygusal etkilerini deneyimliyoruz. Ancak insan zihni yalnızca kırılgan değil; aynı zamanda uyum sağlayabilen bir yapıya sahiptir. Belirsizlikle başa çıkma becerilerimizi geliştirmek, medya tüketim alışkanlıklarımızı düzenlemek ve toplumsal bağlarımızı güçlendirmek, bu çoklu kriz çağında ruh sağlığımızı korumak için temel adımlardır.

Belki de asıl soru şudur: Krizleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değilse, onların içinde psikolojik dengeyi nasıl kurabiliriz?

Kaynakça

Carleton, R. N. (2016). Fear of the unknown: One fear to rule them all? Journal of Anxiety Disorders, 41, 5–21. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2016.03.011

Holman, E. A., Garfin, D. R., & Silver, R. C. (2014). Media’s role in broadcasting acute stress following the Boston Marathon bombings. Proceedings of the National Academy of Sciences, 111(1), 93–98. https://doi.org/10.1073/pnas.1316265110

Stuckler, D., Basu, S., Suhrcke, M., Coutts, A., & McKee, M. (2009). The public health effect of economic crises and alternative policy responses. The Lancet, 374(9686), 315–323. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(09)61124-7

Ayşe Nur Gündüz
Ayşe Nur Gündüz
Psikoloji lisans eğitimimi Nuh Naci Yazgan Üniversitesi’nde başarıyla tamamladım. Hâlen psikoloji alanında yüksek lisans eğitimimin tez dönemindeyim. Lisans sürecimde çocuk kreşleri ve farklı kurumlarda staj yaparak bireysel görüşmeler, gözlem ve değerlendirme çalışmaları yürüttüm. Oyun terapisi, MMPI birinci düzey ve ACT birinci düzey başta olmak üzere çeşitli psikolojik eğitimler aldım. Aktif olarak duygusal süreçler, psikolojik sağlamlık ve bireylerin stresle baş etme biçimleri üzerine akademik çalışmalar yürütüyor; yazılarımda klinik ve akademik bilgiyi bir araya getirmeyi amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar