Çarşamba, Şubat 4, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ekolojik Kaygı: İklim Değişikliğinin Psikolojik Yükü

Giriş

İklim değişikliği, 21. yüzyılın en kritik küresel sorunudur. Bilimsel veriler, ekosistemlerdeki geri dönüşü olmayan değişimleri ve insan faaliyetlerinin yıkıcı etkilerini sürekli belgelemektedir. Bu fiziksel gerçekliğin yanı sıra, iklim krizinin insan psikolojisi üzerinde derin ve karmaşık etkileri olduğu giderek daha fazla kabul görmektedir. Amerikan Psikoloji Derneği (APA), iklim değişikliğinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini “kronik çevresel stres faktörü” olarak tanımlamaktadır (Clayton vd., 2017). Bu makalede, “ekolojik kaygı” (eco-anxiety) olarak adlandırılan bu psikolojik fenomenin tanımı, klinik görünümü, altında yatan bilişsel ve duygusal süreçler ile bireysel ve kolektif başa çıkma stratejileri literatür ışığında ele alınacaktır.

Ekolojik Kaygı: Tanım ve Klinik Çerçeve

Ekolojik kaygı, iklim değişikliği ve ekolojik krizin neden olduğu veya şiddetlendirdiği kronik korku, çaresizlik, suçluluk ve gelecek belirsizliği hissi olarak tanımlanabilir (Albrecht, 2011). APA ve dünyanın önde gelen psikiyatri dernekleri, bu durumu resmi bir tanı (DSM-5’te yer alan bir bozukluk) olarak sınıflandırmasa da, insan refahı üzerindeki etkisinin “iklimla ilişkili sıkıntı” (climate-related distress) başlığı altında ele alınması gereken gerçek ve yaygın bir deneyim olduğunu kabul etmektedir (Doherty & Clayton, 2011).

Klinik belirtiler, geleneksel anksiyete bozukluklarıyla örtüşebilir: huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku bozuklukları ve sürekli bir endişe hali. Ancak ekolojik kaygının ayırt edici özelliği, tetikleyicisinin kişisel ya da içsel bir tehditten ziyade, küresel, sistematik ve büyük ölçüde kontrol dışı görünen bir kriz olmasıdır. Bu, varoluşsal bir boyut katar; birey, kendi geleceği, çocuklarının geleceği ve türün devamlılığı konusunda derin bir belirsizlik yaşar (Pihkala, 2020).

Psikodinamik ve Bilişsel Temeller

Ekolojik kaygının altında yatan psikolojik süreçler çok katmanlıdır:

  1. Çaresizlik ve Kontrol Kaybı Hissi: İklim değişikliğinin ölçeği ve karmaşıklığı, bireyi eylemsizliğe iten ezici bir çaresizlik duygusuna yol açabilir. Bu, öğrenilmiş çaresizlik modeliyle (Seligman, 1972) paralellik gösterir.

  2. Ekolojik Yas (Ecological Grief): Cunsolo ve Ellis (2018), ekosistem kaybı, türlerin yok oluşu ve tanıdık manzaraların değişimi karşısında hissedilen derin bir yas ve hüzün olarak “ekolojik yası” tanımlamaktadır. Bu yas, kaybın belirsizliği ve kaçınılmazlığı nedeniyle karmaşık bir nitelik taşır.

  3. Ahlaki Çatışma ve Suçluluk: Birey, kendi karbon ayak izinin farkında olarak, bireysel tüketim alışkanlıkları ile küresel sorumluluk arasında bir ahlaki gerilim yaşayabilir. Bu, “iklim suçluluğu” (climate guilt) olarak adlandırılan bir duygu durumuna yol açabilir (Macy & Johnstone, 2012).

  4. Varoluşsal Tehdit: İklim krizi, temel güvenlik ve süreklilik ihtiyaçlarımızı tehdit ederek varoluşsal kaygıyı (Yalom, 1980) tetikler. Gelecek planları anlamsızlaşabilir ve “dünyasal umutsuzluk” (solastalgia) (Albrecht, 2011) hissedilebilir.

Dayanıklılık ve Başa Çıkma Stratejileri: Bireyden Kolektife

Ekolojik kaygıyı patolojik bir durum olarak değil, ekolojik bir tehdide verilen anlaşılır bir psikolojik tepki olarak çerçevelemek önemlidir. Bu, çözüm odaklı bir yaklaşımı mümkün kılar. Etkili başa çıkma stratejileri şunları içerebilir:

  • Anlamlı Eylem (Active Hope): Macy ve Johnstone’nun (2012) vurguladığı üzere, kaygıyı harekete dönüştürmek güçlendiricidir. Bireysel (tüketim alışkanlıklarını değiştirme) veya kolektif (iklim hareketlerine katılma) eylemler, çaresizlik duygusunu azatır ve öz-yeterliliği artırır.

  • Toplulukla Bağ Kurma: Yalnız olmadığını bilmek ve benzer kaygıları paylaşan bireylerle dayanışma içinde olmak, yükü hafifletir. İklim destek grupları bu anlamda önemli bir işlev görür.

  • Doğayla Yeniden Bağlantı: Doğada zaman geçirmek (ecotherapy), sadece stresi azaltmakla kalmaz, aynı zamanda savunmak istediğimiz şeyle duygusal bir bağ kurmamızı sağlar.

  • Psikolojik Esneklik (Psychological Flexibility): Korkutucu düşünceler ve duygularla mücadele etmek yerine, onları kabul edip değerler doğrultusunda hareket etmeye odaklanmayı içeren Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ilkeleri, ekolojik kaygıyla baş etmede umut vaat etmektedir (Fraser vd., 2022).

  • Medya Diyeti: Sürekli felaket haberi alımını sınırlamak, haber kaynaklarını güvenilir ve çözüm odaklı olanlardan seçmek, duygusal tükenmeyi önleyebilir.

Sonuç

Ekolojik kaygı, patolojik bir bozukluktan ziyade, sağlıklı bir gezegene duyulan ihtiyacın ve mevcut tehdide dair farkındalığın psikolojik bir tezahürüdür. Klinik psikoloji ve psikiyatrinin, bu yeni ve kolektif stresörü anlamak ve bireyleri desteklemek için araçlar geliştirmesi gerekmektedir. Nihai çözüm, bireysel psikolojik sağlamlığın ötesinde, sistematik iklim eylemi ve adil bir sosyo-ekolojik dönüşümdür. Psikolojinin rolü, bu geçiş sürecinde bireylerin kaygıyı felç edici bir güç olmaktan çıkarıp, değişim için bir katalizöre dönüştürmelerine yardımcı olmaktır. Gezegenin sınırlarıyla uyumlu, anlamlı bir yaşamın psikolojik temellerini inşa etmek, 21. yüzyıl psikolojisinin en acil görevlerinden biridir.

Kaynakça

  • Albrecht, G. (2011). Chronic environmental change: Emerging ‘psychoterratic’ syndromes. In I. Weissbecker (Ed.), Climate change and human well-being (pp. 43- 56). Springer.

  • Clayton, S., Manning, C. M., Krygsman, K., & Speiser, M. (2017). Mental health and our changing climate: Impacts, implications, and guidance. American Psychological Association.

  • Cunsolo, A., & Ellis, N. R. (2018). Ecological grief as a mental health response to climate change-related loss. Nature Climate Change, 8(4), 275-281.

  • Doherty, T. J., & Clayton, S. (2011). The psychological impacts of global climate change. American Psychologist, 66(4), 265-276.

  • Fraser, J., Pakenham, K. I., & Scott, A. J. (2022). Psychological flexibility moderates the relationship between climate change concern and climate-related distress. Journal of Contextual Behavioral Science, 25, 1-9.

  • Macy, J., & Johnstone, C. (2012). Active hope: How to face the mess we’re in without going crazy. New World Library.

  • Pihkala, P. (2020). Anxiety and the ecological crisis: An analysis of eco-anxiety and climate anxiety. Sustainability, 12(19), 7836.

  • Seligman, M. E. (1972). Learned helplessness. Annual Review of Medicine, 23(1), 407-412.

  • Yalom, I. D. (1980). Existential psychotherapy. Basic Books.

Ayşegül Nacar
Ayşegül Nacar
Ayşegül Nacar, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimine devam eden bir son sınıf öğrencisidir. Akademik ilgisi, kuramsal psikoloji ile uygulamalı alanlar arasındaki köprüyü kurmaya yöneliktir. Bernini Psikoloji Kurumu’nda üniversite temsilcisi olarak görev almakta ve mesleki gelişimini seminerler, eğitimler ve bilimsel etkinliklerle desteklemektedir. Çalışmalarında psikolojinin bireysel ve toplumsal boyutlarını bir araya getirerek, hem akademik dünyaya hem de sahaya katkı sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar