Salı, Şubat 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Literatürde Kaygının İçeriği ve Bedensel Yansımaları

Kaygıyı hepimiz günlük hayatımızda az ya da çok deneyimliyoruz. Peki bu duygunun bize etkisi nedir? Kaygılandığımızda nasıl semptomlar kendini gösterir, vücudumuz nasıl tepki verir? Bugünkü yazım aynı zamanda yüksek lisans tezim için üzerinde çalıştığım bir konu olan kaygı üzerine olacak. İlk olarak, kaygı nedir?

Kaygı, gelecekte beklenen tehditlere ilişkin birbirini takip eden düşünceler ve bu düşüncelere eşlik eden olumsuz duygular zinciri olarak tanımlanır (Borkovec, Robinson, Pruzinsky ve DePree, 1983). Kaygılı hissettiğiniz en son anı düşünmenizi rica ediyorum. Vücudunuzda o an neler oldu? Midenizin bulandığını, başınızın ağrıdığını ya da kalbinizin hızlıca çarptığını hissettiniz mi? Kaygı ve somatik semptomlar birbiriyle ilişkilidir; genellikle baş ağrısı, mide ağrısı, kas gerginliği ve yorgunluk gibi fiziksel şikayetler görmek mümkündür. Kumar ve ark.’nın (2019) çalışması, kaygı düzeyinin arttıkça somatik semptomların da arttığını ve özellikle bedensel duyarlılık, sağlık anksiyetesi ve aleksitimi gibi faktörlerin bu ilişkiyi güçlendirdiği gösterilmiştir.

Kaygının İçeriği ve Fiziksel Şikayetler

İlginç bir çalışmadan bahsetmek istiyorum: Pitron ve ark.nın (2024) bulguları göstermektedir ki iklim değişikliği konusunda yoğun kaygı hisseden kişiler, konuyla ilgili olarak sıcaklıkla ilişkili fiziksel semptomlara sahiptir. Yani bu kişiler nefes darlığı ve uyku problemleri gibi semptomlar deneyimlerken sıcaklıkla ilişkili olmayan somatik semptomlar deneyimlememişlerdir. Bu çalışma, kaygının içeriğinin deneyimlediğimiz fiziksel şikayetlerle ilişkili olduğunu destekleyen az çalışmadan biridir. Literatürde bu ilişki yeterince açıklanmamıştır ve bir boşluğun olduğunu söylemek mümkündür.

Peki, kaygının içeriği derken neyden bahsediyoruz? Kaygıyı, kendinde odaklı kaygılar ve dünyaya odaklı kaygılar olarak ikiye ayırabiliriz. Kendine odaklı kaygılar, kişinin kendisi ve yakın çevresiyle ilgili endişeleri ifade ederken; dünyaya odaklı kaygılar, daha geniş toplumsal ya da küresel sorunlara yönelik endişeleri kapsar (Boehnke ve ark., 1998). Yani kişi ekosistemin bozulması ve iklim değişikliği konusunda endişelere sahipse bu kaygı türünü dünyaya odaklı kaygılar olarak adlandırıyoruz. Eğer kişi kendi sağlığıyla ya da başarılı olup olamamasıyla ilgili kaygı duyuyorsa buradaki kaygının içeriği kendine odaklı kaygılar kategorisine girmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Kişi, dünyadaki savaşla ilgili kaygılara sahip olabilir. Fakat bu kaygı kişinin kendisine zarar gelme ihtimalinden oluşmuş olabilir. Bu da yine kendine odaklı kaygı kategorisine girmektedir. Çünkü, ‘savaş dünyaya ve diğer insanlara zarar veriyor’ düşüncesinden ziyade ‘ya savaşta zarar görürsem’ düşüncesi kaygıya sebep olmaktadır. Demografik farklılıkların kaygının içeriğini etkilediği bilinmektedir; örneğin kolektivist kültürlerde aile ve topluma yönelik kaygılar daha yaygınken, bireyci kültürlerde kişisel başarı ve bireysel sağlığa ilişkin kaygılar daha baskın olabilmektedir.

Mikro ve Makro Düzey Kaygıların Etkileri

Kaygının içeriğini ele alacağımız son çalışma olan Boehnke, Schwartz, Strömberg ve Sagiv’in (1998) araştırmasına göre, kişinin kendisi ve ailesiyle ilgili kaygılar (mikro düzey kaygılar), bireyi doğrudan etkilediği için daha güçlü bir tehdit algısı ve kontrol kaybı hissi yaratabilmektedir. Bu nedenle, bu tür kaygılar psikolojik açıdan daha olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmektedir. Buna karşılık, toplum ya da tüm dünyaya ilişkin kaygılar (makro düzey kaygılar) genellikle daha az zararlı bulunmuş ve bazı durumlarda yapıcı ya da olumlu yönler taşıyabildiği belirtilmiştir. Bu tür kaygılar kötü ruh sağlığı ile güçlü bir ilişki göstermemektedir. Bunun olası açıklaması, söz konusu konular üzerindeki kontrolün bireyin elinde olmaması ve dolayısıyla kişisel tehdit algısı daha düşük düzeyde yaşanmasıdır.

Kaygının İşlevselliği ve Problem Çözme

Sizce kaygının başarı olasılığı üzerinde bir etkisi var mıdır? Tallis ve ark.nın (1994) çalışmasında, katılımcıların %83’ü kaygının çevrelerindeki sorunlara çözüm bulmalarına yardımcı olduğuna inandıklarını bildirmiştir. Fakat, daha yüksek düzeyde kaygının problem çözme başarısının azalmasıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Stewart, Chapman ve Davis’e (2024) göre ise, düşük düzeyde kaygı işlevsel olabilmektedir; bireyi harekete geçirerek eyleme geçmesini ve çözüm aramasını teşvik etmektedir. Arbel ve ark.nın (2017) ergenler üzerinde günlük kaygıyı inceleyen çalışmasına göre de, düşük seviyede günlük kaygıların mutlaka kişi için zararlı olmamaktadır; hatta kısa vadede hafif düzeyde koruyucu bir işlev görmektedir. Ancak yüksek düzeyde kaygı, yüksek fizyolojik stres tepkiselliği ile birlikte görüldüğünde, genç yetişkinlikte daha fazla fiziksel sağlık semptomunu yordadığı bulunmuştur. Özetle, düşük düzeyde ve süreklilik göstermeyen kaygı bireyi harekete geçirdiği için motive edici ve işlevsel bir rol oynayabilmektedir.

Kaynakça

 Arbel, R., Shapiro, L. S., Timmons, A. C., Moss, I. K., & Margolin, G. (2017). Adolescents’ daily worry, morning cortisol, and health symptoms. Journal of Adolescent Health, 60(6), 667–673. https://doi.org/10.1016/j.jadohealth.2017.01.007 Boehnke, K., Schwartz, S. H., Stromberg, C., & Sagiv, L. (1998). The structure and dynamics of worry: Theory, measurement, and cross-national replications. Journal of Personality, 66(5), 745–782. https://doi.org/10.1111/1467-6494.00031 Borkovec, T. D., Robinson, E., Pruzinsky, T., & DePree, J. A. (1983). Preliminary exploration of worry: Some characteristics and processes. Behaviour Research and Therapy, 21(1), 9–16. https://doi.org/10.1016/0005-7967(83)90121-3 Kumar, V., Avasthi, A., & Grover, S. (2019). Correlates of worry and functional somatic symptoms in generalized anxiety disorder. Industrial Psychiatry Journal, 28(1), 29–36. https://doi.org/10.4103/ipj.ipj_31_19 Pitron, V., Lemogne, C., Clayton, S., Léger, D., Van den Bergh, O., & Witthöft, M. (2024). Climate change anxiety and its association with somatic symptom distress and idiopathic environmental intolerances: A cross-sectional study. Journal of Psychosomatic Research, 187, 111937. https://doi.org/10.1016/j.jpsychores.2024.111937 Stewart, A. E., Chapman, H. E., & Davis, J. B. L. (2024). Anxiety and worry about six categories of climate change impacts. International Journal of Environmental Research and Public Health, 21, 23. https://doi.org/10.3390/ijerph21010023 Tallis, F., Eysenck, M. W., & Mathews, A. (1992). A questionnaire for the measurement of nonpathological worry. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 60(1), 19–25. https://doi.org/10.1037/0022-006X.60.1.19

Ezgi Hadzhayomeroglu
Ezgi Hadzhayomeroglu
Ezgi Hadzhayomeroglu, psikolog ve yazar olarak psikoloji alanında bireylerin ruh sağlığını desteklemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Almanya’da ikamet eden Ezgi, mesleki gelişimini uluslararası düzeyde sürdürmekte; Türkçe, İngilizce ve Almanca kaynaklardan çeşitli eğitimler almaktadır. Leiden Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programına başlayacak olan Ezgi, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), kişilerarası dinamikler, psikolojik dayanıklılık ve iyi oluş konularına odaklanmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi ekollerinde çalışmalarını yürütmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar