Cuma, Aralık 5, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dijital Yakınlığın Yeni Yüzü: Parasosyal İlişkilerin Günümüzdeki Etkisi

Dijital çağ, insanın ilişki kurma biçimini kökten değiştirdi. Bir zamanlar yalnızca yüz yüze iletişimle gelişen yakınlık, artık ekranın diğer ucunda gördüğümüz insanlarla da kurulabiliyor. Sosyal medya figürleri, influencerlar, podcast yayıncıları, YouTuberlar ve hatta bir dizideki karakterle bile güçlü bir bağ hissetmek… Bu yeni yakınlık biçimi psikolojide parasosyal ilişki olarak adlandırılıyor. Horton ve Wohl’ün (1956) klasik tanımıyla parasosyal ilişki, izleyicinin medya figürüyle kurduğu “gerçekmiş gibi hissettiren ama tek taraflı” duygusal bağdır. Bugün bu bağ, tarihte hiç olmadığı kadar güçlü ve yaygın hâle geldi.

Neden Günümüzde Bu Kadar Artıyor?

Parasosyal ilişkilerin 2020’lerden itibaren yeniden yükselişe geçmesinin temel nedeni, dijital platformların sunduğu sürekli erişilebilirlik.

Eskiden bir ünlüyü sadece haftada bir televizyon ekranında görmek mümkündü.
Oysa bugün sosyal medya figürleri:

  • sabah uyanırken,

  • kahvesini yaparken,

  • spor salonunda,

  • terapiden çıkarken,

  • üzgünken veya sevinçliyken

yaşamını izleyiciyle anlık olarak paylaşıyor.

Bu durum psikolojide yakınlık illüzyonu olarak tanımlanır. Derrick ve arkadaşları (2008), sevilen bir içerik üreticisiyle kurulan parasosyal bağların beyinde “gerçek sosyal temasa benzer aktivasyonlar” yarattığını bulmuştu. Kısacası kişi, aslında hiç tanımadığı bu figürü gerçekten tanıyormuş gibi hisseder.

Yalnızlığın Dijital Çözümü

Günümüz insanı tarihte hiç olmadığı kadar “sosyal” görünürken, aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnız. Cacioppo’nun (2018) yalnızlık araştırmaları, dijitalleşmiş hayatın dışarıdan güçlü sosyal ağlar yaratmasına rağmen insanların içsel bağlanma ihtiyaçlarını karşılamadığını gösteriyor.

Bu boşluk, parasosyal ilişkilerin büyümesi için uygun bir zemin oluşturuyor.

Bu ilişkiler:

  • reddedilme riski barındırmaz,

  • çatışma içermez,

  • duygusal yük gerektirmez,

  • kişiye güvenli ve öngörülebilir bir ilişki sunar.

Bir kişi yorucu bir günün ardından sevdiği YouTuber’ın günlük vlog’unu açtığında rahatlamasının nedeni tam olarak budur. Kişi, bu figürün onu “duygusal anlamda anladığını” hisseder—her ne kadar bu ilişki tek taraflı da olsa.

Influencer Kültürü Parasosyal Bağları Nasıl Besliyor?

Influencer kültürü parasosyal ilişkiyi sadece güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda bilinçli olarak tasarlıyor.

Bugün birçok içerik üreticisi:

  • daha samimi görünmek için ev halini paylaşıyor,

  • kamera karşısında izleyiciyle konuşup “sen dili” kullanıyor,

  • iç sesini kaydedip duygularını açıklıyor,

  • sıcak ve minimalist bir estetik tercih ediyor.

Amaç, izleyicinin kendini “yakın hissetmesini” sağlamak.

Tukachinsky ve Stever (2019), modern parasosyal ilişkilerin sadece bir hayranlık biçimi değil; bir çeşit duygusal yakınlık deneyimi sunduğunu vurgular.

Bu nedenle insanlar influencerlarla yalnızca ilgilenmez; onlara bağlanır, onları “arkadaş” gibi görür.

Bu bağlamda parasosyal ilişki, dijital çağın en güçlü pazarlama dinamiklerinden biri hâline de gelmiştir. Çünkü kişi, bağ kurduğu figürün tavsiyesine daha çok güvenir, önerisini daha kolay benimser.

Parasosyal İlişki Tehlikeli mi?

Parasosyal bağların uzun süre “zararsız” olduğu düşünülse de günümüzde bu ilişkinin bazı riskli yönleri daha görünür hâle geldi.

Pozitif etkiler:

  • yalnızlığı azaltabilir,

  • kişinin duygusal ihtiyaçlarını geçici olarak karşılayabilir,

  • motivasyon ve ilham verebilir,

  • sosyal kaygıyı hafifletebilir.

Riskli hale geldiği durumlar:

  • gerçek ilişkilerin yerini almaya başlaması,

  • içerik üreticisine aşırı bağımlılık geliştirilmesi,

  • “beni görmeli, beni anlamalıydı” gibi karşılıklılık beklentilerinin ortaya çıkması,

  • kıskançlık, sahiplenme, hayal kırıklığı gibi duyguların ortaya çıkması,

  • sosyal izolasyonun artması.

Tek taraflı bir ilişki olduğu unutulduğunda kişi, gerçek ilişkilerdeki sınırları da karıştırabilir.
Bazı bireyler, içerik üreticisinin hayatına dair “hak sahibi” gibi hissedebilir — bu da hem kişi hem yaratıcı için zorlayıcı durumlar yaratabilir.

Bu Bağlama Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

Çünkü insan beyni, hikâyeye ve bağlanmaya programlıdır.

Birinin günlük rutinini izlemek, onun üzüntüsünü dinlemek, kahvesini yaparken sohbet etmesini duymak; sosyal beynin ödül merkezlerini aktive eder.

Bu nedenle parasosyal ilişki, modern çağdaki toplumsal dönüşümün bir yansımasıdır.

Gerçek ilişkilerin karmaşıklığına karşı:

  • kolay,

  • risksiz,

  • sürekli ulaşılabilir

bir alternatif sunar.

Ama bu ilişki, gerçek ilişkilerin yerini aldığında kişi duygusal olarak daha da yalnızlaşabilir.

Sonuç: Yeni Bir Yakınlık Ekosistemi

Parasosyal ilişkiler dijital çağın en güçlü psikolojik olgularından biri hâline geldi.

Artık bir ilişkiyi sadece iki kişinin bir araya gelmesi olarak tanımlamak yeterli değil; kişinin ekran başında hissettiği bağ da bir ilişki formu.

Asıl mesele şu soruda yatıyor:

“Bu bağ beni besliyor mu, yoksa beni gerçek insanlardan uzaklaştırıyor mu?”

Dijital dünyanın sunduğu görünmez yakınlık, insanı hem iyileştirebilir hem de yalnızlaştırabilir.
Önemli olan, bu ilişkinin nerede başladığını ve nerede gerçek bağların önüne geçtiğini fark edebilmek.

Kaynakça

Cacioppo, J. (2018). Loneliness: Human nature and the need for social connection.
Derrick, J. L., Gabriel, S., Hugenberg, K. (2008). Social surrogacy: How media figures fulfill belongingness needs. Journal of Experimental Social Psychology.
Horton, D., Wohl, R. (1956). Mass communication and parasocial interaction. Psychiatry.
Tukachinsky, R., Stever, G. (2019). The psychology of parasocial relationships. Current Opinion in Psychology.

Ece Su Kol
Ece Su Kol
Ece Su Kol, lisans eğitimini Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde tamamlayarak 2021 yılında “psikolog” unvanını almıştır. Lisans eğitimi boyunca, Ankara Gazi Mustafa Kemal Meslek ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi gibi çeşitli kurumlarda gönüllü stajlar yaparak mesleki deneyim kazanmıştır. Mezuniyetinin hemen ardından, Boylam Psikiyatri ve AMATEM Hastanesi'nde Klinik Uygulamada Psikoloji Okulu (KUPO-N) ve Nesnel Değerlendirme Eğitimi alarak uzmanlık yolculuğunu sürdürmüştür. 2023 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’na başlayan Ece Su Kol, bu süreçte Bilkent Şehir Hastanesi ve Temada Psikiyatri Merkezi gibi yataklı psikiyatri servislerinde alan çalışmaları gerçekleştirmiştir. Eğitim sürecinde Doç. Dr. Meryem Karaaziz’in rehberliğinde psikoterapi süpervizyonunu tamamlamış olup, şu anda tez çalışması aşamasındadır. Uzmanlık alanını derinleştirmek adına; Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi, Bilişsel Davranışçı Temelli Oyun Terapisi Eğitimi, Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu’ndan İleri Düzey Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi gibi birçok nitelikli eğitim programını tamamlamıştır. Ayrıca Türk Psikologlar Derneği’nden Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) eğitimi almış ve şu anda Davranış ve Kognitif Terapiler Birliği bünyesinde Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur tarafından verilen Kognitif ve Davranış Terapileri (KDT) Eğitimi’ne devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar