İlişkilerin başlangıçları hep güzeldir. Karşımızdaki insanı kısa sürede hayatımızın merkezine koyarız. İlk zamanlar hep iyi halimiz vardır. İki taraf da verici olan, birbirine love bombing yapan bir ilişki oluşur. Bu özelliklerle birlikte karşımızdaki insanı bir anda idealize etmeye başlarız, kişinin olumlu taraflarını görüp hayranlık derecesine çıkartırız. Bir anda hayatımızın kadını ya da erkeği oluverir. Kişi çok özel olur, farklı olur. Fakat bunun bir de diğer yüzü vardır. Bir anda mükemmel görünen ilişki, küçük bir sorunla bitiverir. Bir zamanlar gözümüzde hayranlık uyandıran kişi, aniden nefret ettiğimiz insana dönüşür. Böylece idealizasyon, hayal kırıklığı ve değersizleştirme arasında ilerleyen bir döngü ortaya çıkar.
Bu döngü aslında sadece romantik ilişkilerde değil arkadaşlık ilişkilerimizde de olur. Bir insan başlangıçta çok yakın hissettirir ancak yaşanan küçük bir problemden sonra bir anda algımız değişir ve o kişiye sert bir mesafe koyma ihtiyacı hissederiz. Tam olarak bu durumu Otto Kernberg’in ‘splitting’ yani bölme savunması ile açıklayabiliriz. Kernberg, özellikle borderline kişilik üzerinde yoğunlaşmış ve bu yapıdaki ilişkisel dalgalanmaları açıklamak için splitting kavramını geliştirmiştir. Splitting, bireyin kendisi ve başkaları hakkında zihninde iyi ve kötü temsilleri birleştirememesi durumudur. Yani kişi, başkalarını veya kendisini aynı anda hem güçlü hem zayıf, hem iyi hem kötü yönleriyle görme kapasitesine sahip değildir. Bunun sonucunda insanlar ve ilişkiler, siyah-beyaz algılanan bir dünyada şekillenir.
Splitting ve Savunma Mekanizmaları
Kernberg’e göre splitting, özellikle primitive (ilkel) savunma mekanizmalarıyla birlikte çalışır. Bu savunmalar arasında idealizasyon, değersizleştirme, projeksiyon ve bazen agresyon yönlendirmeleri bulunur. Örneğin, bir kişi ilişkide karşısındakini başlangıçta aşırı bir hayranlıkla yüceltebilir (idealizasyon). Ancak kişi, beklenmedik veya olumsuz bir davranışla karşılaştığında, zihnindeki “iyi” ve “kötü” temsillerin ayrılığı devreye girer ve aynı kişi bir anda değersizleştirilmiş, olumsuz bir figüre dönüşebilir. Bu mekanizma, ilişkilerde görülen hızlı bağlanma ve ani kopma döngülerinin temelini oluşturur.
Bu teoride splitting yalnızca başkalarıyla sınırlı değildir; kişinin kendi kendisiyle ilgili temsilleri de bölünmüş olabilir. Yani kişi kendi güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini bir arada göremez ve bu da kimlik difüzyonu ile birleşerek borderline yapının karakteristik özelliklerinden birini oluşturur. Bu durum, ilişkilerdeki duygusal yoğunluğun ve uç noktalarda değişimlerin psikolojik bir açıklamasını sunar.
Terapötik Süreç ve Entegrasyon
Ayrıca Kernberg, splitting’in psikodinamik terapilerde çok önemli bir gösterge olduğunu vurgular. Terapötik süreçte, danışanın kendi içindeki ve başkalarındaki iyi-kötü temsilleri fark etmesi ve zamanla bunları entegre edebilmesi amaçlanır. Bu sayede kişi, ilişkilerinde yaşanan idealizasyon ve değersizleştirme döngüsünden yavaş yavaş kurtulabilir. Terapötik bağlamda splitting’in anlaşılması, hem danışanın kendisini hem de başkalarını daha gerçekçi ve bütüncül bir şekilde algılamasını sağlar.
Özetle, ilişkilerdeki ani duygusal değişimlerin ve döngülerinin psikodinamik bir temelini sunar. Kişinin hem kendi deneyimlerini anlamasına hem de psikolojik süreçleri daha bilinçli değerlendirmesine olanak tanır.
Psikolojik Olgunluk ve Sağlıklı İlişkiler
Bu teori aslında kişiye güçlü bir farkındalık katar. Bu bağlamda bölmeyi anlamak ve iyileşme sürecine girebilmek çok değerlidir. Sağlıklı ilişkilerde kişi ilişkilerinde iyi kötü ayrımı yapmak yerine hayatındaki insanı daha bütünüyle ele alabilir. Yani hem kendini kusurlu yönleriyle de kabul eder ve bu durum aslında diğer ilişkilerinde de bütüncül bakabilmesine destek olur. Böyle bir algılama, ilişkilerdeki sert iniş çıkışların önüne geçer ve daha istikrarlı bağların kurulmasına imkan tanır. Kısacası, psikolojik olgunluk, idealizasyon ve değersizleştirme döngüsünden çıkabilmenin, hem kendimizi hem başkalarını daha gerçekçi ve kapsayıcı bir şekilde görebilmenin anahtarıdır.
Kaynakça
Gagnon, J., Quansah, J. E., Saleh, G., & Levin, C. (2022). Is splitting related to resistance to proactive interference? A process-oriented study of Kernberg’s conceptualization of splitting. Psychopathology, 55(6), 345–361. https://doi.org/10.1159/000525006


