Hiç çocuğunuzun başladığı bir işi tamamlamadığından, dikkatin sürekli başka işlere kaydığından ve günün sonunda her şeyin yarım kaldığından şikâyet ettiğiniz oldu mu? Ya da bunu kendiniz için düşündüğünüz anlar yaşadınız mı? Peki size bu durumun isteksizlikten, tembellikten ya da sorumsuzluktan değil; beynin davranışı başlatma ve sürdürme sistemleriyle ilgili bir farklılıktan kaynaklanabileceği söylenseydi, hâlâ aynı yerden bakar mıydınız?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çoğu zaman yalnızca “dikkat dağınıklığı” kavramıyla ele alınır. Oysa klinik ve nöropsikolojik açıdan bakıldığında, DEHB’de temel sorun dikkatin kaybolması değil, dikkatin düzenlenmesidir. DEHB, beynin gelişim süreciyle ilişkili nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanır. Özellikle planlama, önceliklendirme, davranışı başlatma, sürdürme ve durdurma gibi yürütücü işlevlerden sorumlu olan prefrontal korteks işlevlerinde belirgin farklılıklar görülür. Bu durum, kişinin ne yapacağını bilmemesinden çok, bildiğini davranışa dönüştürmekte zorlanmasıyla ilişkilidir.
DEHB, dikkatle ilgili güçlükler, dürtü kontrolünde zorlanma ve hiperaktivite ile karakterize, çocukluk çağında en sık görülen nörogelişimsel bozukluklar arasında yer alır. Erken çocukluk döneminde belirtiler çoğunlukla bir etkinliği sürdürememe şeklinde ortaya çıkarken, okul yıllarında dikkati ders boyunca koruyamama ve akademik görevlerde zorlanma ön plana çıkar. Ergenlik dönemine gelindiğinde ise organizasyon becerileri, zaman yönetimi ve davranışsal düzenleme alanlarındaki güçlükler daha belirgin hâle gelir.
Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Belirtiler
Çocuklarda dikkat eksikliği; bir göreve odaklanmakta ve dikkati sürdürmekte zorlanma, yapılan işlerde sık hata yapma ve başlanan etkinlikleri tamamlayamama ile kendini gösterir. Bu çocuklar, ilgi duydukları etkinliklerde dikkati daha uzun süre sürdürebilirken, ilgi çekici olmayan görevlerde hızla sıkılabilirler. Yönergeleri takip etmekte zorlanmaları, çok adımlı görevleri yarım bırakmaları, dağınıklık, unutkanlık ve eşyalarını sık kaybetme günlük işlevselliği olumsuz etkiler. Çevresel uyaranlara karşı aşırı hassasiyet nedeniyle dikkatleri kolayca dağılır ve dikkat dağıldıktan sonra yeniden göreve dönmekte zorlanabilirler. Bu tablo çoğu zaman isteksizlik olarak yorumlansa da, temelinde yürütücü işlevlerin düzenlenmesindeki güçlükler yer alır.
Genetik ve Biyolojik Temeller
DEHB’nin ortaya çıkışına ilişkin yaygın görüş, bu durumun büyük ölçüde doğuştan gelen ve genetik temelli bir nörogelişimsel farklılık olduğudur. Aile ve ikiz çalışmaları bu görüşü desteklemektedir. DEHB tanısı bulunan ebeveynlerin çocuklarında bu tanıya daha sık rastlanması ve tek yumurta ikizlerinde eş tanı oranının çift yumurta ikizlerine kıyasla belirgin biçimde yüksek olması, genetik aktarımın güçlü olduğunu göstermektedir. Özellikle dopamin ve norepinefrin sistemleriyle ilişkili genlerin bu süreçte önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Bu sistemler dikkat, uyanıklık ve bilişsel kontrol süreçlerinde kritik işlevler üstlenir.
Beyin görüntüleme çalışmalarında DEHB olan bireylerde, dikkat ve davranış kontrolünden sorumlu olan bazı beyin bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar saptanmıştır. Özellikle prefrontal bölge, beyincik ve bazı alt beyin bölgelerinde hacim ve etkinliğin görece daha düşük olduğu görülmektedir. Bu bölgelerde kan akışı ve enerji kullanımının azalması, dikkat ve davranış düzenleme süreçlerindeki güçlüklerle ilişkilendirilmektedir. Ayrıca dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin DEHB’li çocuklarda daha düşük düzeylerde bulunması, bozukluğun biyolojik temelini destekleyen önemli bulgular arasındadır.
Çevresel Risk Faktörleri
DEHB’nin gelişiminde çevresel etkenler de göz ardı edilmemelidir. Erken doğum, gebelik döneminde sinir sistemini etkileyen fiziksel zararlar, annenin gebelik öncesi ve sırasındaki sağlık durumu ile sigara, alkol veya madde kullanımı risk faktörleri arasında yer almaktadır. Doğum sırasında yaşanan bazı komplikasyonların da DEHB riskini artırabileceği düşünülmektedir. Buna karşılık, anne sütüyle beslenmenin DEHB açısından koruyucu bir etki sağlayabileceğini gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Ayrıca erken dönemde yaşanan kayıplar, ayrılıklar, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki sorunlar ve olumsuz aile tutumları da DEHB’nin ortaya çıkışında etkili olabilmektedir.
Sonuç ve Yaklaşım Biçimi
Sonuç olarak DEHB, tek bir nedene indirgenemeyecek; biyolojik yatkınlık, genetik faktörler ve çevresel koşulların etkileşimiyle şekillenen çok boyutlu bir nörogelişimsel durumdur. Erken fark edilmesi ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, bireyin yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra toplum sağlığı açısından da büyük önem taşımaktadır.
Ek olarak vurgulanması gereken önemli bir nokta, DEHB belirtileri gösteren çocuklara ve yetişkinlere yaklaşım biçimidir. Bir davranışı “tembellik”, “ilgisizlik” ya da “sorumsuzluk” olarak etiketlemeden önce, bu davranışların altında yatan nedenleri anlamaya yönelik dikkatli bir gözlem yapılması büyük önem taşır. Çünkü DEHB, kişinin istemediği için değil; nörogelişimsel farklılıklar nedeniyle zorlandığı bir durumdur. Özellikle çocukluk döneminde yapılan yanlış yorumlar ve etiketlemeler, çocuğun benlik algısını olumsuz etkileyebilir ve uzun vadede duygusal sorunlara zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle ebeveynlerin, öğretmenlerin ve bakım veren tüm yetişkinlerin, şüpheli durumlarda yargılayıcı tutumlar yerine gözlemleyici, destekleyici ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri gerekmektedir. Davranışların sürekliliği, farklı ortamlarda ortaya çıkıp çıkmadığı ve çocuğun işlevselliğini ne ölçüde etkilediği dikkatle değerlendirilmelidir. Ardından, bu alanda uzmanlaşmış çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanlarına, klinik psikologlara yönlendirme yapılması, doğru değerlendirme ve uygun destek süreçlerinin başlatılması açısından kritik bir adımdır. Unutulmamalıdır ki erken fark edilen ve doğru şekilde ele alınan DEHB, bireyin potansiyelini ortaya koymasına engel değil; aksine doğru destekle güçlenebileceği bir farklılık hâline gelebilir.
KAYNAKÇA
Özmen, K., S., ‘’ Okulda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)’’, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, Aralık 2010, ss.1-10.
Özbay, A., Kayhan, Z., ‘’DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN (DEHB) NEDENLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ’’, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 2024;23(89):394-406
Doğangün, B., Yavuz, M., ‘’ Dikkat eksikli¤i hiperaktivite bozukluğu’’ , Türk Pediatri Arşivi, 2011;46:, 25-28.
Soysal, Ş., Özdemir, B., ‘’ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna Genel Bir Bakış’’ Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 2004, 13(3), 89-90


