Başkalarına ‘evet’ derken, aslında fark etmeden kaç kez kendimize ‘hayır’ diyoruz? Her gece başımızı yastığa koyduğumuzda, başkalarının mutluluğu için kendi iç huzurumuzdan ne kadar çok kaçırıyoruz. Çoğu zaman bunu bir zorunluluk gibi yaşıyoruz: uyum sağlamak, sorun çıkarmamak, herkese iyi görünmek fakat tüm bunların sonunda en çok ihmal edilen kişi yine biz oluyoruz.
Maske Takmak ve Benliğe Yabancılaşma
Herkesi memnun etmeye çalışmak maske takmak gibidir her gün başkasının hayatını yaşamaktır ve maske takmak zamanla tercihten çıkar ve günlük hayatta kullandığımız bir giysimiz olur artık çünkü farklı ortamda farklı karakterlere bürünürüz. Ayrıca fark etmeden kendimizi sürekli başkalarının beklentilerine göre şekillendiririz. Örneğin arkadaş grubunda eğlenceli bir karakter olmak, aile içinde ise sessiz ve uyumlu kalmak. Bu maskeler bir süre sonra seçim olmaktan çıkar ve bir alışkanlık haline gelir. Kendi duygularımızı bastırırken başkalarının beklentilerine göre şekil alırız. Kendi içsel görüşlerimizi, hislerimizi, öfkemizi bastırıp dışarıya her ortama aşırı uyumlu, cana yakın ve hep güler yüzlü olarak yansıtırız fakat bunun bir yorgunluk yaratacağını bilmeden yaparız. Bu yorgunluk fiziksel yorgunluğa neden olur. Ardıç ve Polatcı’ya (2009) göre tükenmişlik fiziksel anlamda öncelikle hafif belirtilerle kendini gösterir; yorgunluk, bitkinlik hissi, baş ağrısı, uyuşukluk ve uyku bozuklukları sıklıkla görülür. Ayrıca ruhumuzun nefes alamamasına da neden olur. Sürekli maske takarak kendin olamamak insanı kendi benliğinden uzaklaştırır zamanla benliğine yabancı olur. Bu da zamanla günlük yaşamı daha da zor ve stresli hâle getirir.
Peki Biz Neden Böyle Davranırız?
Çoğu zaman bu durumun nedeni onay ihtiyacı, koşullu sevgi, sınır ihlali ve öğrenilmiş uyumdan kaynaklanır. Çocuklukta sürekli onay almak, sessiz kalmak ya da uyumlu olmak öğretilmiş olabilir. Örneğin uyumlu olursan takdir edilirsin, şımarmazsan, sessiz olursan sevilirsin düşüncesi empoze edilmiştir. Bu durum, yetişkinlikte otomatik olarak evet dememize yol açar. Ama artık bilinçli bir seçim yapabiliriz; hangi ilişkilerde gerçekten kendimizi göstermek istediğimizi belirleyebiliriz. Bu yüzden bugün başkalarını memnun etmek bizim hayatta kalma stratejimiz olmuştur fakat bu strateji sınır çizememe ya da zor da olsa çizdiğin sınırları ihmal etmelerine ses çıkaramayan bireyler olmamıza neden olmuştur. Bu durumların hepsi gitgide içimizde bir boşluk oluşturur ve bu boşluk tükenmişlik hissine neden olur.
Hayır Demeyi Öğrenmek: Özsaygının İlk Adımı
Peki bu içsel boşluğu nasıl doldurabiliriz ve bu döngüden nasıl çıkabiliriz? Öncelikle başkalarına hayır demenin bir bencillik değil özsaygı olduğunu bilmelisin ve bu durumu kabullenmelisin ardından düşünmelisin ki birine hayır dediğinde kendine, huzuruna, mutluluğuna evet diyorsun. Bu süreçte birçok insan hayatından çıkacaktır bil ki onlar, senden sadece rahatlık gördüğünden dolayı sevgi aldığın insanlardır ve bu insanları kaybetmen senin için bir kayıp olmamalı aksine sırtından inen bir yük olarak görmelisin.
Sonuç
Başkalarının mutluluğuna neden olmaya çalışırken kendi mutsuzluğuna neden olmamalısın. Unutma ki sen başkalarını memnun ettiğin sürece değerli değilsin aksine sen ‘sen’ olduğun için değerlisin. Hayatta sınırlar çizmek insanlar ile arana duvar örüp asosyal olmak değil aksine kendi çizgilerini koruyarak özgürlüğünü korumaktır. Sınırlarını çizmeyen her birey başkalarının beklentilerine mahkum olur. Maskeleri bir kenara bırakıp, kendi duygularını, hislerini bir maskenin ardına gizlemeden yansıttığın sürece yani kendi gerçekliğin ile barıştığında iç huzur oluşacaktır.
Kendine şu soruları yönelt: “Bugün kendine hangi konuda hayır diyebilirsin?” “Hangi ilişkilerde sürekli kendini ihmal ediyorsun?” “Hangi durumlarda kendi sınırlarını yok sayıyorsun”
Düşün ve küçük de olsa bir adım at. Belki bir arkadaşının isteğine ‘hayır’ diyebilirsin, belki de iş yerinde sınırını netleştirebilirsin. Önemli olan, kendine verdiğin değeri hatırlamak ve kendi ihtiyaçlarını fark etmek. Küçük adımlar, zamanla daha güçlü sınırlar oluşturmanı sağlar ve kendi benliğinle barışmanı kolaylaştırır. Unutma, her hayır aslında kendine, huzuruna ve mutluluğuna bir ‘evet’tir. Bugün kendin için bir şey yap: sürekli başkaları için gönül rahatlığı ile söylediğin evet’i kendin için kendi özgürlüğün ve sınırların için kullan.
Kaynakça
Ardıç, K., & Polatcı, S. (2009). Tükenmişlik sendromu ve madalyonun öbür yüzü: İşle bütünleşme. Issue 32, 21–46. https://izlik.org/JA44UA99JX

