Oyun Kavramı ve Oyun Terapisi
Türk Dil Kurumu oyun kavramını “Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence; baziçe” olarak tanımlamaktadır.
Huizinga’nın çalışması ise oyunu yaşamın bir parçası olarak değil bizzat insanlık kültürünü oluşturan, kültürle birlikte gelişen ve modern çağ ile kültüre etkisi azalan bir unsur olarak tanımlamaktadır (Sakallıoğlu, Erol ve Akgün, 2014).
Oyun oynandığı esnada; hareket, duyuşsal ve bilişsel becerilerin üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Oyun oynarken pek çok beceri kazanılmaktadır ve bunlardan bazıları; karar verebilme, akılda tutabilme, gözlemleme, akıl yürütebilme, problem çözebilme ve yaratıcı düşünebilme becerileridir (Özyürek, Çavuş, 2016)
Oyun terapisinin geçmişi uzun yıllara dayanmaktadır, çocuk olmanın tabiatında oyun oynamak vardır ve oyun çocukluk çağında hepimizin doğal dilidir. Çocuklar yaşadıkları zorlukları oyun ile ifade eder, dile getiremedikleri duygularını oyun esnasında sağladıkları canlandırmalar ile sergiler bu duyguları anlamlandırma fırsatı yakalarlar. Oyun terapisine yönelik çok fazla kuramsal yaklaşım vardır ancak en temelde direktif, direktif olmayan ve aile oyun terapileri olmak üzere üç ayrı başlıkta ele alınabilmektedir. Grup ile sağlanan oyun terapi uygulamaları ise günümüzde yaygınlık kazanmaktadır (Kiye, Yalçın, 2021).
Özellikle 12 yaş öncesi çocuklardan bir terapi ortamında kendilerini ve yaşadıkları problemleri dile dökmelerini beklemek süreci zorlaştırabilir veya uzatabilmektedir, bunun yerine çocukların oyuncakları, sanatı, hikayeleri, kil ve kuklaları kullanarak ayrıca canlandırmalar yaparak terapistle iletişim kurabilmelerinin ve kendilerini ifade edebilmelerinin daha rahat olacağı belirtilmektedir (Axline, 1981; Kottman, 2011; Kiye, 2021).
Çocuklar oyun aracılığı ile yaşadıkları ancak fark etmek ve ifade etmekte zorlandıkları gerginlik, güvenli hissedememe, kızgınlık, korku, karmaşıklık, hayal kırıklığı gibi duygularını ifade edebilmenin, görünür ve duyulur hale getirmenin bir yolunu bulmuş olurlar. Böylece bu duygularla yüzleşmek, onları kontrol edebildiklerini keşfetmek veya bu duyguların yarattığı baş etmesi zor etkilerden uzaklaşabileceklerini görmek gibi deneyimler edinirler. Bu durum çocuklarda duygusal rahatlamayı doğurmakta, sahip oldukları psikolojik gücü keşfetmekte dolayısıyla da tek başlarınayken de kararlar alabildiklerini görmektedirler. Sonuç olarak oyun terapisi çocukların psikolojik olarak olgunlaşmalarını görebilmeyi ve çocukların kendi kişilik özelliklerini fark ettikleri bir sürece tanık olmamızı sağlamaktadır (Axline, 1981; Kiye, 2021).
Nörogelişimsel Bozukluklar
Nörogelişimsel bozukluklar, kişilerin yaşamlarının erken dönemlerinde baş gösteren ve genellikle yaşam boyu devam eden, beyin gelişimindeki ve işleyişindeki sapmalarla karakterize olan patolojik durumlar olarak tanımlanabilmektedir (Evyapan ve Özdem, 2024).
DSM 5 (2013)’e göre nörogelişimsel bozukluklar; anlıksal (entelektüel) yetiyitimleri, iletişim bozuklukları, otizm açılımı kapsamında bozukluklar, dikkat eksikliği/aşırı hareketlilik, özgül öğrenme, devinsel (motor) bozukluklar, istençdışı devinim (tik) bozukluğu, diğer nörogelişimsel bozukluklar olarak farklı sınıflandırmalara tabiidir. Bu farklılıklar ayrı ayrı görülebileceği gibi birlikte de görülebilmektedir.
Çocuğun Sembolize Ettiğini Söze Dökmek: Oyun Terapistinin Konumu
Oyun terapisi tercih edilen kurama göre uygulanışta çok farklı teknik ve yöntemlere sahiptir. Bu yazıda üzerinde duracağımız ekol çocuk merkezli oyun terapisidir.
Ray ve diğerleri (2009), çocuk merkezli oyun terapisinin çocuğa, korku, üzüntü, saldırganlık gibi tüm duygularını ortaya koyabileceği ve bu duyguların oyun terapisti tarafından kabullenici ve empatik bir tutumla karşılanacağı doğal ve güvenli bir ortam sunan bir müdahale biçimi olduğunu belirtmişlerdir.
Özel gereksinimli çocuklarla, çocuk merkezli terapi yöntemlerinden faydalanarak çalışırken terapist uygulama noktasında çok büyük farklılıklara gitmek zorunda kalmamaktadır. Genel olarak tüm seanslarda olduğu gibi seans boyunca çocuğa seni görüyorum, anlıyorum, koşulsuz kabul ediyorum, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını fark ediyorum der.
Bunu yönlendirmeden ve müdahale etmeden çocuğun yaşadığı, içinde olduğu oyunlardan yola çıkarak veya seansta yaşadığı tüm duygu, düşünce ve davranışlarının iyi bir gözlemcisi olarak yapar. Bunları sağlamanın ve çocuğa hissettirmenin ilk yolu yansıtma yapmaktır. Terapistin yaptığı yansıtmalar çocuğun o anki tüm deneyimlerinin sesli bir beyanıdır.
Özel Eğitimde Oyun Terapisi İhtiyacı
Özel gereksinim sahibi çocuklar ile çalışırken uygulanış açısından terapiste pek çok alanda kolaylık sağlayan çocuk merkezli oyun terapisi; çocuktan bir performans beklemiyor oluşu ve çocuğun yönlendirmelere uyması gerekmemesi sebebiyle çocukların terapi sürecine uyum sağlamakta zorlanmalarının da önüne geçmektedir.
Birkaç örnek vermek gerekirse, otizm spektrumdaki çocukların gündelik hayatta sergilediklerinde sosyal yaşama katılmalarını zorlaştıran davranışları, oyun terapisinin içinde fırsat verildiğinde farklı bir noktaya evrilebilmektedir. Seanslar boyu yalnızca seçtiği hayvanları yan yana dizen ve hizasının bozulmasından rahatsızlık duyan çocuk, gerekli zaman verildiğinde düzenle ilgili yaşadığı bu takıntılı olarak nitelendirilen davranışları aşmakta ve en başta anlamsız gibi görünen bu hayvanlarla bir aşamadan sonra sembolik oyunlar kurarak oyun alanında canlandırmalar yapabilmektedir.
Gecikmiş dil ve konuşma bozukluğu tanısı almış; ifade edici dil becerileri içinde olduğu gelişim dönemine göre zayıf veya yetersiz olan çocukların yalnızca oyunlarla kendilerini ifade edebilmelerinin üstlerindeki baskıyı hafifletmesi ve böylece oyunu bir dil olarak kullanabilmeleri sayesinde terapi süresince pek çok gelişime tanık olmak mümkündür.
Başka pek çok örnekte hastalık öykülerinin seansa getirilmesi, aile içi çatışmaların yansıtılması, öfke problemleri, takıntılar, ayrılık anksiyetesi, çeşitli korkular, akran problemleri gibi pek çok bilinçdışı çatışmalarını ve gündelik yaşam zorluklarını seanslarda gözlemlemek mümkün olmaktadır. Tarafımca gözlemlenmiş en hızlı geri dönüş sağlanan durumlardan biri ise performans anksiyetesi olmuştur. Performans anksiyetesi hafiflediğinde ve bununla baş edebileceği yeni yollar keşfettiğinde çocuğun performansında artış yaşanması sürpriz değildir.
Özel gereksinim sahibi çocuklar için oyun terapisinin daha ulaşılır olması bir gerekliliktir ve çok kısa birkaç örnekle dahi bu gereklilik gözle görülür şekilde ortadadır.
Oyun Terapisinde Sistemle Birlikte Çalışabilmek
Çocuklarla çalışırken şüphesiz ki ebeveynlerle sağlanan iş birliği sürecin olmazsa olmazlarındadır. Gerekli noktalarda öğretmenlerle, okul rehberlik servisleri ile iletişim sağlanmaktadır.
Çocuğun ergoterapisti, özel eğitim öğretmeni, dil terapisti gibi sistemin içinde olan ve çocuğu etkileyen tüm çevre ile iletişim halinde olmak sürece katkı sağlamaktadır. Ebeveynlerin ve eğitmenlerin sabırlı iş birlikleri bu sürecin en kıymetli yapıtaşlarındandır.
Kaynakça
Amerikan Psikiyatri Birliği. (2013). DSM 5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı. Ankara: (Çev. E. Köroğlu). Hekimler Yayın Birliği.
Kiye, S. Yalçın, İ. (2021). Oyun terapisi ve oyun terapisinin gruplarda kullanımı, Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, s. 287-303
Landreth, G.L Ray, D.C , Bratton, ve S.C (2009). Play Therapy In Elementary Schools. Psychology In the Schools, 46 (3), s.281-289
Özyürek, A. Çavuş, Z. (2016). İlkokul Öğretmenlerinin Oyunu Öğretim Yöntemi Olarak Kullanma Durumlarının İncelenmesi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 24(5), 2157-2166
Sakallıoğlu, B., Erol V., & Akgün, B. T., (2014, Şubat 5-7). Oyun nedir ve oyun türlerinin tanımlanmasında sosyal oyunların yeri [Konferans bildirisi]. XVI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri, Mersin.


