“Gerçekte psikoloji anlamındaki bir rahatlamanın sonucunda kendini kontrol edebilir, sana yetecek olanı bilebilir ve salt duygusal veya akılsal ihtiyaçlarını planlayabiliyorsun. Bir suni enjekte modeli değildir; bu bir doğal enjekte ya da detoks modelidir.’
Pekâlâ, gelir mi her yoğunluktan sonra bir güzel son? Sanmıyorum. Neden mi? Çünkü hiçbir şekilde bir fırsat bulup rahat olamıyorsun aslında veya olanı kabullenemiyorsun! Gün boyunca işle geçirdiğin bütün vaktini şimdide “işim bitti, oh ne güzel, evime gidip bir güzel rahat dinleneyim.” Diyorsundur muhtemelen. Evli olanlar muhtemelen evde işlerin yolunda gittiğini düşünecektir. Bekâr olanlar ise birazcık eğleneceğini düşünüyor ve muhtemel ki “ne yapayım da kafamı dağıtayım” diye kara kara düşünüyordur. Yani kısaca böyle özetleyelim.
Dinlendiğini Düşünüyor Musun?
Peki evine ya da dinlenmek için gittiğin herhangi bir mekânında dinlendiğini mi düşünüyorsun? Evet, bu sefer gerçekte bedenini dinlendiriyorsundur, ama bütün bedeninin asıl sisteminin ana parçası olan beyin sistemini dinlendiremiyorsundur. Peki bunu dinlendirmek senin elinde mi? Ya da bedeni dinlendirip fakat bu ana parçayı dinlendiremiyorsan bunun adı kendini rahatlatmak veya dinlendirmek mi oluyor? Sence dinlenmek veya kendinin rahat olması ne anlama gelmektedir? Gel bir de psikolojik anlamdaki bu ‘rahatlamak’ kavramının anlamına bakalım. Rahatlamak: Vakit ayırarak, olumlu duygular bırakarak, halinden memnun kalarak, geçmişten gelen bütün olumsuzlukları geride bırakarak ve bütün bunlardan sonra derin odaklanarak dinlenmek demektir. Tabidir ki rahatlamanın gerçekteki karşılığı dinlenmektir. Dinlenmek zihni dinlendirmektir.
Sırf Salt Kendimiz için Dinleniyor Muyuz?
Evet, bizler gerçekte bütün iş yoğunluğumuzun sonunda gerçekten rahatlıyor muyuz? Gerçekte dinlenmiş oluyor muyuz? En başından başlayalım şimdi. Sadece kendimize dinlenmek için, kendimizi dinlemek, hissetmek veya kendimizi kendimizde bularak vakit ayırıyor muyuz? Sırf başta kendimiz için olumlu duygular yaratıyor muyuz? Gerçekten sırf sadece kendimizi düşünmemiz açısından halimizden memnun olduğumuzu onaylıyor muyuz? Geçmişten gelen bütün olumsuzlukları sırf sadece kendimiz için tüm bunlara gerçekten bir elveda diyerek orada, arkamızda bırakıyor muyuz? Bütün varlığımıza binaen, salt duygularımıza, düşüncelerimize gerçek kadim benlik yapımıza derinden odaklanıyor muyuz?
O halde büyük bir iddiaya girelim ki bunlardan sadece bir tanesini bile yapmaya ya vaktimiz, imkânlarımız ya da ortamımız veyahut karakterimiz uygun değildir. Kimimizin ortamı, bazılarımızın karakteri ve bir çoğumuzun ise vakti yoktur. Hatta şunu dahi düşünenler olacaktır aranızda: “Bunu yapacağıma giderim sporumu, doğa yürüyüşümü yaparım.” Bundan da öte “giderim müzik dinlerim, film izlerim ya da arkadaşlarımla dışarda bir şeyler içeriz, laflaşır, eğlenir ve oyun oynarız…” Peki bazılarınıza göre bu mu dinlenmek? Evet, bunu yaptığınızda bedeniniz dinleniyor, ama bunun ana parçası, merkezi olan beyniniz-zihniniz dinleniyor mu? Hayır, asla!
Sadece beyniniz-zihninizin dinlenmesi de söz konusu değil, kendinizi, kadim benliğinizi anlamanız bağlamında hiçbir şekilde kendinizi rahatlamış, tanımış ya da kendinize yetkin olmanız açısından asla rahatlamış olmazsınız. Çevrenizde olup bitenlere karşı tam anlamıyla kendinizi yetkin göremezsiniz, empati yeteneğinizi geliştiremezsiniz ve duygusal olanı, duygusal ve akılla uyumlu olanı da akılla çözemezsiniz. Bu tür bir denge için genelde mücadele ruhunuz eksik kalacaktır. Spor yapmak gibi bir sürü egzersizler konusunda kendinizi dinlendiğinizi sanıyorsanız bunlar sadece bir beden egzersizidir ve beyni onaylama noktasında bir eylem değildir. Kendinizi olumlama, onaylama yönünde beyninizi buna göre hazır ettiğiniz bir eylemdir. Oysa gerçekte sadece psikoloji anlamındaki bir rahatlamanın sonucunda kendinizi kontrol edebilir, size yetecek olanı bilebilir ve salt duygusal veya akılsal ihtiyaçlarınızı planlayabiliyorsunuz. Bir suni enjekte modeli değildir. Bu bir doğal enjekte ya da detoks modelidir.
Psikolojik Rahatlamanın Maddi ve Manevi İmkânlarla Alakası Var Mıdır?
Gerçekten de bizler sadece maddi imkânlarımız değil manevi imkânlarımızın da sınırlı olması bakımından kendimizi bu tür bir psikolojik rahatlamaya tabi tutamıyoruz. Çünkü sürekli birilerine bağlı yaşıyoruz. Bu da işin gerçeğidir ki buna ne kadar yönelmek istesek de bizimle iletişim halinde olmaları dâhilinde bu süreci ya sürekli erteleyerek ya da yapamayız diyerek bunu bir rutin haline getiremiyoruz! Getirsek bile kendimizi tanıma, bilme noktasında yeteri kadar bir rahatlama olmayacaktır. Ancak bir insanın gerçekten kendini tanıma noktasında ya da gerçekten bir dinlenmeye, rahatlamaya ihtiyacının olduğunu bilmesi ve bununla irade gücünü tamamlaması “tabi buna hazırım, bu benim işime yarar” deyip azimli davranması sonucunda tekrarlanabilir bir süreç yani rutin haline gelebilir. Bu, insanın kendini özümsemesi ve diğer başka insanlara karşı tutumlarını bilmesi ya da diğer başka insanları tanıyabilmesi açısından dikkate değer bir konuysa bu psikolojik rahatlama tekrarlanan bir süreç haline gelebilir.


