Çarşamba, Nisan 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkilerde Söylenmeyeni Duymak

İlişkilerimizde hepimiz zaman zaman eksik parçaları kendi zihnimizle tamamlarız. Bazen de bir hareketten, söylenen bir şeyden, hatta söylenmeyen bir şeyden bile çıkarımlar yapıyor olabiliriz. Ben bunu ‘ilişkilerde söylenmeyeni duymak’ şeklinde tanımlıyorum. Çoğu zaman yapılan bir şey, yapılırken aslında çok anlam ifade etmese de buna anlamlar yükleyebiliyoruz. Bir mesaja geç cevap verildiğinde ‘Acaba yanlış mı davrandım? Benden soğudu mu? Mesajlarım onu bıktırdı mı?’ sorusu zihnimizde belirebiliyor. Ya da kısa cevaplar aldığımızda aynı düşünceler zihnimizi kurcalayabiliyor. Bu örnekler, aslında yapılan bir eylemden ortaya çıkan çıkarımlar. Bir de yapılmayan, söylenmeyenler var… İnsan beklenti içine girdiğinde ve o beklenti gerçekleşmediğinde buna daha fazla anlam yükleyebiliyor. ‘Bugün bana gününden bahsetmedi, acaba artık onu yoruyor muyum?’ gibi düşünceler gün yüzüne çıkabiliyor. Bu sadece romantik ilişkilerde değil; arkadaşlık ilişkileri, ailevi ilişkiler, iş ilişkileri gibi ortamlarda da karşılaşabildiğimiz bir durum. Örneğin bir arkadaşımızdan beklediğimizi alamadığımızda ‘Eskisi kadar yakın değil miyiz?’ düşünceleri zihnimizi kurcalayabiliyor.

Çıkarımların İlişkiler Üzerindeki Etkisi

Bu durum her birimizin başına gelebiliyor olsa da olaylardan çıkarımlarda bulunup buna göre hareket etmek her zaman işlevsel bir davranış biçimi olmayabiliyor. Bu durum, bizi ‘overthinking’e ya da felaketleştirmeye götürebiliyor. Karşımızdaki insana davranışının sebebini ya da düşüncelerinin ne olduğunu sormadan çıkarımlarda bulunmak bizi çıkmaza sokabilir. Belirsizliğe tahammül etmekte zorlandığımız için bu tür varsayımlara yönelebiliyoruz. Zihnimiz, net olmayan bir durumu hızlıca anlamlandırmak ister. Dolayısıyla elimizde yeterli veri olmadan, sadece gördüklerimize değil aynı zamanda görmediklerimize de anlam yüklemeye başlarız ve bazı varsayımlarda bulunuruz. Bu varsayımlar gerçeği yansıtmıyor olsa bile gerçekmiş gibi hissettirir ve ilişkilerimizi zedeleyebilir. Oysa şunu unutmamak gerekir ki her davranışın altında bizim düşündüğümüz sebep yatmıyor olabilir. Düşündüğümüzden çok daha farklı, belki çok daha basit ya da karmaşık sebepler olabilir. Eğer bunu göz önünde bulundurarak düşüncelerimiz üzerinde kontrol sahibi olabilirsek, yaptığımız bu çıkarımlara daha mesafeli yaklaşabiliriz.

Neden Varsayımlarda Bulunuruz?

Peki, biz bu çıkarımları neden yapıyoruz? Bu sorunun birçok cevabı olabilir. Kendi deneyimlerimi göz önünde bulundurduğumda aklıma birkaç senaryo geliyor. Bunlardan bazıları geçmiş deneyimler. Bir arkadaşımız ya da romantik ilişkimiz, bana kısa cevaplar vermeye başladıktan bir süre sonra benimle iletişimi kestiğinde; aynı şey başıma tekrar geldiği zaman ‘Yine aynısı olacak’ düşüncesine kapılabiliyoruz. Ya da içerisinde bulunduğumuz durumu kontrol edemediğimizde yine kendimizi bu düşüncelere sürükleyebiliyoruz. Yanlış anlaşılma hissiyatı, değer görmeme korkusu gibi insani hisler de bizim olmayan şeyleri olmuş gibi varsaymamıza sebebiyet verebiliyor. Bu, daha çok bizimle ilgili bir süreç. Dolayısıyla buna ‘dur’ demek için ne yapmamız gerektiği de aslında çoğunlukla bizimle ilgili. Eğer bu durumu fark etmezsek, ilişkideki iletişim zayıflayabilir, yanlış anlaşılmalar artabilir ve kişilerarası kırgınlıklar oluşabilir. Karşı taraf bizim ne düşündüğümüzü bilmezse, o da ‘duyulmamış şeyleri duymaya’ başlayabilir. Böylece bu süreç artık iki taraflı hale gelebilir. Bu da yine aramızdaki ilişkiyi zedeleyen bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Sağlıklı Bir İletişim için Çözüm Yolları

Bu durumu tamamen durdurmak zor olabilir. Ama farkındalığımız arttığında kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bu çıkarımı ben mi yaptım yoksa bu düşüncem gerçek mi? Bu soruyu cevaplayabildiğimizde davranışımız da ona göre şekillenebiliyor. Bu durumda benim için en işlevsel yol, iletişime açık bir şekilde karşı tarafı dinlemek ve düşüncelerimizden bahsetmek gibi görünüyor. Aynı şekilde kendi düşüncelerimizi, rahatsız olduğumuz ya da sevdiğimiz şeyleri de karşımızdaki ile paylaşmak daha uygun olacaktır. Örneğin benim için bir insanın mesajlarına geç dönmesi problem değildir, fakat karşı taraf için bu önemli bir şey olabilir. Dolayısıyla her türlü ilişkide, o ilişkiden beklentilerin ne olduğu iki taraf için de net olmalıdır. Bu şekilde kendi iç dünyamızı okuyup çıkarımlarda bulunmaktansa karşımızdaki insanı tanıyıp ona göre davranabiliriz.

Sonuç olarak ilişkiler varsayımlar üzerine kurulduğunda değil, iletişim üzerine kurulduğunda daha güvenli hale gelir. İlişkilerimizin temellerinin sağlamlığı, karşımızdaki ile iletişimimizin ne derece açık olduğuna göre şekillenebilir. Tabii ki bu durum, kriterlerden sadece bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. İlişkilerin dinamiğini etkileyen birçok faktör karşımıza çıkabilmektedir. Fakat bizim netliğimiz, güven duygusunu pekiştirir. Bu da ilişkideki temellerin sağlamlaşmasına yardımcı olur. Çoğu zaman sorun, aslında yaşanan durum değil; bizim o duruma yüklediğimiz anlamdır. Belki de bazen yapmamız gereken şey, zihnimizin anlattığı hikâyeye hemen inanmak yerine, o hikâyeyi bir süre sorgulamaktır.

neslişah ercan
neslişah ercan
Psikolog Neslişah Ercan, 2023 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji bölümünden onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans eğitimi süresince Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile özel psikolojik danışmanlık merkezlerinde stajyer psikolog olarak görev almış; klinik gözlem ve uygulamaya yönelik deneyim kazanmıştır. Aynı zamanda araştırma ve yayın koordinatörlüğü kapsamında çeşitli platformlarda ekip üyesi olarak görev almış; basın-yayın ve halkla ilişkiler alanında çalışmalar yürütmüştür. Mesleki gelişimini desteklemek amacıyla Psikodinamik Psikoterapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi ve Çocuk Objektif Testleri eğitimlerini tamamlamıştır. Mesleki gelişimine yönelik eğitim ve çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar