Çarşamba, Nisan 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Mahşerin Dört Atlısı ve İlişkiler Üzerindeki Etkileri

Hristiyan inancına göre mahşerin dört atlısının her birinin ellerinde birer mühür vardır, mahşer gününün gelip dünyanın yok olmasını önlemek için mühürlerini korumak zorundadırlar. İnanışa göre, bu mühürleri koruma görevini başaramadıklarında ise dünya; savaş, kıtlık, ölüm ve salgın hastalıklara yenik düşecektir. Dini kaynaklarda bu şekilde yer bulan mahşerin dört atlısı, toplumda var olan ve belli sonuçlara yol açabilecek sosyal ve kültürel sorunları ifade eden ve metafor niteliğinde de kullanılabilen bir kavram olmuştur. Süreç boyu sosyal eleştirilerde, edebiyat eserlerinde, makalelerde de yer verilen bir ifade olarak görülmüştür. Bu metaforik kavramda mahşer, insanların yaptıklarının hesabını vereceği yer anlamında kullanılırken, dört atlı ifadesi ise toplumun genel yapısını tehdit eden ve önemli değişimlere neden olabilen unsurları belirtmektedir.

Gottman ve İlişkilerdeki Yıkıcı Davranışlar

Aile danışmanlığı alanında çalışmalar yapan psikolog John Gottman ise mahşerin dört atlısını; ilişkilerde görülen ve son aşamada çiftleri ayrılığa götürebilen dört yıkıcı davranış olarak tanımlamıştır. Bu davranışlar ilişki için en az tehlikeliden en çok tehlikeliye doğru; eleştiri, kendini savunma, hakaret ve duvar örme şeklinde sıralanmıştır. Mahşerin dört atlısı olarak adlandırılan bu yıkıcı davranışlar; çiftlerin birbiriyle iletişime geçme girişimlerini sabote etmekte, tartışmalarda iletişimi kötüleştirmekte ve çatışmayı yönetmeyi zorlaştırmaktadır. Sert şekilde başlayan ve genel itibariyle sağlıklı bir çözüme ulaşmayacak olan bir tartışmanın seyri taslak olarak şu şekildedir: Tartışma iğnelemeler ve eleştirilerle başlayıp hakaretlere varır, hakarete uğrayan kişi savunmaya geçer ve taraflar kendilerini korumak, çatışmadan kaçınmak vb. sebeplerle aralarına duvar örer yani sessizliğe gömülürler.

Eleştiri: İlk Atlı ve Ben Dili

Çatışmaları çözümsüzlüğe götüren ve mahşerin ilk atlısı olarak tanımlanan eleştiri, özellikle kişinin karakterini ya da kişiliğini hedef alan ve genelleyici yargılara ulaşan ifadelerdir. Sağlıklı çift iletişimde yakınmaların olabileceği savunulurken, burada kullanılan anlamıyla eleştiri; yapıcı olmayan ve karşı tarafı yargılayan ifadelerdir. Genellikle, “bencilsin, anlayışsızsın.” gibi yargılayıcı ve genelleyici anlamlar taşırlar. Bu yıkıcı davranışın çözüm yolu olarak ben dili kullanımı önerilmektedir. “Anlayışsızsın.” ifadesi yerine “Böyle davrandığında anlaşılmamış hissediyorum.” gibi ifadelerin kullanımının, çatışma çözümünde daha etkili olacağı düşünülmektedir.

Hakaret ve Aşağılama: En Büyük Yordayıcı

Mahşerin ikinci atlısı olan hakaret veya aşağılama, tarafların birbirine saygı duymadığı ve bunu da açık bir biçimde gösterdiği sözlerden ve davranışlardan oluşur. Partnerler asıl olarak karşı tarafa psikolojik olarak acı çektirmeyi hedefler ve tiksinme ifadeleri kullanırlar. Alay etme, lakap takma, küçük düşürücü davranışlar şeklinde görülebilir. Bu davranışların, boşanmanın en büyük yordayıcılarından olduğu ifade edilmektedir. Bu yıkıcı davranışla mücadele biçimi olarak; takdir etme ve saygı gösterme gibi yolların kullanılması ve kişinin kendi duygularını, ihtiyaçlarını tanıması ve tanımlaması önerilmektedir.

Kendini Savunma ve Sorumluluk Alma

Hakaret ve aşağılamaların tetiklediği ve mahşerin üçüncü atlısı olarak tanımlanan kendini savunma tepkisi, çatışmayı daha çok tırmandırır. Savunma tepkisi; sorumluluğu yok sayma, bahane üretme ve karşı atak olarak şikâyete başvurma gibi davranışlarla gözlemlenebilir. Bu tip yıkıcı davranışlarla baş etmek için, eşlerin ortaya konulan problemden payına düşen sorumluluğu alması beklenmektedir. Eşlerin, gündeme getirilen problemi göz ardı edip başka bir kümedeki yanlış davranışa değinerek savunma yapması yerine, problemde kendi sorumluluğu az da olsa onu kabul etmesi çatışmayı azaltabilecek bir davranış biçimi olacaktır.

Duvar Örme: Sessizlik ve İzole Olma

Diğer üç davranışının birikim etkisiyle ortaya çıkan ve mahşerin dördüncü atlısı olarak tanımlanan duvar örme; yalnızlığın, sessizliğin ve eşlerin birbirinden izole olmasının hâkim olduğu bir evredir. İlişkideki duygusal kopukluğu ifade eder. Aslında bu evrede eşler sakin kalmaya ve işlerin daha kötüye gitmemesine uğraşmaktadır. Fakat iletişimin olmadığı böyle bir durumda sakinlik amaçlansa da sonuç kızgınlığın tırmanması şeklinde gözlemlenebilmektedir. Bu nedenle böyle bir sessizlik de yıkıcı bir davranış modeli olarak ele alınır. Duvar örme davranışı; dinlememe ve konuşmaya katılmama, konuşan kişiden bakışlarını kaçırarak başka bir şeye odaklanma veya hızla gözünü başka yöne çevirme gibi farklı şekillerde gözlemlenebilir. Literatürde duvar örme davranışını, daha çok erkek eşlerin sergileme eğiliminde olduğu bulunmuştur. Bunun sebebinin ise, erkeklerin fizyolojik olarak daha fazla tepkisel olma eğiliminde oldukları için çatışma durumundan çekilme doğrultusunda yoğun bir baskı hissetmeleri olduğu düşünülmektedir. Kadınlar, erkeğe göre çatışma durumunu anlamlandırmak için daha fazla senaryo kurgulayarak streslerini azaltabilir. Bu durum da duvar örme ve çatışmadan kaçınma ihtiyaçlarını azaltıyor olabilir. Duvar örme, fizyolojik uyarılmayla yakından ilişkilidir ve kişinin kendini sakinleştirmesi, pasif agresif şekilde görülen duvar örme davranışları önünde engel oluşturabilir.

Gottman Terapisi ve Güçlü İlişki Evi

Gottman terapisine göre; çiftler arasındaki her çatışma çözüme ulaşmayabilir ancak sağlıklı davranışlar kullanıldığında çatışmalar yönetilebilir. Mahşerin dört atlısı olarak tanımlanan yıkıcı davranışlar yerine; uzlaşmaya yönelik istekli olma, suçlayıcı olmaktan kaçınma, çatışmalar esnasında nazik olma, birbirini anlama, sorumluluk alma gibi davranışların geliştirilmesi sağlıklı bir çatışma yönetme süreci sağlar. Bunlara ek olarak, Gottman çift terapisinin temellerinden birini oluşturan “Güçlü İlişki Evi” kavramı ile ilişkilerde olması gereken ve ilişkiyi besleyerek doyuma ulaştıran bazı ilkeler belirlenmiştir. Güçlü ilişki evi, yedi tuğladan yani yedi ilkeden oluşmaktadır. Bunlar; sevgi haritaları oluşturma, ilgi ve beğeniyi paylaşma, birbirine yönelme, olumlu bakış açısı, çatışmayı yönetme, hayalleri gerçekleştirme ve ortak anlam yaratmadır. Bu yedi ilke mahşerin dört atlısı kavramında ele alınan iletişim hatalarının panzehri olarak görülmektedir.

KAYNAKLAR

Anlatan, Ö. (2021). Deneye dayalı bir yaklaşım: Gottman çift terapisi. Aile Psikolojik Danışmanlığı Dergisi, 4(1), 74-93.

Balta, E. B. (2023). Evli bireylerin öfke ifade tarzı ve affetme durumunun incelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya.

Ergül, H. (2017). Evli bireylerde küsme davranışı ile evlilik uyumu ilişkisinin incelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ticaret Üniversitesi, İstanbul.

Gülle, T. (2020). Mahşerin dördüncü atlısı. Türk Kütüphaneciliği, 34(2), 363-365.

Ünal, H. (2024). Evli bireylerde evlilik yaşam doyumu: Evlilik mitleri, psikolojik esneklik ve sosyal medya bağımlılığı değişkenlerine göre bir inceleme. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul.

Ünüvar, I., Karaaziz, M. (2024). Issız Adam filminin Gottman çift terapisine göre analizi: Film analizi. Ases International Journal of Culture, Art And Literature, 3(2), 65-71.

tuğçe şirinoğlu
tuğçe şirinoğlu
2017 yılında Çukurova Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Mesleki ve akademik gelişimimi sürdürmek amacıyla 2025 yılında Aksaray Üniversitesi Çift ve Aile Danışmanlığı bölümünden mezun olarak uzmanlığımı aldım. 2020 yılından bu yana Kocasinan İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Mustafa Kızıklı Sağlıklı Hayat Merkezinde psikolog olarak görev yapıyor ve hizmet vermeye devam ediyorum. Çalışmalarımda hem bireysel hem de çift danışmanlığı yürütüyor, ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolünü kullanıyorum. Sanat terapisi ve oyun terapisi gibi farklı eğitim alanlarına ilgi duyarak, sağaltımda etkili olabilecek çeşitli yöntemleri danışanlarımın ihtiyaçları doğrultusunda bütüncül biçimde ele almaya özen gösteriyorum. Özellikle kaygı ve depresyon gibi tanılarla daha sık çalışırken, birçok semptomun ailevi dinamiklerden de etkilendiğini gözlemlediğim için aile danışmanlığı alanına ayrı bir önem veriyorum. Bu doğrultuda, bireyleri ve aileleri güçlendirici, yol gösterici ve destekleyici yazılarla psikolojik iyi oluşun yaygınlaşmasına katkı sunmayı amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar